Hz. Ali (r.a.) Kimdir?
banner121

Hz. Ali ne süre ve nerede doğdu? Hz. Ali, Peygamberimizin neyi olur? Hz. Ali nasıl Müslüman oldu? Hz. Ali eşi ve çocukları. Hz. Ali dönemi. Hz. Ali nasıl vefat etti? Hz. Ali’nin kabri nerede?

Allah’ın arslanı, dört halife döneminin son halifesi: Hz. Ali’nin -radıyallahu anh- hayatı.

Hz. Ali -kerremallahu veche- İslam Devleti’nin 656-661 yılları arasında halifeliğini yaptı. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in -sallallahu aleyhi ve sellem- ayrıca damadı hem de amcası Ebu Talib’in oğlu olan Hz. Ali -kerremallahu veche- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin İslam’a davetini kabul eden ilk erkektir.

HZ. ALİ’NİN (R.A.) YAŞAMSAL

Hz. Ali (r.a.) ne süre doğdu?

Hz. Ali -kerremallahu veche- Hicret’ten takriben 22 sene önce milâdî 600 yılında Mekke-i Mükerreme’de doğmuştur. Kabe’nin içinde doğduğu nakledilir.1

Hz. Ali’nin (r.a.) Ailesi

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in amcasının oğlu, damadı ve dördüncü halifesidir. Babası Ebû Tâlib, annesi Fâtıma Bint-i Esed -radıyallahu anh- dedesi Abdulmuttalip’tir. Künyeleri Ebü’l-Hasan ve Ebû Türâb, lâkabı Haydar, ünvanı Emîru’l-Mü’minîn’dir. “el-Murtezâ: Kendisinden râzı olunan, Allah’ın rızâsını kazanmış” ve “Esedü’llahi’l-ğâlib: Allah’ın tekrar tekrar gâlip gelen kaslı arslanı” gibi lakapları da vardı.

Kerremallahu Vecheh Ne Seslenmek?

Çocukluğunda hiç puta tapmadığı için daha sonraları Kerremallahu vecheh: “Allah yüzünü mükerrem kılsın, şereflendirsin!” duâsıyla anılmıştır. Sahabe arasında bu şekilde yâd edilen tek kişidir.

Hz. Ali’nin (r.a.) Lakabı Nedir?

Tasavvuf erbâbı, Hz. Ali’ye -kerremallahu veche- “Şâh-ı Velâyet” ve “Sultânü’l-Evliyâ” lâkaplarını uygun görmüşlerdir.

Abdulmuttalip, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, 8 yaşındayken vefât ettiğinde, Hz. Ali’nin -kerremallahu veche- annesi Fâtıma Hatun -radıyallahu anh- Efendimiz’e mürebbîlik ve annelik yapmıştır. Kendi çocukları aç dururken Peygamberimiz’in karnını doyurur, kendi çocuklarının üstü başı toz toprak içinde dururken, o önce Peygamberimizin saçını başını tarar, gülyağıyla yağlardı.

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, daha sonraki hayatında bu mübarek hanımı sıkça ziyaret ederdi. Fâtıma Hâtun -radıyallahu anh- fazilet sâhibi, sâlih ameller işleyen sâlihâ bir İslâm hanımı idi. Hicrî 4. senede Medine’de vefat etti.

İlk Müslüman Erkek

Hz. Ali -kerremallahu veche- Ebû Tâlib’in en minik oğludur. Mekke’de baş gösteren kıtlık üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, amcasının yükünü hafifletmek için Hz. Ali’yi -kerremallahu veche- himayesine aldı ve yetiştirdi. Bu Nedenle Hz. Ali -kerremallahu veche- Beytullâh’ta doğmuş, Beytü Resûlullâh’ta yetişmiş oldu. 10 yaşlarındayken İslâm ile şereflendi. Hz. Hatice’den -radıyallahu anh- sonra İslâm’a girmiş, “birincil Müslüman olan erkek” vasfını kazanmıştır.

