Girişimcilikte en önemli şeylerden biri tecrübedir. Yeni girişimcilerin de en büyük eksikliği tecrübe oluyor. Ne kadar araştırsanız, öğrenmeye çalışsanız da kendi tecrübeleriniz asla size anlatılanlar ya da okuduklarınız gibi olmuyor maalesef.
Eninde sonunda siz de herkes gibi kendi tecrübelerinizi edineceksiniz. Genellikle bunların çoğu yaptığınız hatalardan öğrendiğiniz acı tecrübelerden oluşacak. Mutlaka her insan gibi sizde hata yapacaksınız ve bu hatalardan dolayı mutlaka acı çekeceksiniz. Bizim de bu yazıda ki amacımız işte o acıyı biraz olsun yumuşatabilecek önlemleri alabilmeniz için minik bir farkındalık duygusu oluşturabilmek.

1. Ofisi çok küçük veya çok büyük tutmak

Ofis çok küçükse gerektiğinde daha büyüğüne geçilir. Ofis çok büyükse genişlemek için yeterince yer var demektir. İkisi de doğru olmakla beraber girişimcilik denge sağlama oyunudur. Fazla büyük bir ofisiniz varsa daha birinci günden değerli kaynaklarınızı fazla kira, stopaj gibi gereksiz masraflarla ziyan etmeye başlamışsınız anlamına gelir.
Artık sığmadığınız bir ofisten bir an önce kurtulmak istediğiniz sırada yeni ve uygun bir ofis bulmanınsa ne kadar zor olabileceğini tahmin bile edemezsiniz. Taşınmak aklınıza gelebilecek hemen her konuda sorun çıkabilir.
En iyisi önümüzdeki 6 – 12 ay içerisinde ulaşmayı planladığınız personel sayısını hesap edip, seçiminizi ise bu sayıda kişinin sığabileceği bir ofisten yana kullanmak.

2. Personelin mutluluğunu göz ardı etmemek

Personelinizden verim alabilmek için onları mutlu etmeniz gerekiyor. Yeni bir girişimin genellikle personeli ekonomik açıdan mutlu etme imkânı pek yoktur. Kariyer açısından da yeni bir girişim herkesin ilk tercihi olmayabilir. Ama sağlanacak ufak faydalar ve en önemlisi doğru iletişim ilk aşamada yeterli diyebiliriz.
Personelin mutluluğunu ön planda tuttuğunuzu göstermeniz, hem yeni çalışma arkadaşlarını işe alırken, hem de var olanların kaçmasını önlerken işinize bir hayli yarayabilir.

3. Çok erken veya çok geç eleman almak

Henüz ürün hazır değilken, o ürünü tanıtmak veya satmak için ekibi şimdiden kurmak çok da doğru bir yatırım değil. Diğer yandan her personelin bir adaptasyon süresine ihtiyacı olacağını ve bu esnada sizin de onu bir süre değerlendirmek isteyebileceğinizi unutmayın. Üstelik bu süre sonucunda adaptasyon sağlamayıp ayrılmak isteyebilir veya siz memnun kalmayabilirsiniz.
Bu yüzden çok değil ama personeli ihtiyacınız olduğundan biraz erken işe almak perk çok yeni girişim için ideal bir denge olabilir.

4. Ofisi tecrübesiz elemanlar ile doldurmak

En sık yapılan hatalardan biri maliyetini ve beklentileri daha düşük olduğu için işe yeni eleman alırken önceliği junior’lara vermek. Evet gerçekten daha tecrübesiz elemanların maaş beklentileri de, işten beklentileri de tecrübeli elemanlara göre daha düşüktür.
Genel kabul görmüş bir yaklaşıma göre tecrübeli elemanların maliyeti junior’lara göre 3 kat fazladır ama 6 kat verimli çalışırlar. Üstelik yönetilmeye daha az ihtiyaç duydukları ve ofis yaşantısı konusunda tecrübeleri olduğu için ofisteki junior’lara da iyi birer rol model olurlar.

5. Kendi yapamayacağınız bir işe girmek

Sınırlı kaynaklar ile her zaman yapılabilecek her şey için birini işe almak mümkün olmayabilir. Daha da önemlisi, alabilseniz bile işin en kritik noktasında personelinize bağımlı hale gelmek çok da tercih edilecek bir şey değil. Çünkü o personelin yarın öbür gün işten ayrılmayacağı veya rahatsızlanıp belli bir süre ofiste olmayacağının garantisi yok. Eğer bu işlerin durmasına yol açma riskini de beraberinde getiriyorsa yanlış bir noktadasınız demektir.

6. Yanlış ortaklıklar kurarak yola başlamak

Siz değilse bile ortağınız işlerin bir kısmını yapabiliyor olmalı dedik. Çünkü hiç kimse her şeyi tek başına yapamaz. Teknik olarak becerebilecek bile olsa zaman kavramı bunu yapmasına izin vermez. O yüzden en azından belli durumlarda sırtınızı yaslayabileceğiniz bir ortağa ihtiyacınız var demektir.
Güvenilir ve dengeli bir kişiliğe sahip olması zaten ilk koşullardan biri. Bağladığı büyük bir iş sonrasında süperstar moduna girerek, şirketin ayakta kalması için hayati öneme sahip müşteriyi de alarak, her şeyi kendi yapma düşüncesiyle ayrılarak işleri eline yüzüne bulaştırması inanın sandığınızdan daha sık karşılaşılan bir durum.

