Ozon terapisi her derde deva mı, değil mi?
banner121

Independent Türkçe'nin haberine tarafından tamamlayıcı bir çare yöntemi olarak daha sık uygulanan "ozon terapi" nedir, ne değildir? Nasıl ve kimlere uygulanır? İşte, her geçen gün daha sık duyduğumuz "ozon tedavisi"ne ilişkin merak edilenler…

Son yıllarda Türkiye'de ve dünyada çabucak yayılan "ozon terapisi"nin öyle fazla sıhhat sorununa iyi geldiği ileri sürülüyor. Independent Türkçe'de yer alan haber şöyle;

Ozon tedavisinin uygulandığı hastalıklardan birazcık bahsedersek…

Diyabetten diş hastalıklarına, migrenden romatizmal hastalıklara ve dolaşım sistemi bozukluklarına…

Bitmedi! Eklemlerden, kulak çınlamasına, göz hastalıklarından, alzheimer ve demans gibi geriatrik hastalıklara, AIDS ve sedef gibi cilt hastalıklarından, kronik yorgunluğa…

Bakteri ve mantar enfeksiyonlarından, astım ve KOAH gibi solunum yolu hastalıklarına, selülit tedavisinden, toksinlerden arınmaya ve kanser hastalıklarına…

Liste böyle uzuyor. daima olduğu gibi, uzmanlarımıza danışmadan önce, ozon tedavisine ilişkin birazcık bilgi vermekte menfaat var…

Bütünleyici tıbbi yöntem olarak kabul ediliyor

Ilk Kez, "ozon tedavisi" üç oksijen molekülünün (O3 = Ozon) uygun cihazlarla vücuda uygulanmasıyla gerçekleşiyor.

Hatırlatmak gerekirse, henüz çok yeni olan "ozon gazı" keşfi, 19'uncu yüzyılın ortalarında gerçekleşti. Uzmanlar ozon gazını, üç oksijen atomundan oluşan belirsiz bir gaz olarak tanımlıyor. Ozon tedavisi dünyanın dört bir köşesinde uygulanıyor ve alt etkileri hala araştırılıyor.

Bilhassa bağışıklık sistemini etkileyen hastalıkların tedavilerinde iyi olduğu ileri sürülen "ozon tedavisi", hücreli yenilenmesini hızlandırmak, kan şekerini çökertmek, oksijen azlığını tamir etmek gibi böylece çok amaçla kullanılıyor.

Mevcut tedaviye destek amaçlı

Günümüzde stres, fena gıda alışkanlıkları, tembel hayat, hava kirliliği gibi nedenlerden ötürü antioksidan ve iyileşme kapasitemizin azalması, hastalıklara da davetiye çıkarıyor.

İşte çevresel ve ırsi hastalıklarla mücadelede "bütünleyici tıbbi usul" olarak uygulanan "ozon terapisi", gerçekten özel bir jeneratörle saf oksijenden elde edilen ozon gazının hastanın kendi kanıyla karıştırılması ya da gaz halinde vücudun çeşitli bölgelerine verilerek uygulanıyor.

Gözenekli Olan ve dokulardaki oksijeni artırmaya dayanan bu tedavi yöntemi, bağışık sisteminin güçlendiriyor ve kan dolaşımını hızlandırıyor.

Ozon tedavisinde, afiyet probleminin seyri, hastanın yaşı ve durumu gibi öbür unsurları hesap ederek belirleniyor. Yani isteyen herkese uygulanmıyor gerçekte.

Bağışıklığın güçlenmesi özellikle enfeksiyon hastalıklarına karşı koruma da sağlıyor.

bununla birlikte tansiyonu ve hormonları dengeleyip kas ve eklem ağrılarını azalttığı ve beyin fonksiyonlarının daha iyi çalışmasını sağladığı da söyleniyor.

Koronavirüse karşı da etkili

Ozon tedavisi üstüne yaşanan son büyük gelişme, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisiyle mücadelede dikkate layık bir faydası olduğu.

Virüs, bakteri, mantar ve mikropları öldürebilme özelliğine sahip ozon gazının koronavirüse karşısında korunmayı destekleyici kullanılabileceği iddiası, hatırlanacağı gibi, bir zaman önce milli medyada da geniş yer buldu.

Afiyet dosyamız için danıştığımız uzmanlara bunu da özellikle sorduk.

