Gâşiye Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Gâşiye Suresi 3. ayeti ne anlatıyor? Gâşiye Suresi 3. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Gâşiye Suresi 3. Ayetinin Arapçası:

عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌۙ

Gâşiye Suresi 3. Ayetinin Meali (Anlamı):

Sadece dünya için çalışmış; o gün eli manâsız kalmış olmaktan ötürü yorgun ve bitkin düşmüştür.

Gâşiye Suresi 3. Ayetinin Tefsiri:

Tüm varlığı geçici bir vakit için kullarını imtihan ederek iyilerini kötülerinden yarmak için yaratan ve bir gün kurduğu bu nizamı bozacak olan Allah Teâlâ, sûreye kıyamet olayını haber vermekle başlar. Kıyâmetin bir ismi اَلْغَاشِيَةُ (ğâşiye)dir. Ğâşiye, bir şeyi her kadar sarıp bürüyen, salgın, sargın ve kaplayıcı şey demektir. Bu sebeple kalp zarına, insanı ya da hayvanı içinden saran derde ve kâbus gibi her taraftan saran salgın belâya “ğâşiye” denilir. Kıyâmetin dehşetli afetleri, yıkıp darmadağın eden felaketleri bütün kâinatı kuşatacak ve her şeyi başaşağı edecek olduğundan, o böyle isimlendirilmiştir.

Belası ve kötülüğü her yanlamasına tüm dünyayı kuşatacak olan kıyamet günü ırk iki grup olur. Âyette, “bir takım millet” yerine, “bir takım yüzler” ifadesi kullanılır. Çünkü insanların en mühim azalarından biri yüzleridir. Onlar yüzlerinden tanındığı gibi, ayrıca iyi ya da kötü bir durumda oldukları da yüzlerinden kavranabilir. Birinci grup, geçici kısacık ömrünü gaflet, günah ve haksızlıklarla hebâ edip küfür ile sonlandıran bedbahtlardır. Bunları âhirette büyük bir hayal kırıklığı ve azap beklemektedir:

  Dünyada iken hakkı kabule yanaşmayan, soylu davranış taslayan, mü’minleri küçümseyen kâfirlerin o gün yüzlerini korku bürüyecek, utançtan başları yere eğilecek, boyunları bükülecek, zelil ve hakîr olacaklardır.

  Sahiden bunlar dünyada öyle abes duran, manâsız yatan kimseler de değildir. Çalışıp çabalamışlardır. Fakat bunu Allah’a iman ve  âhiret korkusuyla değil, dünyevi hesaplar uğruna yaptıkları için o gün yaptıkları boşuna gidecek, kârları yalnızca çektikleri takâtsizlik olacaktır.

Nitekim onların bu hâli âyet-i kerîmede şöyle haber verilir:

“Rasûlüm! De ki: «Yaptıkları ameller yüzünden en çok zarara uğrayacakları haber verelim mi? Onlar, güzel şeyler yaptıklarını zannetmelerine karşın, dünya hayatında yaptıkları çalışmalar boş yere giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr etmişler de bu yüzden tüm amelleri boş yere gitmiştir. Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyamet günü onlar için bundan böyle bir terâzi koymayacak, onlara hiçbir değer vermeyeceğiz. İşte inkâr etmeleri, âyetlerimi ve peygamberlerimi alaya almaları nedeniyle onların cezası cehennemdir!»” (Kehf 18/103-106)

Bunlar, dünyada menfaat vermeyecek işlerin ardındaki koşup yoruldukları gibi, kıyamet günü de boyunlarını bükecek, zilletler içinde dayanılmaz ezici cezalara maruz kalacak, takâtsizlik ve bitkinlikle sıkıntılar çekeceklerdir. Bu yorucu cezalar, cehennem ateşi içinde tutsaklık zincirlerini ve tomruklarını sürükleyerek az çok bata çıka boğuşup durmalarıdır.

  Onlar son derece sıcak ve dargın bir ateşe girecekler. Sıcaktan iyice bunalmış bu kâfirlere, serinletici bir meşrubat yerine, aşırı decede sıcak içecekler verilecektir.

  Yiyecekleri ise sadece ضَر۪يعٌ (darî‘) denen bir dikendir. Bu, arapların yaş olanına اَلشِّبْرِقُ (şibrık) kurusuna darî’ dedikleri dikenli bir ağaçtır. Keza dikenli hem de zehir gibi acıdır.

Bazı âyetlerde, cehennemliklerin “zakkum” ve “iltihap”den başka yiyeceklerinin olmadığı haber verilirken, burada da “zehirli ve kuru dikenli bir bitki”den başka yiyeceklerinin olmadığı anlatılır. Bunlar aralarında bir çelişki yoktur. Çünkü cehennemde bambaşka öbür dereceler vardır. Cehennemliklerin suçlarına göre veya her suç için farklı bir azabın verilmesi sözkonusudur. Yoksa “zakkum” yemekten kaçınacaklar, onlara “irin” verilecektir. Ondan da kaçınacaklar, bu kez yemeleri için “zehirli kuru diken” verilecektir. Hâsılı onlara sevdikleri hiçbir yiyecek verilmeyecek, yedikleri ve içtikleriyle bile sürekli cefa edileceklerdir.

Kâfirlerin bu yürek parçalayıcı ve acınacak halde hallerinin karşısına, cennet-cehennem gerçeği en ince ayrıntısına kadar anlaşılsın diye, mü’minlerin nimet, rahat ve saadet doymuş tablosu konur:

Gâşiye Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Gâşiye Suresi 3. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/gasiye-suresi-3-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.