Aliya İzzetbegoviç’in Hayatı
banner121

Aliya İzzetbegoviç kimdir? İslâm âleminin ‘Bilge Kral’ı, Aliya İzzetbegoviç’in hayatı, mücadelesi ve sözleri.

Haber: Murat Karadeniz

Yakın dönemin dünya tarihine damga vuran şahsiyeti Aliya İzzetbegoviç’in hayatı.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ KİMDİR?

Aliya İzetbegoviç, 1925’te bugün Bosna-Hersek’in kuzeybatısında bulunan Bosanski Šamac kasabasında Dünya’ya geldi. Ailesi İslâmî duyarlılığa sahip bir aileydi. Oysa İzetbegoviç, Müslümanları Avrupa’ya dışarıdan girmiş kimseler olarak görebilen bir çevrede yetişti. Saraybosna’da bir Alman lisesinde eğitim fark etti. Bilime tartma veren ve disiplinle çalışan bir öğrenci olarak tanındı. Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslamî konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde bazı arkadaşlarıyla birlikte dinî konuları kavga etmek amacıyla Mladi Muslimani (Müslüman Gençler Kulübü) adını verdikleri bir kulüp kurdu. Bu kulübü kurduğunda demin 16 yaşındaydı, lakin oldukça etkili ve üretken bir fikir kabiliyetine sahip olduğu gözleniyordu. Bu yüzden kurduğu kulüp bir us kulübü olmaktan çıkarak aktivite kulübüne dönüştü. Dolayısıyla birtakım eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı. Hem genç kızlar için de öbür bir birim oluşturdu. İkinci Dünya Hârbi esnasında da ihtiyaç sahiplerine yardım etti.

BOSNA’DA 100 BİN MÜSLÜMAN ŞEHİT EDİLDİ

Aliya İzetbegoviç’in kurduğu Müslüman Gençler Kulübü epeyce kayda değer etkinlikler gerçekleştirdi. İkinci Dünya Hârbi esnasındaki faaliyetleriyle de herkesin dikkatini çeken gözde bir oluşum hâline geldi. Oysa bu savaş sırasında bütün Yugoslavya, Almanların işgaline uğramıştı. Bu savaş sırasında Sırp Çetnikler Alman askerlerinin de desteğinden yararlanarak Bosna’da 100 bin Müslümanı şehit ettiler. 13 Ocak 1946’da Yugoslavya her tarafta bağımsızlığına kavuştu. Oysa bu bağımsızlık hareketinde Komünist Parti yanlıları kayda değer bir rol üstlendiklerinden serbest sonrasında da ülkede yönetimi ele geçirdiler. Ülkenin resmî statüsünü de federal cumhuriyetler birliği olarak belirlediler. Buna göre Yugoslavya altı federal cumhuriyet ile iki özerk bölgeden oluşacak, cumhuriyetlerden biri de Bosna-Hersek Cumhuriyeti olacaktı.

KOMÜNİST REJİM DÖNEMİ

Komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte dinlerin toplumsal hayattaki varlığı gitgide artarak azaltıldı. Aliya İzetbegoviç, politik İslam’ı savunduğundan ve ateizme karşı olduğundan komünist yöneticilerin en kayda değer hedeflerinden biriydi. Bu sebeple 1949’da İslamcılık suçlamasıyla hapse girerek beş sene hapis cezası çekti. İzetbegoviç’in sıkıntıları 1953’te iktidara gelen Tito vaktinde daha da arttı. sırası gelmişken sistemin Müslümanların meseleleriyle ilgilenmesi üzere görevlendirdiği Hasan Duzu ile ilişki kurarak onunla iletişim halinde çalışmalar yürütmeye başladı.

Tito’nun 1974’te yeni bir tüzük hazırlamasından daha sonra yönetim din üzerindeki kontrolünü kısmen hafifleterek bir takım geleneksel İslamî kurumların yeniden işlev kazanmasına imkân sağladı. Bu yumuşama üstüne bazı camiler ve medreseler her tarafta açıldı. Küçük çapta da olsa bir yumuşamayla bir takım dinî kurumların baştan hayata geçirilmesi Müslümanlar aralarında süratli bir İslamî uzlaşıya zemin hazırladı. 1980’de Tito ölünce federasyon cumhurbaşkanlığı konusunda bir uyuşmazlık ortaya çıktı. Bunun üzerine altı federal eyaletin her birinin cumhurbaşkanının sırayla bir sene federasyon cumhurbaşkanlığı yapması üzere uzlaşma sağlandı. Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu. Çünkü federal eyaletlerde yönetime vermek isteyenler siyasal partiler vasıtasıyla faaliyetler yürütebiliyorlardı. Buna alt olarak hürriyetlerde de bir genişleme oldu.

