“Emaneti Olmayanın, İmanı da Yoktur” Hadisi
banner121

Hadisi şerifi nasıl anlamalıyız? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir? Hadiste geçen emanet neyi ifade etmektedir? Dr. Murat Kaya anlatıyor...

Huzeyfe İbni’l-Yemân radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize iki olayı haber verdi. Bunlardan birini gördüm, diğerini de bekliyorum. Hz. Peygamber bize şunları söyledi:

“şüphesiz ki emanet, insanların kalblerinin ta derinliklerine kök salıp yerleşti. Sonradan Kur’an indi. Bu sayede ırk Kur’an’dan ve sünnetten emaneti öğrendiler.” Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize emanetin kalkmasından bahsetti ve şöyle dedi:

“İnsan bir kere uyur ve kalbinden itimat çekilip alınır, ondan belirsiz bir şekilde bir iz kalır. Sonradan bir kere daha uyur, yine kalbinden emanet alınır; bu kere da ayağının üzerinde yuvarladığın korun bıraktığı iz gibi bir eseri kalır. Sen onu içinde hiçbir şey olmadığı halde kabarık görürsün.” daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem eline çakıl taşları alarak ayağının üzerinde yuvarladı. Sözlerine de şöyle devam etti:

“ Neticede insan o ülkü gelir oysa, insanlar alış-veriş yaparlar da, neredeyse emaneti yerine getirecek bir kişi bile kalmaz. Hatta şöyle denilir:

“Filan oğulları aralarında belli bir adam varmış.” Bir diğer kişi hakkında da: “Ne dek gözü kara, ne değin zarif, ne kadar akıllı bir kişi” denilir. Ancak kalbinde hardal parça başına kadar bile iman yoktur.”

şüphesiz ki çok eskiden, sizin hanginizle alış-veriş yapacağıma aldırmazdım. Çünkü alış-veriş yaptığım birey müslümansa, dini kendisini benim hakkımı vermeye yöneltirdi. Belki hıristiyan ya da yahudi ise, valisi benim hakkımı vermeye onu sevkederdi. Ama bugün sizden sadece belli birkaç kişiyle alış-veriş yapıyorum. Buhârî, Rikak 35, Fiten 13; Müslim, Îmân 230. Hem bk. Tirmizî, Fiten 17; İbn Mâce, Fiten 27

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Hadisin ravisi Huzeyfe, sahâbîler arasında fitneler, yani kıyametten önce ortaya çıkacak bazı hâdiselerle ilgili olarak Peygamberimiz’in söylediklerini en iyi haberdar olan birey idi. Hadis kitapları onun bu yöndeki öyle çok rivayetine yer verir.

Huzeyfe’nin burada bahsettiği ve Resûlullah’dan duyduğu iki hadisten biri, emanetin kalblerin derinliğinde yerleşmesi, ikincisi de, emanetin kalkması ile ilgili olandır. Burada zikredilen emanet, yukarıda geçen âyetlerin açıklamalarında ortaya koymaya çalıştığımız gibi, öz bir ifadeyle, Allah’ın ve insanların hukuku, Allah’ın kullarına farz kıldığı ibadetler, kısaca dinin kendisidir. Tüm bunlar dikkate alındığında, itimat kavramının ne derecede büyük ehemmiyet taşıdığı ortaya çıkmış olur.

Emanetin insanların kalblerinin derinliklerine yerleşmesi, kök salması onların fıtratında bu duygunun bulunduğunu açıklama eder. Nitekim, Resûlullah Efendimiz, her doğanın fıtrat, yani İslâm üzere doğduğunu bildirir. Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamberimiz’in sünneti, insanların emaneti daha iyi öğrenmesini ve uygulanmasını sağlamıştır. Çünkü onlar, farzı ve sünneti, haramı ve mübahı Kur’an ve hadisten alıp öğrendiler. Kur’lahza’ın yanına bilhassa sünnetin de zikredilmesi, onun dinin ikinci kaynağı olduğunu, Kelâm-ı Kadîm olan Kur’lahza’ın nassına nisbetle ikinci dereceyi teşkil ettiğini ortaya koyar.

Peygamber Efendimiz’in emanetin kalkması sözüyle kastettiği, imanın zayıflaması, semeresinin azalması ve müslümanların hassasiyetinin kalmamasıdır. Çünkü hadisin devamında bunların meydana getirdiği olumsuz neticeleri görüyoruz.

İnsanın uyuması, emanetin ve imanın noksanlaşmasına yol açan, musibet işlemeye sebeb olan gaflet halinden kinâyedir. İnsan Allah’ın Kitabından ve Rasûlü’nün sünnetinden dikkatsiz olduğunda haramlara dalar, günah işler ve sonuç olarak imanı zayıflar. Tüm bunlar emanetin kalkmasının, iman noksanlığının ve kalbin kararmasının alâmetleri sayılır. Kalb, iman nuru ile aydınlanır. İmanı olmayanın kalbi kara sayılır. Peygamber Efendimiz’in: “Emaneti olmayanın, imanı da yoktur” (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, III, 135) hadisi de emanetin öneminin, büyüklüğünün ve şümûlünün bir göstergesi sayılır.

İnsanın gafleti arttıkça, imanı zayıflar, eminliği ortadan kalkar, dînî hassasiyeti, hak ve hukuka riâyeti yok olur. Bu Nedenle kalbdeki siyah lekeler çoğalır ve kalb simsiyah kesilir. O süre insan hainleşir. Alış-verişde hainlik yapmayan, doğru olan parmakla gösterilecek kadar eksik kalır. Hatta “filan oğulları arasında belirlenmiş bir adam varmış” diye dillere epope olur. Fakat onun kalbinde hardal her birine ağırlığınca bile emanetten, imandan eser kalmaz, bulunmaz.

Bu hadis, zamanla insanların din ve iman cihetinde bozulacağını, emanetin yavaş yavaş ortadan kalkacağını ve insanların birbirine güvenlerinin kalmayacağını haber vermektedir.

Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler
İman ve itimat duygusu yaratılıştandır. Kur’an ve Sünnet, insandaki fıtrî duyguların gelişmesini, öğrenilmesini ve uygulanmasını sağlar. Emanet, imanı, Allah’ın ve kulların hukukunu, ilâhî teklifleri, özetle dinin esasını ifade eden bir tâbirdir. Dinde gösterilecek gaflet, imanın ve emanetin noksanlaşmasına sebeb olur. Sünnet, Kur’an’ın hemencecik yanında yer alır ve dinin ikinci esas kaynağını teşkil eder. Dînî hayat ve imanın tezâhürleri, âhir zamanda daha da zayıflar ve azalır.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

İslâma Tarafından Emaneti Ehline Belirlemek Gerekli midir?

Itimat ve Belirlenmiş Edinmek ile İlgili Ayetler

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/emaneti-olmayanin-imani-da-yoktur-hadisi.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.