Gâşiye Suresi 4. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Gâşiye Suresi 4. ayeti ne anlatıyor? Gâşiye Suresi 4. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Gâşiye Suresi 4. Ayetinin Arapçası:

تَصْلٰى نَارًا حَامِيَةًۙ

Gâşiye Suresi 4. Ayetinin Meali (Anlamı):

Onlar, yanıp kavrulmak üzere dargın bir ateşe girecekler.

Gâşiye Suresi 4. Ayetinin Tefsiri:

Bütün varlığı geçici bir süre için kullarını imtihan ederek iyilerini kötülerinden parçalamak için yaratan ve bir gün kurduğu bu nizamı bozacak olan Allah Teâlâ, sûreye kıyamet olayını haber vermekle başlar. Kıyâmetin bir ismi اَلْغَاشِيَةُ (ğâşiye)dir. Ğâşiye, bir şeyi her göre sarıp bürüyen, salgın, sargın ve kaplayıcı şey demektir. Bu sebeple yürek zarına, insanı veya hayvanı içinden saran derde ve kâbus gibi her taraftan saran salgın belâya “ğâşiye” denilir. Kıyâmetin dehşetli afetleri, yıkıp darmadağın eden felaketleri bütün kâinatı kuşatacak ve her şeyi altüst edecek olduğundan, o böyle isimlendirilmiştir.

Belası ve kötülüğü her yanlamasına tüm dünyayı kuşatacak olan kıyamet günü halk müziği iki grup olur. Âyette, “bir takım insanlar” yerine, “bir takım yüzler” ifadesi kullanılır. Çünkü insanların en önemli azalarından biri yüzleridir. Onlar yüzlerinden tanındığı gibi, hem iyi veya kötü bir durumda oldukları da yüzlerinden kavranabilir. Birinci grup, geçici kısacık ömrünü gaflet, günah ve haksızlıklarla hebâ edip küfür ile sonlandıran bedbahtlardır. Bunları âhirette büyük bir hayal kırıklığı ve azap beklemektedir:

  Dünyada iken hakkı kabule yanaşmayan, büyüklük taslayan, mü’minleri küçümseyen kâfirlerin o gün yüzlerini nefret edilen şey bürüyecek, utançtan başları yere eğilecek, boyunları bükülecek, zelil ve hakîr olacaklardır.

  Gerçekte bunlar dünyada o kadar manâsız duran, abes yatan kimseler de değildir. Çalışıp çabalamışlardır. Ama bunu Allah’a iman ve  âhiret korkusuyla değil, dünyasal hesaplar uğruna yaptıkları için o gün yaptıkları boşuna gidecek, kârları yalnızca çektikleri bitkinlik olacaktır.

Nitekim onların bu hâli âyet-i kerîmede şöyle haber verilir:

“Rasûlüm! De ama: «Yaptıkları ameller yüzünden en çok zarara uğrayacakları haber verelim mi? Onlar, güzel şeyler yaptıklarını zannetmelerine rağmen, dünya hayatında yaptıkları incelemeler nafile giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr etmişler de bu yüzden bütün amelleri boş yere gitmiştir. Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyamet günü onlar için artık bir terâzi koymayacak, onlara hiçbir kıymet vermeyeceğiz. İşte inkâr etmeleri, âyetlerimi ve peygamberlerimi alaya almaları nedeniyle onların cezası cehennemdir!»” (Kehf 18/103-106)

Bunlar, dünyada üstünlük vermeyecek işlerin ardındaki koşup yoruldukları gibi, kıyamet günü de boyunlarını bükecek, zilletler içinde dayanılmaz ezici cezalara maruz kalacak, bitkinlik ve bitkinlikle sıkıntılar çekeceklerdir. Bu yorucu cezalar, cehennem ateşi içinde esaret zincirlerini ve tomruklarını sürükleyerek öyle ya da böyle bata çıka boğuşup durmalarıdır.

  Onlar son derece sıcak ve dargın bir ateşe girecekler. Sıcaktan en ince ayrıntısına kadar bıkkın bu kâfirlere, serinletici bir meşrubat yerine, aşırı decede sıcak içecekler verilecektir.

  Yiyecekleri ise yalnızca ضَر۪يعٌ (darî‘) denen bir dikendir. Bu, arapların yaş olanına اَلشِّبْرِقُ (şibrık) kurusuna darî’ dedikleri dikenli bir ağaçtır. Ayrıca dikenli keza de zehir gibi acıdır.

Bazı âyetlerde, cehennemliklerin “zakkum” ve “cerahat”den başka yiyeceklerinin olmadığı haber verilirken, burada da “zehirli ve kuru dikenli bir bitki”den diğer yiyeceklerinin olmadığı anlatılır. Bunlar aralarında bir çelişki yoktur. Çünkü cehennemde ayrı öbür dereceler vardır. Cehennemliklerin suçlarına kadar ya da her suç için bambaşka bir azabın verilmesi sözkonusudur. Yahut “zakkum” yemekten kaçınacaklar, onlara “cerahat” verilecektir. Ondan da kaçınacaklar, bu kez yemeleri için “zehirli kuru diken” verilecektir. Hâsılı onlara sevdikleri hiçbir yiyecek verilmeyecek, yedikleri ve içtikleriyle bile devamlı cefa edileceklerdir.

Kâfirlerin bu dokunaklı ve perişan hallerinin karşısına, cennet-cehennem gerçeği iyice anlaşılsın diye, mü’minlerin nimet, rahat ve saadet doymuş tablosu konur:

Gâşiye Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Gâşiye Suresi 4. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/gasiye-suresi-4-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.