7. Yeterince esnek olmamak

Ürününüzde beklenmedik sorunlar çıkabilir. Hedef kitleniz olarak tanımladığınız grubun daha önceden ön göremediğiniz yeni ihtiyaçları ile karşılaşabilirsiniz veya hedef kitlenizin beklentileri zaman içerisinde değişebilir. Türkiye’de yaşadığımızı hesaba katınca dış etmenlerin çok uzun süre tahmin edilen çerçeve içerisinde kalması da pek gerçekçi değil.

8. Büyük resmi görememek

Tabi ki bunu yapabilmek için işin içinde boğulmamış olmanız gerekiyor. Girişimizi olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek mikro ve makro düzeydeki değişimleri gözden kaçırmamak için, zaman zaman işi bir kenara bırakıp, her şeye dışarıdan bakabiliyor olmanız gerekiyor.

9. Detayları sürekli gözden kaçırmak

Kendinizi müşterinin yerine koyarak, bir mühendis bakış açısıyla değil, son kullanıcı gibi ürününüzü değerlendirdiğinizde genellikle ilk başta aklınıza gelmemiş bazı özelliklerin aslında eksik olduğunu fark edebilirsiniz.
Fakat genellikle bunları işin üretimine çok fazla girmiş olan kişilerin ayırt etmesi daha zordur. Eğer siz bu yüzden detayları sizden daha iyi görebilecek birilerinden yardım isteyin. Eşiniz, dostunuz, arkadaşlarınız bu konuda tahminlerinizin ötesinde yardımcı olabilirler.

10. Önceliklerini belirleyememek

Üzerinde çalışılacak her iş kalemi, toplama doğrudan faydası oranında önem taşır. Öncelik belirlemede işleri klasik “Acil – Önemli – Acil değil – Önemli değil” şeklinde sınıflandırmak, öncelikleri belirlemek açısından çok işinize yarayabilir.

11. Büyürken kontrolü kaybetmek

İşlerin ne zaman büyümeye başlayacağını çoğu kez baştan ön görmeniz mümkün değildir. İki hafta önce 10 tane müşteriniz varken, bugün bir anda 10 yeni müşteri daha alabilirsiniz. Çok büyük ihtimalle bu gibi ani büyümeler karşısında hazırlıksız yakalanacaksınız ve acil önlem alma dürtüsüyle (en azından yarısı hatalı) yeni adımlar atacaksınız.
Çok büyük ihtimalle tam da bu noktada personel eksiğiniz olacak, acilen eleman arayıp ilk başvuranları yeterince değerlendirmeden işe almak isteyeceksiniz. Bir internet işi yapıyorsanız var olan sunucunuz artan trafiği kaldıramayacak ve tam da işler büyürken siteniz sık sık kapanacak.
Eğer bunlar için önceden bir plan yapmazsanız tam da işler iyi giderken bir anda teknenin alabora olması işten bile değil. Acil durum planlarınızı baştan yapın. Henüz işe almadığınız ama beğendiğiniz başvurulardan bir liste her zaman elinizin altında olsun. Sunucu, üretim vs. gibi konularda yedek planlarınızı en baştan yapmış olun.

12. Rakamlarını bilmemek

Buradaki “bilmeniz gerekiyor” kısmını okuyup geçmemenizi öneririm. Çünkü burada “bilemeniz gerekiyor” derken kast ettiğim şey nefes alıp vermeyi bildiğiniz gibi bilmeniz gerekiyor.
Bu sayede her an aklınızda olan bu rakamları nasıl geliştirebileceğinizi düşünüyor olacaksınız ve hiç beklemediğiniz bir anda aklınıza gelen yeni ve süper bir fikir her şeyin değişmesini sağlayabilir. Ayrıca ne zaman bir yatırımcı ile aynı masaya denk geleceğinizi, onun işiniz ve rakamlarınızla ilgili merakının uyanacağını kestiremeyebilirsiniz. Öyle bir durumda “ben size konuyla ilgili bir e-posta göndereyim” demek tabi ki bir seçenek ama kesinlikle sorduğu her soruya o anda cevap vermek kadar etkileyici olamaz.

13. Duygusal davranmak

Günün birinde girişimi satmak söz konusu olduğunda kendini “çocuğunu satıyor” gibi hisseden girişimci, sadece bu yüzden takılıp kalabiliyor. Bu nedenle de hem girişimin yeni sahibinin sağlayacağı kaynaklarla daha da büyümesinin önünü kapatmış oluyor, hem de kendisi için yeni mecralara yelken açmak fırsatını kaçırıyor.
Bu yazıda yeni girişimcilerin sık yaptıkları 13 hatayı bir araya getirdim ama aslında liste daha da uzun. Siz de isterseniz yorumlarda kendi sık karşılaştığınız maddeleri ekleyebilirsiniz…

Yorumlar
Editör Hakkında