A'lâ Suresi 14. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

A'lâ Suresi 14. ayeti ne anlatıyor? A'lâ Suresi 14. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

A'lâ Suresi 14. Ayetinin Arapçası:

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰىۙ

A'lâ Suresi 14. Ayetinin Meali (Anlamı):

Açık Konuşmak Gerekirse kurtuluşa ermiştir her türlü kötülük ve günahlardan arınan,

A'lâ Suresi 14. Ayetinin Tefsiri:

Şüphesiz kendini arıtan; Kur’lahza’ın ve Peygamberin öğütlerine kulak verip kalbini küfür, şirk ve kötü ahlâktan, bedenini madi mânevî pisliklerden, zekât verip malını kul hakkından temizleyen böylece takvâ ve haşyet duygularını geliştirip artıran ve Allah huzurunda temize çıkmak için çalışıp çabalayan; kalbiyle ve diliyle Allah Teâlâ’yı zikredip O’nu kesintisiz hatırda tutan ve farz namazlar ilk önce elde etmek üzere vacip ve sünnet öteki namazlara da devam eden felâha erer; korktuklarından kurtulur ve umduklarına kavuşur.

İnsanın sorumlu olduğu tüm fiil ve davranışlar üç grupta toplanabilir. Birincisi kalpten hatalı inanç ve bozuk düşünceleri temizlemektir ancak ayetteki اَلتَّزَكّ۪ي (tezekkî) buna tekâbül eder. İkincisi Allah zü’l-celâli zâtı, sıfatları ve fiileriyle tanıyıp kesintisiz Allah bilinci ile yaşamaktır ancak buna da ayetteki اَلذِّكْرُ (zikir) karşılık kazanç. Üçüncüsü ise Allah’a kulluk ve mahlukatına hizmetle aralıksız meşgul olmaktır ki ayetteki اَلصَّلٰوةُ (salât) kelimesi de bunu karşılar. Zira salât, tevazu ve huşûdan ibarettir. Dolayısıyla bu üç lafızla müslümanın sorumluluk sahibi olduğu bütün vazifelere dikkat çekici edilmiştir. Kalbini Allah bilinciyle aydınlatan kişinin diğer bütün azalarından bu alçakgönüllü ve huşûun göstergeleri ortaya çıkar.

Cenâb-ı Yargı secdeye elverişli yüzler, ibret almaya elverişli gözler, hizmete elverişli bedenler, mârifete elverişli kalpler ve ve muhabbete elverişli gönüller yaratmıştır, Eğer insan dili tevhid okuyan, kalbi Allah’ı tanıyan ve bedeniyle kulluk eden biriyse üzerindeki bu nimetlerin kıymetini bilmesi gerekir. Ama o, kendini kurtuluşa götürecek işler yapmıyor bilakis dünya hayatını seçim ediyor; orada hemencecik elde edebileceği yeme, içme, eğlenme ve sanki zevklerin peşine düşüyor ve tüm varlığını o uğurda harcıyabiliyor. Âhiret mutluluğunu temin edecek uğurlu, temiz ve hoş işleri erteleyebiliyor. Halbuki nimetleri ve lezzetleri itibariyle âhiret hayatı, kuşkusuz dünyadan fazla daha iyi, üstün ve ebedidir. Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşer aklının düşünmediği emsalsiz nimetler bulunmaktadır. Öteki yönden dünya gelip geçici, cennetteki hayat ise ebedidir, süreklidir. Onda asla kesinti olmayacaktır. O halde dünya hayatını seçim edip günden güne korkunç uçurumlara dürüst yuvarlanarak sonunu berbat etmektense, âhiret hayatını seçim edip orada refah ve mutluluğa erdirecek sâlih ameller işlemek, dünyadaki bıkkınlık ve zahmetlere de bu gayeyle sabretmek daha uygun bir yol olacaktır.

Kur’an’ın bu eşsiz mesajlarına mü’min, kâfir ya da Ehl-i kitap tüm halk müziği kulak vermelidir. Zira:

A'lâ Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

A'lâ Suresi 14. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/ala-suresi-14-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.