Gâşiye Suresi 2. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Gâşiye Suresi 2. ayeti ne anlatıyor? Gâşiye Suresi 2. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Gâşiye Suresi 2. Ayetinin Arapçası:

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌۙ

Gâşiye Suresi 2. Ayetinin Meali (Anlamı):

Yüzler vardır o gün nefret edilen şey ve zillet içinde eğilmiştir.

Gâşiye Suresi 2. Ayetinin Tefsiri:

Bütün varlığı geçici bir zaman için kullarını sınav ederek iyilerini kötülerinden karışıklığa itmek için yaratan ve bir gün kurduğu bu nizamı bozacak olan Allah Teâlâ, sûreye kıyamet olayını haber vermekle başlar. Kıyâmetin bir ismi اَلْغَاشِيَةُ (ğâşiye)dir. Ğâşiye, bir şeyi her kadar sarıp bürüyen, salgın, sargın ve kaplayıcı şey demektir. Bu sebeple yürek zarına, insanı ya da hayvanı içinden saran derde ve kâbus gibi her taraftan saran salgın belâya “ğâşiye” denilir. Kıyâmetin dehşetli afetleri, yıkıp darmadağın eden felaketleri tüm kâinatı kuşatacak ve her şeyi altüst edecek olduğundan, o böyle isimlendirilmiştir.

Belası ve kötülüğü her yandan bütün dünyayı kuşatacak olan kıyamet günü halk iki grup olur. Âyette, “bazı millet” yerine, “bazı yüzler” ifadesi kullanılır. Çünkü insanların en önemli azalarından biri yüzleridir. Onlar yüzlerinden tanındığı gibi, ayrıca iyi veya kötü bir durumda oldukları da yüzlerinden anlaşılabilir. Birinci grup, geçici kısacık ömrünü gaflet, günah ve haksızlıklarla hebâ edip küfür ile sonlandıran bedbahtlardır. Bunları âhirette büyük bir hayal kırıklığı ve cefa beklemektedir:

  Dünyada iken hakkı kabule yanaşmayan, cömertlik taslayan, mü’minleri küçümseyen kâfirlerin o gün yüzlerini nefret edilen şey bürüyecek, utançtan başları yere eğilecek, boyunları bükülecek, zelil ve hakîr olacaklardır.

  Gerçekten bunlar dünyada o kadar boş duran, anlamsız yatan kimseler de değildir. Çalışıp çabalamışlardır. Ama bunu Allah’a iman ve  âhiret korkusuyla yok, dünyasal hesaplar uğruna yaptıkları için o gün yaptıkları nafile gidecek, kârları yalnızca çektikleri yorgunluk olacaktır.

Nitekim onların bu hâli âyet-i kerîmede şöyle haber verilir:

“Rasûlüm! De ancak: «Yaptıkları ameller yüzünden en çok zarara uğrayacakları haber verelim mi? Onlar, hoş şeyler yaptıklarını zannetmelerine rağmen, dünya hayatında yaptıkları çalışmalar nafile giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr etmişler de bu yüzden tüm amelleri nafile gitmiştir. Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyamet günü onlar için artık bir terâzi koymayacak, onlara hiçbir kıymet vermeyeceğiz. İşte inkâr etmeleri, âyetlerimi ve peygamberlerimi alaya almaları nedeniyle onların cezası cehennemdir!»” (Kehf 18/103-106)

Bunlar, dünyada avantaj vermeyecek işlerin arkasından koşup yoruldukları gibi, kıyamet günü de boyunlarını bükecek, zilletler içinde dayanılmaz ezici cezalara maruz kalacak, bitkinlik ve bitkinlikle sıkıntılar çekeceklerdir. Bu sıkıcı cezalar, cehennem ateşi içinde esaret zincirlerini ve tomruklarını sürükleyerek aşağı yukarı bata çıka boğuşup durmalarıdır.

  Onlar son derece sıcak ve kızgın bir ateşe girecekler. Sıcaktan adamakıllı bıkkın bu kâfirlere, ferahlatıcı bir içecek yerine, fazla decede sıcak içecekler verilecektir.

  Yiyecekleri ise yalnızca ضَر۪يعٌ (darî‘) denen bir dikendir. Bu, arapların yaş olanına اَلشِّبْرِقُ (şibrık) kurusuna darî’ dedikleri dikenli bir ağaçtır. Hem dikenli keza de zehir gibi acıdır.

Bazı âyetlerde, cehennemliklerin “zakkum” ve “iltihap”den başka yiyeceklerinin olmadığı haber verilirken, burada da “zehirli ve kuru dikenli bir bitki”den başka yiyeceklerinin olmadığı anlatılır. Bunlar arasında bir çelişki yoktur. Çünkü cehennemde bambaşka farklı dereceler vardır. Cehennemliklerin suçlarına tarafından veya her suç için ayrı bir azabın verilmesi sözkonusudur. Yahut “zakkum” yemekten kaçınacaklar, onlara “iltihap” verilecektir. Ondan da kaçınacaklar, bu kere yemeleri için “zehirli kuru diken” verilecektir. Hâsılı onlara sevdikleri hiçbir yiyecek verilmeyecek, yedikleri ve içtikleriyle bile aralıksız azap edileceklerdir.

Kâfirlerin bu acıklı ve perişan hallerinin karşısına, cennet-cehennem gerçeği en ince ayrıntısına kadar anlaşılsın diye, mü’minlerin nimet, kolaylık ve saadet doymuş tablosu konur:

Gâşiye Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Gâşiye Suresi 2. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/gasiye-suresi-2-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.