Bilim insanları ikiye ayrılmış

'Ozon tedavisi'nin bu uçsuz bucaksız görünen "şifa" iddiası, ister istemez akıllara, insanlığın sıhhat konusunda beklediği o "doğaüstü" büyük adımı attığı izlenimi veriyor.

Peki, gerçekte de "ozon terapisi" her derde derman bir tedavi yöntemi mi?

Aslına bakarsanız bu azıcık girift bir mevzu...

Şöyle ama, ulusal ve milletlerarası çoğu dernek "ozon tedavisi"ni tamamlayıcı tıp olarak görüyor, deneyimlerini her fırsatta paylaşıyor.

Ozon tedavisini savunuyor; bütünleyici tıp dünyasındaki yeri ve önemini düzenledikleri sepozyumlar, seminerler ve çalıştaylarla aralıksız tartışıyor.

Ama bütün bunlara rağmen, bir takım bilim insanları ise ozon tedavisi üstüne daha artı araştırma yapılması gerektiği kanısında.

Yani kimi bilim insanları, bu alternatif tedaviyi umut vadedici bulsa da faydaları konusunda çekimser. Bu konuda yapılan araştırmaları yetkisiz buluyorlar.

Natürel üstelik Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) açıklamaları var.  

FDA kadar 1976'da yapılan ve 2006'da tekrarlanan değerlendirmede, hastalıkların tedavisinde "ozon tedavisi"nin kullanımınının onaylanmadığı, hem ozonun "aşina faydalı bir tıbbi uygulaması olmadığı" yönünde kararı dikkat çekiliyor.

Keza, haber kaynaklarında, FDA'nın 2019'daki "Ozonun zehirli bir gaz olduğu, destekleyici ya da koruyucu tıpta aşina bir faydası olmadığı…" yönündeki bildirisi de karşımıza çıkıyor.

İşte bütün bu "olumlu" ve "olumsuz" görüşlere rağmen, dünyanın dört bir yanına binlerce hastaya "ozon tedavisi" uygulanıyor. Doktorlar deneyimlerini öbür platformlarda paylaşıyor.

Independent Türkçe için "ozon tedavisi"ni mercek altına aldık. Konuyla ilgili iki uzmanımız, sorularımızı samimi olarak yanıtladı. Evet, artık laf konunun uzmanlarında…

"Hastanın kilosu ve şikayetine tarafından uygulanır"

Ozonun üç oksijen atomdan oluşan, 2 atomlu oksijenin yüksek enerji içeren bir şekli olup değişken, bariz kokulu, havadan ağır, irritan bir gaz olduğunu belirte Yeditepe Üniversitesi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Sorumlusu Dr. Berna Atay Çetinçelik, "ozon terapi" hakkında şunları söyledi:

Doğadaki oksidan ajanlar arasında üçüncü en kaslı oksidan ajandır. Medikal tedavide kullanılan ozon 'Medikal Ozon' olarak adlandırılır. Medikal Ozon 'Tıbbi Ozon Jeneratörü' denilen cihazlardan, belirtilmiş bir akım hızı ve yüzde yüz saf tıbbi oksijenin yüksek elektriksel voltaja maruz bırakılmasıyla elde edilir. Ozon reaktif bir molekül olduğu için tıbbi amaçlı kullanımda ozon oksijen gaz karışımı olarak kullanılmaktadır. Hastadan kilosuna yerinde kan alıp şikâyetine kadar Ozon gazı cihazdan üretilip yerinde dozda kana verilip serum setinde kan ozonlanır ama fazla seri bir şekilde oksijene dönüşür ve hastaya geri verilir.

Arteryel dolaşım bozukluklarında, anjiyopatide, vaskülitlerde, viral ve bakteriyel enfeksiyonlarda, genel bağışıklık yetersizliğinde ve genel koruma - bağışıklığı güçlendirmede, onkolojide tamamlayıcı ilave olarak, kronik inflamatuar hastalıklarda, otoimmün hastalıklarda, akciğer hastalıklarında güvenle kullanılır.

"Bağışıklığa iyi gelir"

Ozon tedavisinin bağışıklık sistemini ilgilendiren hastalıklara karşı destekleyici bir yöntem olduğuna ilişkin iddiaları hakkında Dr. Çetinçelik, "Evet, dürüst. Oksijenlenmeyi artırdığı için, patojen mikroorganizmaların vücuttan uzaklaştırılmasında etkili bir çare yöntemidir. Bağışıklık sistemimiz, direncimiz düştüğünde fırsatçı enfeksiyonlara açık hale gelir. Ozon bu mikroplara enerjik antioksidan özelliği ile doğal antibiyotik, doğal antiviral hap gibi etki eder" değerlendirmesinde bulundu.

