Abese Suresi 5. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Abese Suresi 5. ayeti ne anlatıyor? Abese Suresi 5. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Abese Suresi 5. Ayetinin Arapçası:

اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ

Abese Suresi 5. Ayetinin Meali (Anlamı):

Lakin kendisini ihtiyaçsız görüp seni dinlemeye tenezzül etmeyene gelince,

Abese Suresi 5. Ayetinin Tefsiri:

İslâmı tebliğde uyarı edilmesi gereken esasların çok tesirli bir üslupla beyân edildiği bu âyet-i kerîmelerin iniş sebebi olarak şöyle bir hâdise nakledilir:

Bir gün Allah Resûlü (s.a.s.), Kureyş’in bir takım ileri gelenlerine İslâm’ı anlatmaktaydı. O sırada, yanına daha önceleri müslüman olmuş bulunan âmâ sahâbî Abdullâh b. Ümm-i Mektûm (r.a.) geldi. Peygamberimiz (s.a.s.)’e, Allah’ın kendisine bildirdiği hakîkatlerden bazı şeyler öğrenmek istediğini söyledi. Lakin görüşmekte olduğu Kureyş ileri gelenlerini iknâ ile meşgul yer alan Efendimiz, onunla gerektiği şekilde ilgilenemedi. İbn Ümm-i Mektûm’un, talebini ısrarla bitmiş etmesi nedeniyle de yüzünü birazcık ekşitti. Bunun üzerine burada sözü edilen itâb-ı ilâhîye mâruz kaldı. Bu âyetin inişinden sonra Resûl-i Ekrem (s.a.s.) İbn Ümmi Mektûm’a o kadar çok iltifat ve ikramlarda bulunmuştur. Keza kendisine rastladığı süre da:

“Merhabâ ey, kendisi hakkında Rabbimin beni itâb ettiği kimse!” buyururdu. (Tirmizî, Tefsir 73; Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 471)

Âyetlerin akışından ve bahsi geçen nüzûl sebebinden, Peygamberimiz (s.a.s.)’in İslâm’ı beyanat ederken dikkatten kaçırdığı mühim bir husus hakkında ikaz edildiği anlaşılır. O da, beyanat ettiği muhatabın durumudur. Bu bakımdan insanlar iki gruba ayrılır. Bir kısmı dürüst yolu bulabilmek için çalışır, çaba gösterir, koştururlar. Sapıklığa düşmemek için Allah’tan korkarlar. Dolayısıyla hidâyeti bulmak için koşa koşa gelirler. Bir kısmı ise kendilerini Allah’a ve Peygamber’e yoksul görmezler. Onun için tebliğciyi dinlemeye tenezzül etmezler. Yarı dürüst yolu bulmaya ihtiyaçları yokmuş gibi apaçık inatçı bir hitabe alırlar. Bu konuda en küçük bir istek taşımazlar. Bu sebeple tebliğci, en fazla alakayı iman etmek için hazır ve istekli yer alan kimselere göstermelidir. İsteksiz ve aldırışsız olanlara ise fazla süre ve mesai harcamamalıdır.

İkinci olarak İslâm tebliğcisi, toplumun ileri gelenleri daveti kabul ettikleri takdirde İslâm’ın daha ivedi yayılacağı gibi bir düşünceye kapılabilir. Bu akıl içten değildir. Çünkü kendini ihtiyaçsız görenler değil, Allah’tan korkan kimseler bir davetçi için daha mühimdir. Bu kimseler zâhiren yoksul olabilirler. Toplumda laf sahibi olmayabilirler. Görünüşte İslâm davetinin yayılmasına pek yardımsever olamayacakları zannedilebilir. Lakin tüm bunlara rağmen Allah’a ağırlama edenler için en ehemmiyetli kimseler bunlardır. (bk. Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’ân, VII, 39) Çünkü İslâm’ın gayesi insanları ıslah ederek, onları kurtuluşa eriştirmektir. Reel şu oysa, oysa böyle İslâm’a teşne halk müziği kendilerine tebliğ yapıldığında hemencecik tebliği kabul etmektedirler. Kendini ihtiyaçsız gören kibirlilere gelince, her ne dek zâhiren toplum içinde bir ağırlıkları varsa da, İslâm tebliğcisinin onların peşinden koşmasına gerek yoktur. Çünkü onların İslâm’ı kabule hevesli olmadıkları hallerinden bellidir. Oysa, İslâm’ı kabul etmedikleri takdirde, başlıca hasar edenlerin kendileri olduğunu da bilmelidirler:

Abese Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Abese Suresi 5. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/abese-suresi-5-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.