Facebook ve İnstagram İçin Korkutan İddia! Çocuklar Üzerindeki Etkileri Gizleniyor
banner121

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hicret ve vefatının gerçekleştiği Rebîülevvel ayının faziletini; Efendimize ümmet olmanın sevincini, vecdini, huzurunu gönlümüzde tutabilmeyi ve onun izinden gidebilmenin önemini anlatıyor.

REBİÜLEVVEL AYININ ÖZELLİĞİ

Cenâb-ı Adalet; “Rahmân, Rahîm”, çok yufka yürekli. Efendimizi de “raûf ve rahîm” buyruluyor; çok yufka yürekli, çok şefkatli… (Bkz. et-Tevbe, 128) Yalnız Efendimiz için Kur’ân-ı Kerîm’de bu tâbir var, öteki peygamberler için yok. Seslenmek oysa Peygamber Efendimiz tüm peygamberlerin zirvesinde merhamette, zirvesinde şefkatte…

Tekrar Efendimiz buyuruyor ki:

“Ben diyor, İsrâfil Sûr’u üfürünceye kadar «ümmetî, ümmetî» diyeceğim buyuruyor, kabrimde.” (Bkz. Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, XIV, 414)

“Ümmetimin güzel hâlleri bana gelir, sevinirim, mesrur olurum. Menfî hâlleri gelince de istiğfar ederim onlar için, üzülürüm.” buyuruyor. (Bkz. Heysemî, IX, 24)

NİMETLERDEN SORULACAKSINIZ

Biz bunun bir…

“Daha Sonra o gün, verdiğimiz nîmetlerden sorulacaksınız.” (Et-Tekâsür, 8)

En büyük nîmet… Bunun bir, en büyük nîmetin bir karşılığını ödemek… Bu da Rasûlullah Efendimizin yeryüzünde O’nun bir temsilcisi edebilmek. Cenâb-ı Adalet; “siz yeryüzünde Allâh’ın şahitlerisiniz, Allâh’ın dînini temsil edersiniz, Peygamber de size tanık olsun” buyuruyor. (Bkz. el-Bakara, 143)

Çağrıda Bulunmak oysa vizeler defalarca Resûlullah Efendimizden gelecek inşâallah. Onun için inşâallah salevât-ı şerîfe ile başlayalım:

Ol Seyyidü’l-Kevneyn, (iki cihan efendisi) Muhammed Mustafâ’ya salevât!..

Ol Rasûlü’s-Sekaleyn (insin ve cinnin peygamberi) Muhammed Mustafâ’ya salevât!..

Ol İmâmu’l-Harameyn (Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’nin imâmı)…

Ol Ceddü’l-Haseneyn (Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz’in mübârek ceddi) Muhammed Mustafâ’ya salevât!..

Cenâb-ı Hak cümlemize Efendimiz’i yakından tanımayı nasîb eylesin inşâallah.

REBİÜLEVVEL AYININ ÖNEMİ

Çağrıda Bulunmak ama bu Rebülevvel ayı, bu Velâdet Kandili’ni idrâk yapabilmek, her şeyden önce Fahr-i Kâinat Efendimiz’e ümmet olmanın sevincini, vecdini ve huzurunu gönlünde tutabilmek, O’nun izinden gidebilmek…

Rasûlullah Efendimiz, Cenâb-ı Hakk’ın insanda bir mûcizesi. Böylece bir mûcizesi oysa, “Allâh’a yaklaşmayı umanlar, âhiret gününe yaklaşmayı umanlar, Allâh’ı çok çok zikredenler için üsve-i hasene, örnek kişilik, örnek karakterdir.” buyuruyor. (Bkz. el-Ahzâb, 21)

Yani Cenâb-ı Hakk’ın dünyada bir, insanda bir mûcizesi… Kıyamete değin gelen bütün insanlara örnek.

Yani düşünün bir câhiliye toplumunda, tüm o câhiliyeye, hepsine bir misal oldu. Öbür fıtratlara örnek oldu. Öbür fıtratları terbiye etti. Kıyamete dek da kimin bir problemi varsa Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hayatında, asr-ı saâdette onu çözer. Çünkü Cenâb-ı Adalet buyuruyor “üsve-i hasene, misal karakter”. Yani bir insanda mucize…

Cihan, fiilde bir mucize. Kur’ân-ı Kerîm, kelâmda bir mucize. -Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise insanda bir mucize.

Hayatıyla canlı bir tefsir. Güzel ahlâkın en güzel timsâli. Kur’ân-ı Nâtık. Onun için Kur’ân’dan sonradan dînin ikinci kaynağı.

Dolayısıyla Efendimiz olmadan, İslâm lâyıkıyla anlaşılamaz, derinliğine kavranamaz, İslâm’ın özü idrâk edilemez.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÜÇ VAZİFESİ

Üç vazifeyle Efendimiz teşrif etti:

Birincisi; Allâh’ın âyetlerini bildiri etmek.

