Beled Suresi 16. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Beled Suresi 16. ayeti ne anlatıyor? Beled Suresi 16. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Beled Suresi 16. Ayetinin Arapçası:

اَوْ مِسْك۪ينًا ذَا مَتْرَبَةٍۜ

Beled Suresi 16. Ayetinin Meali (Anlamı):

Veya toprağa uzanıp kalmış, hiçbir şeyi olmayan yoksula.

Beled Suresi 16. Ayetinin Tefsiri:

İnsana gösterilen iki yoldan biri iman yolu, diğeri küfür yoludur. Biri cennete, yükseklere varan yol; diğeri cehenneme, alçaklara dışarı giden yoldur. Yükseklere dışarı giden yol, yokuştur, sarptır, meşakkatli ve kuvvet geçitlere sahiptir. Ona tırmanmak, geçitlerini dinmek için insanın nefsânî arzularına ve şeytanın vesveselerine aleyhinde mücadele etmesi lazımdır. Aşağılara giden yol, insanı uçuruma götürür. Bu yol kolaydır. Çünkü oradan altında yuvarlanmak için bir meşakkate gereklilik yoktur. İnsanın kendini özgürlük bırakması yeterlidir. İşte kendisine iki yol gösterilen böylece çok insan, nefsine basit geldiği için uçuruma dışarı giden yolu tutmuştur. Kendini yükseklere çıkartacak sarp yokuşu tırmanmaya ve o yokuştaki zor geçitleri geçmeye yiğitlik edememiştir.

İnsanı cennet bahçelerine yükseltecek, Allah’ın rızâsına, muhabbetine ve cemâline yakınlaştıracak o sarp yokuşun geçitleri şöyle haber verilir:

  Bir köleyi ya da esiri bedelini ödeyerek hürriyetine kavuşturmak.

  Her tarafı sarmış arzu ve kıtlık günlerinde akraba olan yetîmi, yahut akraba olmayan fakat ümidini yitirme ve halsizlik içinde toprağa uzanıp kalmış, kımıldayacak mecali olmayan, hiçbir şeyi bulunmayan bir yoksulu doyurmak.

Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Yoksula verilen sadaka bir sadaka, akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer: Biri sadaka sevabı, öbür de akrabayı koruyup gözetme sevabıdır.” (Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Zekât 26)

Alasonyalı Hacı Cemal Öğüt Hocaefendi’nin, muhtâca yardımla alâkalı son derece ibretli bir hâtırası şöyledir:

Bir kış mevsimi, akşam vakti sokaktan yoğurtçu geçer. Kızına yoğurt alalım mı, diye sorar. Kızı evde yoğurt olduğunu ve ihtiyaçlarının bulunmadığını söyler. Azıcık sonradan yoğurtçu tekrar; “Yoğurt alacak var mı?” diyerek sokaktan geçer. Hocaefendi her yerde sorar. Kızı benzer cevâbı verir. Hâdise bir kere daha nüksetme edince kızı dayanamayıp sorar:

“–Babacığım, ihtiyacımız olmadığını söylemiştim. Bu dek ısrarınızın sebebi nedir?”

Hocaefendi’nin cevâbı, alıngan bir mü’min gönlünün güzelliğini sergilemektedir:

“–Kızım, adamcağızın çok ihtiyacı olmasa, akşam vakti, bu kışta-kıyâmette niye bu kadar dolaşıp dursun. Biz şu yoğurdu alalım da zavallı evine gitsin. Sen nasıl olsa yoğurtla yapacak bir şeyler bulursun. Bu şekilde olur ya garibin ihtiyacı görülmüş olur…” (Topbaş, Faziletler Medeniyeti, II, 258)

Amir b. Abdullah b. Kays (r.h.), delileri toplar, onlara yemek yedirirdi. Irk:

“- Onlar deli… Yemeği ne bilirler?” deyince, şöyle yanıt verirdi:

“- Allah biliyor. İsterse onlar bilmesin.” (Velîler Ansiklopedisi, I, 87)

Hoca Ahmed-i Yesevî (k.s.) Hazretleri ne hoş söyler:

Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen

Öyle mazlum yolda kalsa, hemdem ol sen

Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen!..

Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla,

Mustafâ gibi ülkeyi gezip yetîm ara!..

Ubeydullah Ahrâr (k.s.) da şöyle der:

- Yazın gölge ol…

- Kışın örtü ol…

- Istek zamanı yiyecek ol…” (el-Hadâiku’l-Verdiyye, s. 474)

  Yaptığı bu işin Allah rızâsına uygun ne değin mühim bir amel olduğuna inanarak yapmak.

Nitekim Allah dostlarından Ahmed er-Rufâî (k.s.) delilerin ve kötürümlerin yanında giderdi. Onların elbiselerini yıkar, başlarındaki, sakallarındaki bitleri alır, temizlerdi. Onlara yemek götürür, birlikte oturur, yerdi. Sonradan da dua etmelerini isterdi. Bir şey diyenlere de şöyle cevap verirdi:

“- Bu gibileri ziyâret vaciptir; müstehap değil…” (Velîler Ansiklopedisi, II, 512)

  Kendi imkânlarıyla elinden gelen bütün gayreti göstermekle beraber, bir taraftan muhtaçlara sabırlı olmayı, bir taraftan da öteki insanlara da yoksullara karşı yufka yürekli olmayı nasihat etmek.

Peygamberimiz (s.a.s.): “Acınacak Şey etmeyene acıma olunmaz” (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fezâil 65) buyurmaktadır. Bu bakımdan mü’minlerin kendi arasında her daim sabrı ve merhameti tavsiyeleşmeleri gerekir. Çünkü bu cins hayır hizmetleri ama, bu hususta coşkulu gönüllerin aralıksız özendirme ve gayretlendirmeleriyle yürüyebilmektedir. İşte böyle davrananlar meymenetli, şanslı ve faziletli insanlardır. Onlara mahşerde amel defterleri sağlarından verilecek ve cennete gireceklerdir. (bk. Vâkıa 56/8, 27-40, 90-91)

Buna karşılık:

Beled Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Beled Suresi 16. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/beled-suresi-16-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.