Hz. Ali -kerremallahu veche- Mekke ve Medîne devirlerinde her lahza Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanına oldu. Hicret esnâsında Peygamberimizin yatağında uyuyarak müşrikleri oyaladı ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e süre kazandırdı. Allah Rasûlü’nün bıraktığı emânetleri sahiplerine teslim ettikten sonra Kuba’da Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e yetişti.

Peygamberimizin Kardeşi 

Hicret’in 5. ayında gerçekleştirilen Muâhât/Kardeşlik akdinde Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hz. Ali’yi -kerremallahu veche- kendisine kardeş olarak seçti. O bu övgü ve lutuf aleyhinde son derece duygulandı ve:

“–Ben Allah’ın kulu, Resûlullah’ın da kardeşiyim” diyerek mutluluk gözyaşları döktü.

Hz. Ali’nin Hz. Fatıma (r.a.) ile Evlenmesi

Hz. Ali -kerremallahu veche- hicrî 2. senenin son ayında Hz. Fâtıma -radıyallahu anh- ile evlendi. Ona son derece sevgi ve saygı duyardı. Hatta kendi annesi Hz. Fâtıma’ya -radıyallahu anh- hanımı Hz. Fâtıma’ya -radıyallahu anh- derin saygı göstermesini ve ona kuşkusuz konut dışı hizmetleri gördürmemesini nasihat ederdi. (İbn-i Abdilber, el-İstîâb, IV, 374) (Aytıntılı veri için tıklayın)

Allah’ın Arslanı

Hz. Ali -kerremallahu veche- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in aralıksız yanında bulundu ve tüm cihat hareketlerine katıldı. Uhud’da ve Huneyn’de muhtelif yerlerinden yara aldı. Bedir’de sancaktardı. aynı zamanda buluş kolunun başındaydı, hâkim noktaları tesbit ederek Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’e bildirdi. Bu mevkîleri işgal ederek Bedir’de önemli bir savaş harekâtını başarıya ulaştırdı.


Hz. Ali'nin kılıcı (Zülfikar Kılıcı)

Bedir Gazâsı’nın başlamasından önce, Kureyşliler ile teke tek dövüşen üç kişiden biriydi. Bu dövüşte, hasmı Velid bin Muğire’yi kılıcı ile öldürdüğü gibi mağdur durumda kalan Hz. Ubeyde’nin yardımına koştu ve onun hasmını da öldürdü. 25 yaşlarında bir delikanlı olarak büyük kahramanlıklar gösterdi. Allah Resûlü’nün arzusu üstüne, Bedir’de yapılan havuzdan bir kırba ile Ashâb-ı Kirâma su taşıdı. Burada kendisine “Allah’ın Arslanı” lâkabı ile Bedir ganimetlerinden bir kılıç, bir kalkan, dahası deve verildi.

Hz. Ali’nin (r.a.) Çocukları

Hicrî 3. sene Ramazan’ının ortasında oğlu Hz. Hasan -radıyallahu anh- doğdu. 4. yıl Şaban ayının 5’inde de Hz. Hüseyin -radıyallahu anh- doğdu. sonra Muhassin -radıyallahu anh- isminde bir oğlu ile Zeynep ve Ümmü Gülsüm -radıyallahu anh- isminde kızları oldu.

Zülfikâr Ne Çağrıda Bulunmak?

Hz. Ali’nin -kerremallahu veche- “Zülfikâr” ismi bahşedilen ünlü bir kılıcı vardı. Ucu iki çatallı olan bu kılıcı, Uhud’da gösterdiği üstün kahramanlık, cesâret ve fedâkarlık nedeniyle Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, hediye etmişti. Münebbih bin Haccâc’a âit olan Zülfikâr, Bedir’de ganimet olarak alınmıştı.2

Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Hz. Ali’yi -kerremallahu veche- bazen Medîne’de yerine vekil bırakmış, ara sıra de kumandanlık, sancaktarlık, kadılık gibi vazifelerle muhtelif yerlere göndermiştir.