İkincisi; “وَيُزَكِّيهِمْ” insanların gönül âlemlerini temizlemek. (Bkz. el-Bakara, 129; Âl-i İmrân, 164; el-Cumua, 2)

Yani nefsânî arzular bertaraf edilecek, rûhânî… Kalpler, “Lâ ilâhe”; Allah’tan uzaklaştıran her şey kalpten silinecek. “İllâllah”; yürek, Cenâb-ı Hakk’ın cemâlî sıfatlarının mazharı hâline gelecek. Bu şekilde Cenâb-ı Adalet’la bir dostluk meydana gelecek.

Üçüncü fasılda da “Kitap ve hikmet telâkkîsi”. Kur’ân-ı Kerîm ile kul derinleşecek.

Nasıl bir dalgıç, indiği her derinlikte değişik manzaralar seyreder; cümbür cemaat de Kur’ân-ı Kerîm’in önünde aynı rahlede oturur, kalbinin takvâsına kadar ayrı ayrı manzaralar seyreder. Ve hikmet, o kulda tecellî edecek.

Cenâb-ı Adalet “عَلَّمَهُ الْبَيَانَ” (“Ona beyanı (düşünüp açıklama etmeyi) öğretti.” (Er-Rahmân, 4) buyuruyor. Hikmetler, sırlar, isimler, Cenâb-ı Yargı insana veriyor. Hikmetler, sırlar o kalpte tecellî edecek. Hikmet tecelli edecek. Yani derin insan olacak.

ONLARA KORKU YOKTUR

“…Onlara dehşet yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Yûnus, 62)

Cenâb-ı Adalet ile arkadaş olan bir kul olmuş olacak. Cenâb-ı Adalet, Rasûlullah Efendimiz’in terbiyesiyle bunu… “Beni Rabbim terbiye etti, ne hoş nezaket etti.” (Süyûtî, I, 12)

Bütün cihanın terbiyesine de Rasûlullah Efendimizi Cenâb-ı Yargı vazifelendirdi.

EN BÜYÜK NİMET

Bizim için koskocoman bir nîmet. En büyük nîmet!

“Allah lûtufta bulunmuştur…” (Âl-i İmrân, 164)

İşte bu derinliğe kavuşan Hak dostları, Efendimiz’in nasıl bir idrâki içindeydi? Bunu ashâb-ı kirâmda görüyoruz en yükseklik olarak. “Yâ Rasûlâllah! Canım, malım, her şeyim Sana feda olsun.” diyordu. Yani dünya, gözlerinde küçüldü, âhiret ufku genişledi. Yani Rasûlullah Efendimiz’in bir teklifi, bir nîmet oldu ashâb-ı kirâma.

“Çin’e git.” dedi bir sahâbîye, Çin’e gitti. “Semerkand’a git.” dedi, Semerkand’a gitti. “Afrika’ya gir.” dedi, Afrika’ya gitti. Ve gitmesi de, yorulmadı, üşenmedi, bir enerjiyle…

Bu, nereden geldi bu zor? Rasûlullah Efendimiz’e olan muhabbetten geldi. Peki bu muhabbetin menşei nedir? عَمَلًا صَالِحًا yani “salih amel”ler. Rasûlullah Efendimiz’in her hâliyle, Rasûlullah Efendimiz’in hâliyle yaşayabilmek. Yani “takvâ”.

ALLAH SİZİNLE BERABERDİR

Takvâ nedir? Nefsânî arzuları bertaraf etme, rûhânî istîdatları inkişâf ettirme, ilâhî kameraların aşağı olduğumuzun;

“…Nereye gitseniz, Allah sizinle beraberdir (Rab sizinle beraberdir)…” (Bkz. el-Hadîd, 4) Bunun idrâki içinde olabilmek.

ALLAH BİZE ŞAH DAMARIMIZDAN DAHA YAKINDIR

Hattâ;

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kāf, 16) Şah damarından daha yakın. İçimizden geçenleri bir biz biliyoruz, üstelik Cenâb-ı Adalet biliyor. Söylemezsek kimse bilmiyor. Yani herkesten gizleriz iç dünyamızı, Cenâb-ı Adalet’tan gizleyemeyiz.

Velhâsıl Rabbimiz bize -elhamdülillâh- en büyük Peygamber’i ihsân etti. İşte evliyâullah, ashâb-ı kirâm dâimâ bunun bir şükrânesi içindeydi.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri ne hoş açıklama eder Efendimiz’e, Kur’ân-ı Kerîm’e olan yakınlığını:

“Bu can bu tende oldukça Hazret-i Kur’ân’ın kuluyum-kölesiyim. Hazret-i Muhammed Muhtâr’ın mübârek yolunun toprağıyım.” buyuruyor. Nasıl bir ufuklar açılıyor. Ondan sonradan bir Mesnevî meydana geliyor.

