“Cibrîl Beni En Yakın Semâya Çıkardı” Hadisi
banner121

Hadisi şerifi naısl anlamalıyız? Hadisten çıkarmamız gereken dersler nelerdir?

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine tarafından, ünlü mi’rac hadisinde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sonradan Cibrîl beni en yakın semâya çıkardı ve kapının açılmasını istedi.”

– Kim o denilince:

– Ben Cibrîl’im, dedi.

– Yanındaki kim denildi.

– Muhammed, dedi. Daha Sonra ikinci kat semâya çıkardı ve kapının açılmasını istedi.

– Kim o denildi.

– Ben Cibrîl’im, diye karşılık verdi.

– Yan kim denildi.

– Muhammed, dedi. Üçüncü, dördüncü ve diğer semâlara yükseldikçe, her birinin kapısında:

– Kim o deniliyordu. O da:

– Ben Cibrîl’im cevabını veriyordu.

 (Buhârî, Bed’ü’l-halk 6; Enbiyâ 43; Menâkıbü’l-ensâr 42; Müslim, Îmân 259-264. Ayrıca bk. Nesâî, Salât 1)

Ebû Zer  radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gece dışarı çıkmıştım. bir de ne göreyim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tek başına yürüyor. Ben de ay ışığında yürümeye başladım. Resûlullah başını çevirdi ve beni gördü:

– “Kim o?” diye seslendi. Ben:

– Ebû Zer, dedim. (Buhârî, Rikak 13; Müslim, Zekât 33)

Ümmü Hânî (Fâhite Binti Ebû Tâlib)  radıyallahu anhâ şöyle dedi:

(Mekke’nin fethi günü) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmiştim. Resûl-i Ekrem yıkanıyor, Fâtıma da onu insanların gözünden perdeliyordu. (Ben selâmımı  verdim.) Peygamberimiz:

– “Kim o?” dedi. Ben:

– Ümmü Hânî’yim, diye yanıt verdim. (Müslim, Hayz 70-71; Müsâfirîn 81-82. Hem bk. Buhârî, Gusül 21; Salât 4; Tirmizî, İsti’zân 34)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

İmâm Nevevî, bir fazla konuda âdeti olduğu gibi, burada serdettiği hadisin de, anılan kaynaklarındaki metninden oldukça kısa bir paragrafını seçmiştir. İsrâ ve mi’rac mucizesinden bahseden hadislerin birçoğu uzun metinler halindedir. Biz de burada o metinlerin tamamının muhtevasına dokunmak istemiyoruz. Çünkü böyle bir yaklaşma, konuyla ilgisi olmayan çok farklı bilgileri buraya uyarlamak anlamına gelir. Kaldı ama, kitabımızın ilgili bahislerinde onlara yer yer bağlantı edilmiş bulunmaktadır. Burada eserin musannifi Nevevî’nin isabetle seçtiği kısımdan anladığımız kadarıyla, Resûl-i Ekrem Efendimiz Mi‘rac yolculuğunda Cebrâil aleyhi’s-selâm’ın yanında o kadar çok şeye dikkat etmiş ve o âdeta ilâhî takdirin gereği olarak eğitilmiştir. Çünkü bir yere girerken izin istemenin ve sorulan sorulara nasıl cevap verilmesi gerektiğinin bilgisini bize bu Mi’rac mucizesi haberleri içinde anlatma gereği duyması, oldukça dikkat çekicidir. Şu halde, Peygamber Efendimiz’in bize öğrettiği ve yerine getirmemizi, uymamızı istediği edep kurallarının olur ya böylece çoğu, ola ki de tamamı kendisine Allah göre bir şekilde bildirilmiş hususlar olabilir. Bu sebeple, İslâm ulemâsından pek çoğunun edebe riayeti farz, vâcip ve sünnet kısımlarına ayırmaları, neticede bunları ihmâl etmemek gerektiği noktasında müslümanları uyarmalarının önemi daha iyi anlaşılmış olmaktadır.

Bizim bu hadisten anladığımız ve öğrenmemiz gereken en önemli edep ise, bir eve ya da bir yere gittiğimizde kim olduğumuz sorulunca adımızı söyleyerek yanıt vermemiz gerektiğidir. Keza yanımızda biri varsa, onu da tanıtmamız gerekmektedir. Bu, Cibrîl aleyhi’s-selâm’ın Efendimiz’e öğrettiği edeplerden biri olup, o da ümmetine aynı şeyleri dikte ve nasihat buyurmuşlardır.

Ebû Zer rivayeti keza Buhârî ayrıca de Müslim’in kitaplarında daha uzun ve içinde dağıtılmış bilgileri ihtivâ eden bir hadistir. Fakat Nevevî onun da konuyla ilgili kısmını zikretmekle  yetinmiştir. Bu rivayet, kişinin kim olduğunu sormanın yalnızca evlere girerken değil, yolda, sokakta, karanlık gecede ya da muhatap tanınmıyor ya da gelen kimse görülmüyorsa gündüz zamanında de  olabileceğini, bu gibi durumlarda kimlik belirtmenin gereğini ortaya koyucu niteliktedir. Peygamberimiz’in Ebû Zerr’e kim olduğunu sorması, kendisinin arkasından münafık veya din düşmanlarından biri olabileceği endişesinden kaynaklanmıştır.

Daha önce 866 numara ile de geçen Ümmü Hânî rivayeti ise eve girmesine müsade bahşedilen birinin tanıdık biri olsa bile görülmemesi  halinde kimliğinin sorulması ve sorulanın da açıkça yanıt vermesi gereğini ortaya koyar. Ümmü Hânî hadisinin ahkâmına 866 numaralı hadisin açıklamalarında temas etmiştik.

Günümüzdeki kimlik sorma veya kimlik kartı manzara uygulamaları, yazılmış vesîka ibrâzı şekline dönüşmüş de olsa, hadisteki tavsiyenin bir şekilde yerine getirilmesi olarak yorumlanabilir.

Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir? İsrâ ve Mi‘rac mûcizesi haktır ve bunlara iman etmek farzdır. Cebrâil, İsrâ ve Mi’rac’da Peygamberimiz’e dostluk yapmıştır. Peygamberimiz’e İsrâ ve Mi’rac sırasında birtakım edepler öğretilmiştir. Bir yere girileceğinde izin istenir ve kimlik açık açık belirtilir. Gecenin karanlığında, yolda, sokakta karşılaşılan bir kimseye kim olduğu sorulur. Kimliği sorulan kişi meşhur olan adı veya künyesiyle yanıt verir.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

Miraç Gecesi Ne Oldu? Miraç Gecesi Yaşananlar

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/cibril-beni-en-yakin-semaya-cikardi-hadisi.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.