Son zamanlarda aklımı kurcalayan,herkesin de kafasını kurcalatması gereken bir konu var. Okula başladığımız ilk günden beri hep bilgiyle doldurulmaya çalışıldık. Her derse giderken bize yüklenen bilgileri pekiştirmek için ödevler yaptık, sorular çözdük. Her dönem performans adı altında yaptığımız bir veya iki tane ödevimiz olurdu.

İnternet henüz bu kadar tüm evlere girmemişken ansiklopedilerin içine girer, kütüphanede kaybolurduk. Ama bunlar her dönem bir veya iki kere yaptığımız şeylerdi. Tabi vardır kendini geliştirmeyi erkenden öğrenmiş araştırmacı çocuklar. Çok nadir bulunur bunlardan. Hele ki kafasını bilgisayardan, telefondan kaldırmayan yeni dönem milenyum çocukları arasında böylelerini bulmak neredeyse imkansızdır. Bu çocuklar hazıra konmaya alışmıştır, ee tabi biz de.

Böyle hazıra konmakla her şey copy paste oldu. Araştırmayı, öğrenmeyi bilen insanları kopyalamak, kendinden bir şey eklememek çağın getirdiği bir hantallık oldu. Bu hazıra konma refleksi  aile ve ilk okul döneminde başlıyor tabi. Sonra değişmek bir hayli zorlaşıyor. Aileler kendi doğrularını kendi yanlışlarını aşılıyor, öğretmenler bilgiyi tepside sunuyor. Bundan dolayı çocuklar düşünmeyi unutuyor hatta belki hiç öğrenmiyor.

Aileler çocuklarının kendi doğrularını bulabileceğine inanmıyor. Çünkü genelde onlar da bulamamış oluyorlar. Onlar da kendi ailelerinin doğrularını benimsemiş oluyorlar. Bu bir kısır döngü. Kısır döngüden kurtulabilirsen helal sana. Öğretmenlerde de aynı durum söz konusu. Onlara sunulan hazır bilgileri onlar da kendi öğrencilerine sunuyorlar. Bu daha kolay geliyor herhalde. Soru sormayan çocuklar. Kolay tabi. Üniversitede hocalarım bizlere düşünmeyi öğretmeye çalıştı. Araştırmayı öğretmeye çalıştı. Belki de bölümümüzden dolayı.

Bana ilginç gelen kafamı kurcalayan işte bu. Neden bunu bize çocukken öğretmediler de bizler daha kültürlü, daha düşünceli, daha aydın insanlar olamadık?
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.