İSLAMİ MANİFESTO

Aliya İzetbegoviç’in oğlu bu ortamdan yararlanarak babasının makalelerini bir kitapta toparlayıp, 1983'te “İslamî Manifesto” adıyla yayınladı. İzetbegoviç’in daha önce 1970’te de bu adla bir kitabı yayınlanmıştı. 1983’te laf konusu kitabın yayınlanması epey bir yankı uyandırdı. Hâkim sistem bu gelişmeye tahammül edemeyerek İzetbegoviç’i Avrupa'nın ortasında radikal İslamî bir cumhuriyet hazırlamak için çalışmakla suçladı ve tutuklattı.

Aliya İzetbegoviç, mahkeme önüne çıkarılıp “baskın sistemi başkalaşmak ve Bosna-Hersek’i İslamî devlete dönüştürmek için hedeflemek”la suçlama edildi ve yargılamadan sonradan 14 sene hapis cezasına mahkûm edildi. Lakin bu mahkûmiyet onun kitabının bütün Bosna’da duyulmasını ve tesirini göstermesini sağladı. Müslümanlar muhtelif yollarla onun laf konusu kitabını tedarik etmeye çalışıyorlardı. Kitabın yazarının bu kitaptan dolayı hapiste olması okuyanların ruhlarındaki tesirinin daha da artmasına sebep oluyordu.

BOSNA MAKÛS TALİHİNİ YENİYOR

1990’lı yıllara girildiğinde Yugoslava Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde bir özgürlük hareketi baş gösterdi. Özerk cumhuriyetler birbiri arkasından bağımsızlıklarını ilan ediyor ya da bu yönde niyetlerini ortaya koyuyorlardı. Bosna-Hersek de 1 Mart 1992’de gerçekleştirdiği halk oylaması ardından bağımsızlığını bildiri etti. Çünkü yapılan referandumda halkın % 62,8’i bağımsızlığı seçim etmişti. Oysa Sırplar derhal arkasında Bosna-Hersek yönetiminde laf sahibi olan Müslümanlara aleyhinde savaş açarak yeni bir katliam hareketi başlattılar.

Avrupa ve ABD Boşnak Müslümanlara Yardım Olmadı

Hırvatistan ve Slovenya’nın özgürlük mücadelesine destek olan Avrupa ülkeleri ve ABD ise Bosna-Hersek’i Sırp saldırıları aleyhinde yalnız bıraktılar. Bosna-Hersek Müslümanlarını en çok sıkıntıya sokan da Avrupa’nın üçüncü büyük ordusu Yugoslavya Federal Ordusu’nun Sırp çetnikleriyle birlikte hareket etmesi, onlara takviye vermesiydi.

1 MİLYON MÜSLÜMAN GÖÇE ZORLANDI

Müslümanlarsa herhangi bir askerî destekten mahrum ve silah yönünden fazla zayıftılar. Sonuçta Sırplar Bosna-Hersek’in önemli şehirlerini işgal ettiler. Bu işgal hareketi bir milyona yakın Müslümanı göçe zorladı. Sırplar işgal ettikleri yerlerde keza katliam hem de facia gerçekleştiriyorlardı. Bilhassa camileri ve İslamî izler içeren tarihî eserleri yıkmaya özen gösteriyorlardı. Bosna-Hersek meselesinin çözümü için değişik tarihlerde gerçekleştirilen görüşmeler ve aracılık çalışmaları da bir sonuç vermedi.

Bosna’da 250 Binden Artı İnsan Can Verdi

1994’ün sonuna gelindiğinde Bosna-Hersek’teki iç savaşın aldığı can sayısı 250 bini, göçe zorladığı insan sayısı ise 1 milyonu aşmıştı. Bosna-Hersek Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Alija İzetbegović koskocoman askerî güce ve imkana sahip olan Sırplarla, her türlü askeri imkandan yoksun ve hiçbir dış desteğe sahip olmayan Bosna-Hersek halkını karşı karşıya getirmemek için önce oldukça ihtiyatlı bir politika izledi.