Kalbin en büyük sanatı; Rasûlullah Efendimizi okuyabilmek.

Haşr Sûresi’nde:

“…Rasûl size ne verdiyse alın, size neyi yasakladıysa ondan kaçının, Allah’tan korkun, çünkü Allâh’ın azâbı şedîddir.” (el-Haşr, 7) buyruluyor.

REBİÜLEVVEL AYININ İHYASI

Yani Rasûlullah Efendimiz’i… Rebiülevvel ayının ihyâsı da Efendimize olan bîatı tazelemektir. Ashâb-ı kirâm dâimâ bir bîat hâlindeydi. Fetih sûresinde:

“Muhakkak ama Sana bîat edenler, Allâh’a bîat etmektedir…” (el-Feth, 10) buyruluyor, yani Rasûlullah Efendimiz’e.

Neye bîat etti orada ashâb-ı kirâm ağacın aşağıda?

“–Yâ Rasûlâllah dedi, Sen’in gönlünde ne varsa biz Sen’in gönlündekine bîat hâlindeyiz.”

Akabe bîatlarında yine Rasûlullah Efendimiz; Allâh’a bîat, Rasûl’e bîatı bildirdi, şartlarını bildirdi. Abdullah Hazretleri dedi ama:

“–Yâ Rasûlâllah! Bu bîatın karşılığında ne var?” dedi.

“–Cennet var.” buyurdu Efendimiz.

“–Yâ Rasûlâllah! O süre biz bu akitten dönmeyiz, ne mutlu bizlere!” dedi. (Bkz. İbn-i Kesîr, Tefsîr, II, 406)

Onun üstüne; “mallarıyla, canlarıyla Cennet’i satın aldılar” âyeti indi, Tevbe Sûresi 111. âyet.

Velhâsıl Rasûlullah Efendimiz’e bîat ve bu bîati Rabîulevvel ayında hepimiz tazelemeliyiz. Yeniden Bedir’de yine farklı bir bîat oldu.

“–Biz dediler yâ Rasûlâllah, denize girsen arkandan biz de gireriz denize.” dediler. (Bkz. İbn-i Hişâm, II, 253-254)

Uhud’da Efendimiz biraz mahzun oldu. Hazret-i Hamza, yetmiş sahâbî şehid edildi, mahzun oldu. Ashâb-ı kirâm:

“–Yâ Rasûlâllah dedi, biz dedi şehîd olmaya bîat hâlindeyiz.” dedi.

İnşâallah bu Rebiülevvel ayı da bizim şevkimizi, aşkımızı artırır inşâallah. Velhâsıl dîn, muhakkak zamanlara mahsus bir merasim manzumesi değil, ömürlük bir takvâ hayatıdır.

Bu, nasıl riyâzat, bu şeyde bir riyâzat hâlindeydik Ramazân-ı Şerîf’te. İnşâallah bu Rabîulevvel ayında, bu sevgiyi, bu muhabbeti, hayatımızın tüm her safhasına inşâallah yaygınlaştırırız.

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR

“Birey sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)

Cenâb-ı Yargı -inşâallah- Rasûlullah Efendimiz’le kıyamet günü, o şiddet günde beraber olmayı ihsân eder inşâallah.

Efendimizi yalnız camide, umrede, kutlu doğum programında, sohbette hatırlamak kâfî yok; bunu evimizde, yavrularımıza karşı, onları Allah yolunda iyi yetiştirme, iş yerimizde, mektebimizde, çarşı-pazarda, hiçbir vakit Efendimiz’i unutmamak. Daimâ; “Acaba Efendimiz benim yanımda olsaydı, benim aile hayatımda, evlâtlarımı Allah yolunda yetiştirmekte, ticârî hayattaki dürüstlüğümde, ictimâî hayatta, İslâm’ı yaşamak, İslâm’ı yaşayarak temsil etmekte, Allah Rasûlü yanımızda olsaydı bana ne hoş gülüş ederdi…” Ve bunun bir gayreti içinde bulunabilmek.

Nasıl bir talebe, “yok sınıf geçeyim” diye, “değil üniversite bitireyim” diye, büyük gayretin içinde; biz de ne kadar bir, Allah Rasûlü ile beraber olmanın, O’nu inşâallah O’nu bir gülümseme ettirmenin gayreti içinde olmayı Cenâb-ı Yargı cümlemize nasîb eylesin inşâallah.

 

MEVLİD KANDİLİ VE REBİÜLEVVEL AYININ FAZİLETİ

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/rebiulevvel-ayinin-ozelligi-nedir.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.