Beled Suresi 15. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Beled Suresi 15. ayeti ne anlatıyor? Beled Suresi 15. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Beled Suresi 15. Ayetinin Arapçası:

يَت۪يمًا ذَا مَقْرَبَةٍۙ

Beled Suresi 15. Ayetinin Meali (Anlamı):

Ya bir akraba olan yetîme,

Beled Suresi 15. Ayetinin Tefsiri:

İnsana gösterilen iki yoldan biri iman yolu, diğeri küfür yoludur. Biri cennete, yükseklere varan yol; diğeri cehenneme, alçaklara giden yoldur. Yükseklere giden yol, yokuştur, sarptır, meşakkatli ve kuvvet geçitlere sahiptir. Ona tırmanmak, geçitlerini devretmek için insanın nefsânî arzularına ve şeytanın vesveselerine karşı uğraş etmesi lazımdır. Aşağılara dışarı giden yol, insanı uçuruma götürür. Bu yol kolaydır. Çünkü oradan aşağıda yuvarlanmak için bir meşakkate gereklilik yoktur. İnsanın kendini hür bırakması yeterlidir. İşte kendisine iki yol gösterilen o kadar çok insan, nefsine basit geldiği için uçuruma giden yolu tutmuştur. Kendini yükseklere çıkartacak sarp yokuşu tırmanmaya ve o yokuştaki baskı geçitleri geçmeye cesaret edememiştir.

İnsanı cennet bahçelerine yükseltecek, Allah’ın rızâsına, muhabbetine ve cemâline yakınlaştıracak o sarp yokuşun geçitleri şöyle haber verilir:

  Bir köleyi ya da esiri bedelini ödeyerek hürriyetine kavuşturmak.

  Her tarafı sarmış özlem ve kıtlık günlerinde akraba olan yetîmi, yoksa akraba olmayan ama ümidini yitirme ve halsizlik içinde toprağa uzanıp kalmış, kımıldayacak mecali olmayan, hiçbir şeyi bulunmayan bir yoksulu doyurmak.

Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Yoksula bahşedilen sadaka bir sadaka, akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer: Biri sadaka sevabı, öteki de akrabayı koruyup gözetme sevabıdır.” (Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Zekât 26)

Alasonyalı Hacı Cemal Tavsiye Hocaefendi’nin, muhtâca yardımla amaca uygun son derece ibretli bir hâtırası şöyledir:

Bir kış mevsimi, akşam vakti sokaktan yoğurtçu geçer. Kızına yoğurt alalım mı, diye sorar. Kızı evde yoğurt olduğunu ve ihtiyaçlarının bulunmadığını söyler. Azıcık sonra yoğurtçu her tarafta; “Yoğurt alacak var mı?” diyerek sokaktan geçer. Hocaefendi her tarafta sorar. Kızı benzer cevâbı verir. Hâdise bir defa daha tekerrür edince kızı dayanamayıp sorar:

“–Babacığım, ihtiyacımız olmadığını söylemiştim. Bu kadar ısrarınızın sebebi nedir?”

Hocaefendi’nin cevâbı, alıngan bir mü’min gönlünün güzelliğini sergilemektedir:

“–Kızım, adamcağızın fazla ihtiyacı olmasa, akşam vakti, bu kışta-kıyâmette niye bu değin dolaşıp dursun. Biz şu yoğurdu alalım da zavallı evine gitsin. Sen nasıl olsa yoğurtla yapacak bir şeyler bulursun. Bu şekilde belki garibin ihtiyacı görülmüş olur…” (Topbaş, Faziletler Medeniyeti, II, 258)

Amir b. Abdullah b. Kays (r.h.), delileri toplar, onlara yemek yemek yedirirdi. Halk Müziği:

“- Onlar çılgın… Yemeği ne bilirler?” deyince, şöyle cevap verirdi:

“- Allah biliyor. İsterse onlar bilmesin.” (Velîler Ansiklopedisi, I, 87)

Öğretmen Ahmed-i Yesevî (k.s.) Hazretleri ne hoş söyler:

Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen

Öyle mazlum yolda kalsa, hemdem ol sen

Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen!..

Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla,

Mustafâ gibi ülkeyi gezip yetîm ara!..

Ubeydullah Ahrâr (k.s.) da şöyle der:

- Yazın gölge ol…

- Kışın örtü ol…

- Arzu zamanı gıda ol…” (el-Hadâiku’l-Verdiyye, s. 474)

  Yaptığı bu işin Allah rızâsına uygun ne kadar önemli bir amel olduğuna inanarak yapmak.

Nitekim Allah dostlarından Ahmed er-Rufâî (k.s.) delilerin ve kötürümlerin yanında giderdi. Onların elbiselerini yıkar, başlarındaki, sakallarındaki bitleri alır, temizlerdi. Onlara yemek yemek götürür, birlikte oturur, yerdi. Sonra da dua etmelerini isterdi. Bir şey diyenlere de şöyle yanıt verirdi:

“- Bu gibileri ziyâret vaciptir; müstehap değil…” (Velîler Ansiklopedisi, II, 512)

  Kendi imkânlarıyla elinden gelen bütün gayreti göstermekle beraber, bir taraftan muhtaçlara sabırlı olmayı, bir taraftan da diğer insanlara da yoksullara karşısında yufka yürekli olmayı nasihat etmek.

Peygamberimiz (s.a.s.): “Merhamet etmeyene acıma olunmaz” (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fezâil 65) buyurmaktadır. Bu bakımdan mü’minlerin kendi arasında her daim sabrı ve merhameti tavsiyeleşmeleri gerekir. Çünkü bu cins hayır hizmetleri ancak, bu hususta coşkulu gönüllerin devamlı teşvik ve gayretlendirmeleriyle yürüyebilmektedir. İşte böyle davrananlar meymenetli, hayırlı ve erdemli insanlardır. Onlara mahşerde amel defterleri sağlarından verilecek ve cennete gireceklerdir. (bk. Vâkıa 56/8, 27-40, 90-91)

Buna karşılık:

Beled Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Beled Suresi 15. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/beled-suresi-15-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.