İlmin Kapısı Hz. Ali

Hz. Ali -kerremallahu veche- birincil üç hâlife döneminde ne bir idârî vazîfe aldı, ne de yapılan savaşlara katıldı. Sadece Hz. Ömer’in -radıyallahu anh- Filistin ve Suriye seyahati esnâsında Medine’de askerî vâli olarak kaldı. Medine’de ikâmet edip dînî ilimlerle meşgul olmayı diğer vazifelere seçim etti. Kur’lahza ve hadis konusundaki derin ilmi nedeniyle ayrıca Hz. Ebûbekir keza de Hz. Ömer -radıyallahu anh- bilhassa fıkhî mes’elelerde ona mürâcaat etmişlerdir.

Hz. Ömer -radıyallahu anh- devrinde devletin tüm hukuk işleriyle ilgilenip âdeta İslâm devletinin fahrî baş kadısı olarak vazife yaptı. Hz. Ömer’in -radıyallahu anh- şehâdeti üzerine yeniden devlet başkanını seçmekle vazifelendirilen altı şahsiyet şûra heyetinde yer alıp, bu altı kişiden en sona kalan iki adaydan biri oldu.

Hz. Osman’ın -radıyallahu anh- hilâfeti döneminde idarî tavrından öyle hoşnut olmamakla birlikte İslâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden gelen şikâyetleri defalarca bacanağı Hz. Osman’a -radıyallahu anh- bildirmiş ve ona hâl çareleri teklif etmişti. Hz. Osman’ı -radıyallahu anh- muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti. İsyancıları, girişim ettikleri işten vazgeçirmek için ciddî îkaz ve nasihatlarda bulundu, fakat onların halifenin evini kuşatmalarına mâni olamadı. Hâdise ciddî boyutlara ulaştığında ise evlatları Hz. Hasan ile Hüseyin’i -radıyallahu anh- halifenin evinin önüne nöbetçi olarak gönderdi.

Hz. Osman’ın -radıyallahu anh- şehâdetinden sonradan hilâfeti Hz. Ali’ye -kerremallahu veche- teklif ettiklerinde, o bu teklifi Talha ve Zübeyr’e -radıyallahu anh- yöneltti. Fazla ısrar edilmesi üzerine beyatı kabul etti.

HZ. ALİ (R.A.) DÖNEMİ

Fakat onun devri, Allah’ın bir takdiri olarak son derece girift geçti. Hilâfete geldiğinde hâlledilmesi gereken birçok problemle karşısında karşıya kaldı. Bu karışıklıklar Cemel ve Sıffîn gibi iç çatışmaları doğurdu. Hz. Ali -kerremallahu veche- İslâm devleti bünyesindeki bu ihtilâfları gidermek için büyük fedakârlık ve gayretler gösterdi.

Bu karışıklıklar esnâsında ikiye ayrılan ashâbın birbirine bakışı ise son derece insaflıydı. Onlar birbirlerine; “Bunlar bize karşı taşkınlık eden kardeşlerimizdir.” diyorlardı.3 Her şeye karşın yine de birbirlerine kardeş gözüyle bakabiliyorlardı.4

HZ. ALİ (R.A.) NASIL ÖLÜM ETTİ?

Hz. Ali -kerremallahu veche- Kûfe’de 661 yılında bir Hâricî olan Abdurrahman bin Mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralandı. Bu yaranın tesiriyle iki gün daha sonra 26 veya 28 Ocak 661’de şehit oldu. Bugün Necef diye aşina Kûfe’ye defnedildi.

Dipnotlar:

1 Hâkim, Müstedrek, III, 550/6044. 2 İbn-i Sa’d, I, 485. 3 İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VII, 535/37763. 4 Bu hususta Müslümanların sergilediği hayret verici misaller için bkz. Prof. Dr. Ali Muhammed Muhammed es-Sallâbî, Hz. Ali, trc. Şerafettin Şenaslan, İstanbul 2008, s. 632-635.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Hz. Ali’den 111 Yaşam Ölçüsü, Erkam Yayınları

HZ. ALİ’NİN (R.A.) HAYATI

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/hz-ali-r-a-kimdir.html
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.