Suriye'deki iç savaşın başlamasından bu yana Türkiye her zamanki gibi yine Amerika'nın müttefikliğine soyundu. Ve bu bağlamda ABD'nin çıkarlarını gözeterek Suriye Lideri Esad'ın karşısında muhalif güçleri destekledi. Bu desteği ise Sunni müslümanların eziyet çektiğini belirterek vatandaşın güvenoyunu almasıyla sonuna kadar sürdürdü. 

Esad'a karşı muhalif güçlerin desteklenmesi sonucunda özellikle Rusya ve İran ile ikili ilişkilerin negatif yönde seyretmesini doğurdu. Bu seyir Rus jetinin düşürülmesi ile en üst seviyelere çıktı. 

Fakat Rus jetinin düşürülmesinden birkaç hafta önce Erdoğan ve Putin'in görüşmesinden (G20 Zirvesi) yeni bir yaklaşım doğmuş ve bu yaklaşım Rusya'nın önderliğinde gün yüzüne çıkmıştı. 

Rus Devlet Başkanı Putin ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de Esad'ın da içinde bulunduğu bir çözümün olabileceğini söylemişti. Tamamen Amerika ve Avrupalı (NATO) devletlerin politikasına karşı bir duruşa Erdoğan resmen "Varım" demişti. 

Fakat Rus jetinin düşürülmesiyle birlikte yaşanan gerginlik Putin ve Erdoğan görüşmesinden ortaya çıkan Esad'lı çözümün sonu oldu. Bu son bulma ile birlikte Erdoğan ve Türk siyaseti yeniden yüzünü NATO ve Amerika'ya dönmek zorunda kaldı. Sonuç olarak Türkiye, yine Esad'ın karşısında oldu. 

Rus jetlerinin düşürülmesiyle birlikte Türkiye hem ekonomik olarak hem de siyasi olarak büyük bir kriz içerisine girdi. Bu krize daha fazla dayanamayan Erdoğan ve AK Parti hükümeti önce dış politikada başarısız olan Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görevine sonra verip ve yerine Binali Yıldırım getirdi. Hatırlarsanız Binali Yıldırım başbakan seçildiği ilk grup toplantısında komşularımızla olan sorunları çözeceğiz demiş ve "Rusya Günü" nde Erdoğan Putin'e, Binali Yıldırım ise Medved'e mektup yazarak düşürülen Rus uçağı için üzüntülerini dile getirmişti. 

Bu süreçten sonra yaşanan en büyük gelişme ise FETÖ'nün düzenlediği 15 Temmuz askeri darbe girişimi oldu.

Hatırlarsanız 17 - 25 Aralık operasyonlarından sonra Gülen Örgütü'ne yönelik olarak sürdürülen operasyonlar hız kazanmıştı. Sürdürülen bu operasyonlar hem cemaat kanalında hem de hükümet kanalında siyasi ve hukuki boyutlarda iken 15 Temmuz'da silahlı çatışmaya evrildi. 

FETÖ'nün 15 Temmuz'da giriştiği askeri darbe girişimine "Silahlı Ayaklanma" denmesi daha doğru olur. 1960 - 1980, 28 Şubat gibi daha önceki askeri darbeler ve muhtıralarda ya ekonomik sıkıntının varlığı, ülke içindeki güvenlik zafiyetinin üst seviyelere çıkması ya da Atatürk İlke ve İnkılapları'nın (Laiklik) tehlikeye girmesi sonrasında yaşanırdı. 

Fakat 15 Temmuz askeri darbe girişimi sırasında yeni bir toplum modelinin yaratılması ya da siyasi - ekonomik kriz değil tamamen FETÖ'nün duyduğu rahatsızlık sonucunda ortaya çıktı. 

Peki FETÖ ile birlikte Amerika ile yaşanan krizlerin de paralel olarak ortaya çıkması bir tesadüf mü? 

Hükümete yakın kaynakların ve medya kuruluşlarının FETÖ ile birlikte ABD'nin de darbe girişimi içerisinde bulunduğunu söylemesi ile birlikte AK Parti hükümeti ve Tayyip Erdoğan karşısına çok güçlü bir düşman aldığının farkına vardı. Bu yüzden 15 Temmuz gecesi Erdoğan vatandaşlara seslenirken, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi direneceğiz" diyerek bu iki düşmana karşı yalnızca kendi tabanına değil toplumsal birleşmeye ihtiyaç duyduğu için tüm Türk halkına seslenmiştir. 

Bu sesleniş sonrasında FETÖ'nün askeri ve siyasi kanada yerleştirdiği militanları aracılığı ile düzenlediği darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Peki bundan sonra ne olacak?

Erdoğan'ın devrimi Rus jetlerinin düşürülmesini ve 15 Temmuz'u getirdi
AK Parti hükümeti ,Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde Suriye politikasında değişikliğe gidecek. Bunu kesinlikle söyleyebiliriz. Darbe girişiminin artçı etkileri ve tehdidin tamamen yada büyük bir kısmı ortadan kalkması ile birlikte Rus jetlerinin düşürülmesinden önceki "Suriye'de Esad'ı da içeren bir çözüm politikası" yeniden ve daha sağlam temellerle masaya yatırılacak. 

Türkiye - Rusya - FETÖ - ABD - Suriye arasında yaşanan bu olguların iyi kavranması gerekiyor. Yaşanan bu gelişmeler aslında Erdoğan'ın Türkiye tarihinde bir ilki gerçekleştirmek istediği hayalinin sonucudur. Bu hayal hem bölgesel hem de küresel olarak büyük değişimlere neden olacak. 

Türkiye yavaş yavaş ABD ve NATO yanlısı politikadan vazgeçmeye başlıyor. Yaşanan 15 Temmuz darbesi tamamen bu girişimin sonucunda ortaya çıkmıştır. 

Eğer Erdoğan ve AK Parti hükümeti bu politikasında başarıya ulaşırsa Türkiye'nin İran, Çin, Rusya ve Suriye ile iyi ilişkiler içerisine girmemesi içten bile değil. Bu değişim ABD ve Avrupa ile olan iyi ilişkilerin sonunu getirecek. Kısacası tüm dünya siyasetinde değişimlere neden olacak. 

Tüm bu yaşanan gelişmelere baktığımızda FETÖ'nün ABD'nin istediği gibi Türkiye'nin kendi güdümünde kalması için kullandığı maşadan ibaret olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.