Ozon tedavisinin "tamamlayıcı" ve "koruyucu" tıbbın içinde fazla özel yeri olduğunun altını çizen Dr. Çetinçelik, "Hastalık daha kapımızı çalmadan önce profilaktik (koruyucu) olarak kesin aralıklarla ozon kürleri almak ileride oluşabilecek hastalıkları önlemede kayda değer bir yer alır. Bu da en kayda değer avantajıdır" dedi.

"Ozon tedavisinde 1 kür 15 seans"

Ozon tedavisinin, hastanın şikayetlerine ve ihtiyacına göre parenteral (damardan), intramuskülar (kas içine), intradiskal, lokal (nazal, oral vajinal, kolorektal) olarak uygulandığını anlatan Dr. Çetinçelik, 1 kürün 12-15 seans olduğunu söyledi.

Dr. Çetinçelik, hastanın ihtiyacına kadar seans sayısının uzayabileceğini, sonra idame tedavisinin ise 3 haftada bir ya da ayda bir olarak devam ettiğini aktardı.

Ozon tedavisinin kısa sürede etkisini gösterdiğini vurgulayan Dr. Çetinçelik, "Hasta ayrıntılarıyla koruyucu özelliğinden yararlanmak isterse fazla kısa zamanda (1-3 seansta) kendini daha enerjik hissediyor. Kronik rahatsızlığı varsa bu süre birazcık daha uzayabiliyor. Mesela iyi bir geri dönüş 6. ,7. seanslardan sonra oluyor. 1 kürü bitirdikten daha sonra (12-15 seans) ayda 1 le idame tedavisine geçilir" diye konuştu.

"Bilirkişi ellerde kuşkusuz güvenli bir usul!"

"Ozon tedavisi şüphesiz güvenli bir çare yöntemidir" ifadeleriyle konuşmasını sürdüren Dr. Çetinçelik, "Liyakat sahibi ve uzman ellerde herhangi bir alt etkiye rastlanmaz. Seans esnasında hastayı mükemmel gözlemlemek önemlidir. Dürüst endikasyonlarda uygulanırsa ciddi bir emrindeki etkisi olmamakla birlikte nadir durumlarda hemoliz ve gaz embolizasyonu olabilir" dedi.

Ozon tedavisi kimlere uygulanmaz?

Peki, ozon tedavisi, kimlere uygulanabilir, kimlere uygulanamaz?

Dr. Çetinçelik, bunu şöyle izah etti:

Glukoz -6- fosfat -dehidrogenaz enzim eksikliği (Favizm) olanlar, Kontrolsüz Hipertiroidisi bulunanlar, Lösemi hastaları şüphesiz kullanmamalı. Rölatif kontrendikasyonlar yani hastanın durumuna göre kullanılmaması gereken durumlar ise, Akut kanamalı hastalıklar (MI,SVA kanama birincil 21 günde), Gebelik (özellikle birincil üç ay), Kanama bozukluğu, Trombositopeni olan kişiler, teftiş altına alınamayan kardiyovasküler hastalığı olanlar, Total antioksidan kapasitesi adamakıllı zayıflamış hastalar ve Organ nakli yapılan hastalar.

"kişiye özel doz yapılmalı"

Ozon tedavisinin kontrollü dilekçe yapıldığı takdirde mutlak bir kontrendikasyonu (zıt veya zıt tesir) olmadığını vurgulayan Dr. Çetinçelik, "Mevcut bildirilen komplikasyon yaşanmış bütün vakalar malpraktis (yanlış başvuru formu) neticesidir. Belirlenmiş kişisel doz ayarı yapılmalı. Mutlaka asepsi kurallarına dikkat edilmeli, doz ve başvuru yollarında uygun seçimler yapılmalıdır. bu arada bilhassa belirtmek isterim, Ozon tedavisi sırasında hastaların kullanmakta olduğu ilaçları hekimlerinin kontrolü ve bilgisi dahilinde almaları gerektiğini, uygulamakta olduğumuz akupunktur ve diğer tamamlayıcı doğal tıp yöntemlerinin mevcut rahatsızlığınıza tezgâhtar ve doğal yardım amaçlı olduğunun unutulmaması gerek" uyarısında bulundu.

Kaynak: www.sacitaslan.com URL: https://www.sacitaslan.com/ozon-terapisi-her-derde-deva-mi-degil-mi-haberi-555458

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.