DAYTON ANTLAŞMASI

Bosna-Hersek Müslümanlarının direnişlerine Müslüman halklar grubu sahip çıktı. İslam dünyasının muhtelif bölgelerinden gençler direnişçiler soykırıma dur çağrıda bulunmak için bu ülkeye gitti. Direniş ve savaş aynı zamanda Bosna-Hersek Müslümanları aralarında İslamî bilinçlenmenin artmasını da sağladı. Ancak ülke yönetimleri Bosna-Hersek Müslümanlarını büyük ölçüde yalnız bıraktılar. Katliamın son raddesine vardığı sırada da Sırpların isteklerini kabul etmeleri için Müslümanlara zorlama yaptılar. İşte bu siyasi baskılar ve eşit olmayan savaş şartları karşı İzzetbegoviç, önüne konulan anlaşmayı kabul etmiştir. Çünkü savaşın devam etmesi Bosna Müslümanlarının tam bir soykırımla karşısında karşıya gelmeleri gibi sonucun doğmasına sebep olabileceğini düşünüyordu. Neticede 1995’te ABD tarafından dayatılan Dayton Anlaşması’nın imzalanmasıyla savaş sona erdi.

Anlaşma Bosna-Hersek topraklarının % 51’ini Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, % 49’unu da Bosna-Hersek Sırplarına (veya bu ülkeye yerleşmiş Sırplara) veriyordu. Yönetimin de bu üç halk müziği arasında paylaşılmasını durum koşuyordu. Anlaşmayla ABD, bununla birlikte Müslümanlara ellerindeki silahları tahrip etmelerini ve ABD patentli silahları, değiştirme parçasız bir şekilde satın almalarını koşul koştu.

Son günlerinde kendisi için büyük bir abide mezar yapıldığını öğrenen Aliya, devlet yetkililerini bu projelerinden vazgeçirterek, şehitler aralarında mütevazi bir mezarda gömülmek istediğini iletti. Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç 19 Ekim 2003’te vefat etti.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ’İN KABRİ NEREDE?

Talebi üstüne Aliya, Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’nde kendisi için hazırlanan mezara defnedildi. Merhum Aliya’nın, “Her şeye kadir olan Allah’a ant ederim oysa esir olmayacağız” şeklinde kabir taşında yazar sözü ise hayatı uğraş ile geçen liderin Boşnak halkına bıraktığı en kayda değer tavsiyelerinden biri olarak gösteriliyor. Yazarlık yönü de olduğu için kendisi “Bilge Kral” lakabı ile tanınmıştır. Hayatı boyunca Bosna Müslümanları için uğraş etmiştir.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ’İN TARİHE GEÇEN SÖZLERİ

Aliya İzzetbegoviç sözleri:

Her şeye kadir olan Allah’a andolsun ancak esir olmayacağız.

Ölmeye hazır olan halk, ölmeye hazır olmayanlara karşısında galip gelirler.

Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, fakat soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.

Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar manâlı olduğunu hepimiz kavrama etmeliyiz. Devletsiz bir halk müziği boşluğa düşer, rüzgarda savrulup gider.

Kabile ve ulusun sıcacık sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın.

Nefrete nefretle yanıt vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Korku sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna’nın özünü de zedeliyor.

Hukuk benim için yalnızca iş yok inancım, hayat tercihim ve yaşam felsefem.

Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder.

Kur’ân edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla ona bir hafıza tarzı yok, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır.

Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam arkasında koşmayacağız.

Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır!

Hayat kısa sözüne hiç şeref etmedim. Çünkü yeterince uzun yaşadığımı düşünüyorum.

Ben Avrupa’ya bu arada kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti namına.

İnsan şahsiyeaLtini alçaltan, onu eşyayla bir tutan her şey gayri insanidir.

Ben dindarlığımı annemin dindarlığına borçluyum.

Balığın suda yaşaması gibi dünyanın içinde yaşadığı çevre Kur’ân ve İslâm’dır.

Müslümanların hızla gelişen büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, akılımıza ve başarılarımıza şive yapmaya ne süre başlayacağız? Minik ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız? (Alija İzetbegović)

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/aliya-izzetbegovicin-hayati.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.