Bürûc Suresi 16. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Bürûc Suresi 16. ayeti ne anlatıyor? Bürûc Suresi 16. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Bürûc Suresi 16. Ayetinin Arapçası:

فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ

Bürûc Suresi 16. Ayetinin Meali (Anlamı):

O’dur, dilediği her şeyi dilediği gibi yapan.

Bürûc Suresi 16. Ayetinin Tefsiri:

12. âyetteki اَلْبَطْشُ (batş) kelimesi, acıma etmeden, en minik bir acıma hissi duymadan kıskıvrak, güçlü olarak ve sert bir şekilde yetişmek anlamındadır. Böyle iken bundan başka “güç” vasfıyla nitelenmesi, o yakalamanın dehşetini tamamen artırmaktadır. Bundan amaç, Allah Teâlâ’nın azgın zalimleri yakalayıp hesaba çekmeye ve hadlerini bildirmeye ne ölçüde kudret sahibi olduğunu vurgulamaktır. Burada bu lafzın seçilmesi, kâfirlerin hiçbir acınacak şey hissi duymadan mü’minleri kıskıvrak yakalayıp ateşlerde yakmalarıyla adaptasyon arzetmektedir. Allah da onlara kıyamet günü benzer şekilde muamele edecek ve cehennemde yakacaktır. Cinayet, amelin cinsinden olacaktır. Çünkü sonsuz kuvet ve hikmet sahibi Allah, varlıkları yoktan yaratan, bunların varlıklarını her yerde eden ve canlıları ölümden daha sonra diriltecek olandır. O, insanları yoktan var eder, sonradan onları değil eder, sonradan kıyamet gününde amellerinin karşılığını belirlemek üzere her tarafta diriltir. Kâfir ve zâlimlere mühlet tanıması da bundan ötürüdür. Yoksa ihmalinden değildir. “Allah, imhal eder lakin ihmal etmez” nüktesi bunu belirtir.

Allah’ın amansız yakalayışı, onuncu ayette ifade edilen kâfirlerin işledikleri cürümlere münasip olduğu gibi, “Ğafûr” ve “Vedûd” vasıfları da onbirinci ayette zikredilen mü’minlerin halleriyle uyuşmaktadır. Allah Ğafûrdur; mü’min kullarının günahlarını bağışlayandır, örtendir. O Vedûddur; çok seven ve çok sevilendir. Dünya hayatında seven, sevgilisinin her istediğini yaptığı ve ona türlü türlü hediyeler verdiği gibi, Allah da dostlarına şanına yaraşır şekilde daha güzeliyle ikram eder.

Allah’ın kuluna muhabbeti, dünyayı, onun hayatını idame ettirecek imkânlarla donatması, her türlü varlığı hizmetine amade kılması ve kedisine de bu imkânlardan istifade edebilecek akıl, algılama ve kabiliyet vermesidir. Keza, sünnetullahın gereği olarak dünya hayatında bir kısım bela, musibet ve sıkıntılarla karşılaşmasına karşın, kalbine yerleştirdiği ülvî ve mânevî duyguları coşturarak ve Rabbiyle beraber olma şuuruna erdirerek gizemli zevklerle batmış derin bir yaşam yaşatmasıdır. Nitekim farz ve nafile ibâdetlere devamla kulun Allah’ın yakınlığını ve muhabbetini kazanacağını, Allah bir kulunu sevdiğinde ise onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olacağını açıklayan hadis-i kudside (Buhârî, Rikâk 38), Allah ile kulu arasındaki muhabbetin izlerini bulmak mümkündür. Kulun Allah’a muhabbeti ise tüm benliği ile O’na yönelmesi, O’na kavuşmayı istemesi, sahip olduğu hürmet duygularıyla emirlerine özenle riayet etmesi ve peygamberinin yolunda gitmesidir. Kulların Allah’a en sevimlisi, karşılık beklemeden kulluk edendir. Zira gerçek muhabbet, karşılık beklenmeden duyulan hâlis bir muhabbet ve katıksız bir aşktır.

Bağışlayıcı, seven ve sevilen yüce Allah, her şeyin sahibi olduğu gibi arşın da sahibi ve malikidir. Büyük minik bütün yaratıklar üstünde etkin bir saltanat sahibidir. Cenâb-ı Adalet Mecîd’dir; uludur, zâtı şerefli, fiilleri güzel, ihsanı boldur. O, kemal ifade eden bütün ad ve sıfatları kendinde toplamıştır. O, dilediğini yapar, iradesi hiç yanılmaz. Bu sebeple ayrıca korkutma hem de müjdesini yerine getireceğinde katiyen belirsizlik yoktur.

Rivayet olunduğuna tarafından Hz. Ebubekir (r.a.), vefat hastalığına tutulduğu sırada bir grup dostu onu ziyarete kazanç ve:

“– Hastalığınız hayli ciddi, müsaade ederseniz bir doktor çağıralım” derler. Ebubekr:

“– Hekim geldi, beni gördü” der. Ziyaretçiler:

“– Peki ne tavsiye etti, sana ne söyledi?” dediklerinde O:

“– Hekim bana اِنِّى فَعَّالٌ لِمَا اُرِيدُ «Ben dilediğimi yaparım» dedi” diyerek tebessüm eder. Böylece ecelinin yaklaştığını anlarlar. Zira o, doktorla Allah’ı kastetmiştir. Ondan daha sonra fazla süre geçmeden vefat eder.

İnsanlık tarihi boyunca cefa ve gaddarlık yapanların âkibetini görebilmen için:

Bürûc Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Bürûc Suresi 16. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/buruc-suresi-16-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.