Abese Suresi 12. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Abese Suresi 12. ayeti ne anlatıyor? Abese Suresi 12. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Abese Suresi 12. Ayetinin Arapçası:

فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ

Abese Suresi 12. Ayetinin Meali (Anlamı):

Dileyen ondan tavsiye ve ders alır.

Abese Suresi 12. Ayetinin Tefsiri:

Kur’ân-ı Kerîm ve onun âyetleri Allah Teâlâ göre kullarına bir hatırlatmadır, öğüttür, nasihattir. O, insanın ebedî geleceğini yakından ilgilendiren ve akılla bilinmesi olası olmayan gerçekleri haber verir. Peygamber’in vazifesi de Kur’lahza ile öğüt vermektir. Ama dileyen ondan öğüt alır, dileyen almaz. Lakin kimsenin de Allah’a aleyhinde ileri süreceği bir bahanesi kalmaz.

Bu âyet-i kerîmelerde iki husus dikkatimizi çeker. Birincisi içine Kur’lahza’ın yazılı bulunduğu sahifelerdir. Bu sahifelerin üç mühim vasfı vardır. Bunlar:

مُكَرَّمَةٌ (mükerreme): Allah katında haysiyet ve ikramla seçkin kılınmış, derin saygı ve saygıyla alınıp tutulması gereken, hürmet layık, hürmet edilen sahifelerdir. Bu sahifeler dini yönden şereflidir; çünkü bunlar o kadar fazla ilim ve hikmet ihtiva etmektedir. Bunlar şereflidir, zira onları onurlu melekler indirmişlerdir. Bunlar levh-i mahfûzdan inmiş, kerîm olan bir Rabbden gelmişlerdir. Dolayısıyla bunların değeri, sahiplerinin değerinden kaynaklanmaktadır.

مَرْفُوعَةٌ  (merfû‘a):  Yüksek tutulmuş, kıymeti ulu, yukarıda ve el üzerinde tutulması zorunlu olan sahifelerdir. Yine bunlar, Allah indinde kadri ulu olan, kesin olmama ve tenakuzlardan uzak tutulmuş yer alan sahifelerdir.

مُطَهَّرَةٌ (mutahhara): Tertemiz, maddî veya mânevî hiçbir leke bulaşmamış, son derece pak tutulmasına özen gösterilen, benekli ve taharetsiz eller sürülmeyen sahifelerdir. Her türlü pislik ve kirden arınmış, müşriklerin üzerine inmekten uzaktan tutulmuş, kararsızlık ve çelişkilerden de temizlenmiş sahifelerdir. Onlara şeytanların elleri dokunamaz. Bu m3anaya dikkat çekici edilmek üzere âyet-i kerîmede, “Tertemiz olanlardan başkası ona dokunamaz” (Vâkıa 56/79) buyrulmuştur. Tertemiz olanlardan niyet öncelikle meleklerdir. “Sahifeler” sözünün ise, “Nûn. Kaleme ve kalem ehlinin satır satır yazdıklarına yemin olsun” (Kalem 68/1) ayetinde geçtiği üzere yüce Kalem’in Levh-i Mahfûz’a yazdığı sahifeleri, meleklerin Levh-i Mahfûz’dan yazıp alarak vahiy aracılığıyla getirdiği sahifeleri ve daha sonra Mushaf sahifelerini teşkil eden genel mânada Kur’an sahifelerini açıklama etmiş olması en içten olanıdır.

İkinci nokta ise bu sahifelerin كِرَامٌ (kirâm) ve بَرَرَةٌ (berara) sıfatlarıyla vasıflanmış سَفَرَةٌ (sefere) tarafından yazılmış ya da getirilmiş olmasıdır.

سَفَرَةٌ (sefere), “kâğıda dökmek” seslenmek olan اَلسَّفْرُ (sefr)den türemiş olup kâtip, kitap yazıcı, hattat mânalarına kazanç. Bu kelimenin aslı da örtülü bir şeyi başlamak mânası da vardır. Yazı yazmak da mâna ve maksadı bir nevi açıklama yapmak ve açıklamak seslenmek olduğu için yazmaya sefr, yazana sâfir, yazılan şeye de sifr denilmiştir. اَلسَّفْرُ (sefr) “süpürmek” mânasına da gelebilir. Bundan اَلسَّافِرُ (sâfir), süpürüp temizleyici çağırmak olur. Şu halde sahifelere kadar “sefere”, yazan katipler ya da getiren elçiler yahut süpürüp temizleyen kitap bekçileri, kitapçılar seslenmek olabilir. Çoğunlukla “yazıcı” ya da “elçi” olan melekler mânasında iyi anlamak daha isabetli olacaktır.

Bahsedilen “sefere”nin iki önemli vasfı vardır:

كِرَامٌ (kirâm): “Kerîm”in çoğuludur. Layık devretmek ve hürmet etmek mânasına gelen “keramet”deri olmasına tarafından, yüce Allah katında değerinde verilip hürmet duyulan varlıklar aramak olur. Lutuf ve bağış mânasına gelen “kerem”den türemiş olmasına tarafından de, mü’minlere karşı iyilik sever ve şefkatli, onlara güzel şeyler söyler ve onlar için mağfiret talep eden varlıklar çağrıda bulunmak olur.

بَرَرَةٌ (berara): اَلْبَرُّ (berr)in veya اَلْبَارُّ (bârr)in çoğuludur. Berr’in çoğulu olduğuna tarafından, fazla hayır sahibi, bârr’in çoğulu olduğuna göre de laf ve fiillerinde doğru demek olur oysa, ikisini de şumûlüne olmak üzere “takvâ sahibi kişiler, itaatkar ve sadık kimseler” olarak mâna verilir. Bunların daha ziyade “melekler” olduğu kabul edilir. Çünkü sefîr ve rasûl kelimelerinin taşıdığı elçi mânası, benzer şekilde melâike kelimesinin de mânasıdır. Şu halde bu vasıf, ibaresinin taşıdığı mâna dolayısıyla melekler hakkında direkt nass, insanlardan bu vasıfları taşıyanlar hakkında da dolambaçlı yoldan işarettir.

Hâsılı Kur’lahza pek yücedir ancak, tüm noksanlardan temizdir, kimseye yoksul değildir. İnsanların, kendisini kabullenmesine ihtiyaç duymayacak derecede yüce bir kitaptır. Dürüst yolu bulmak isteyen bu kitaba inanmalı ve onun getirdiklerine teslim olmalıdır. Somurtkan takdirde onların müstağnî davranmaları ve büyüklenmeleri bu yüce kitabın azametini azaltamayacaktır. Bilakis bu kitap onların gururunu yerle bir edecektir.

İnsanların çoğunun Kur’lahza’dan yüz çevirmesinin sebebine gelince:

Abese Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Abese Suresi 12. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/abese-suresi-12-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.