Lut Kavmi Neden Helak Oldu?
banner121

Lut Aleyhisselam hangi kavme gönderildi? Lut Kavmi’nin özellikleri nelerdir? Lut Kavmi niçin helak oldu? Lut kavmi’nin helakı nasıl oldu? Lut Kavmi ile ilgili ayetler nelerdir? Hz. Lut’un (a.s.) duası. Lut Kavmi’nin helak olma sebepleri ve ibretlik sonu.

Lût -aleyhisselâm- peygamberlik vazîfesini îfâya Sodom’da başladı. Onları Cenâb-ı Hakk’a kulluğa çağırdı.

LUT KAVMİ’NİN ÖZELLİKLERİ

Sodomlular, azgın ve ahlâksız bir kavimdi. Bu kavim, geçmiş milletlerde görülmeyen her türlü ahlâksızlığı işleyen bir topluluktu. İğrenç ve çirkin ahlâksızlıkları pervâsızca işlemeyi ve hattâ daha öteye gitmeyi âdeta meslek hâline getirmişlerdi. Kendilerine mânî elde etmek isteyenleri ise susturuyorlar ve:

“Temizler aramızdan çıksın!” diyorlardı.

Bu kavimde namus, hayâ ve nâmus unutulmuş, hayvan topluluklarında bile rast­lanmayan bir denâet (rezillik, âdîlik) baş göstermiş ve Kur’ân-ı Kerîm’de buyrulan “bel-hüm edall: hayvandan daha aşağı” bir seviyeye düşülmüştü.

İşte Lût -aleyhisselâm- böylesine dertli bir kavmi hidâyete dâvetle vazîfe­liydi. Gece gündüz onların intibâhı için çırpınıyordu. Âyet-i kerîmelerde O’nun bu gayretleri şöyle beyân edilmektedir:

“Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: «(Allâh’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Bilin ki, ben size gönderilmiş emin bir peygamberim. Bundan Böyle Allâh’a karşısında gelmekten sakının ve bana itaat edin! Buna karşı ben sizden hiçbir aidat de istek etmiyorum. Benim ecrimi verecek olan, oysa âlemlerin Rabbidir. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, ahali içinde erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Açık Konuşmak Gerekirse siz, sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!»” (eş-Şuarâ, 161-166)

Sodom halkı Lût -aleyhisselâm-’ı hemencecik yalanladı. Dâvetine uymadı. Bunun üstüne Lût -aleyhisselâm-, onlara yaptıkları ahlâksızlığın vehâmetini duyurdu:

(Onlara:) «Dünyâda sizden önce hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz?» dedi.” (el-A’râf, 80)

Yaptıkları kötü fiillerin kendilerini felâkete götüreceğini bildirdi. Onlar da Lût -aleyhisselâm-’ı ülkesinden kovmaya kalkıştılar:

“Kavminin cevâbı: «Onları (Lût’u ve taraftarlarını) memleketinizden çıkarın! Çünkü onlar, artı temizlenen insanlarmış!» demelerinden başka bir şey ol­madı.” (el-A’râf, 82)

Pak kalmak, nâmuslu ve iffetli yaşamak, böyle azgın ve ahlâksız bir kavme göre suçtu. Kendilerinin mânevî gıdâları teressübât (pislik) olduğu için temiz insan­lardan hastalık duyuyorlar ve:

“–Ey Lût! (Bu dâvâdan) vazgeçmezsen, iyi bil oysa, sürgün edilmişlerden ola­caksın!” (eş-Şuarâ, 167) diyerek tehdîd ediyorlardı.

Hazret-i Lût, onlara Allâh’ın azâbını hatırlattı:

“And olsun ama Lût, onları bizim şiddetli azâbımızla uyardı. Lakin onlar bu tehd­îdleri şüpheyle karşıladılar.” (el-Kamer, 36)

Başlarına gelecek felâketin dehşetini kavrayamadıkları için ilâhî tehdîdi mühimsemediler. Sefîl bir şekilde ve büyük bir cür’etle Lût -aleyhisselâm-’a:

“…Şâyet içten söyleyenlerden isen bize Allâh’ın azâbını getir!” (el-Ankebût, 29) diye cevap verdiler. Sapıklıklarından vazgeçmeye yanaşmadılar.

LUT KAVMİ’NİN HELAK OLMA SEBEPLERİ

1. Putlara taparcasına sevmek.

2. Livâta gerçekleştirmek (erkeğin erkeğe yaklaşması).

İbn-i Abbâs’tan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:

“Lût kavminin çirkin işini yapanı görürseniz, fâili de (yapanı da) mef’ûlü de (yapılanı da) öldürünüz!” (Tirmizî, Hudûd, 24/1456; Ebû Dâvûd, Hudûd, 28/4462)

İbn-i Abbâs’tan öteki bir rivâyete kadar Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sel­lem- üç kez:

“Lût kavminin işini (livâta) yapan mel’ûndur (lânetlenmiştir).” (Tirmizî, Hudûd, 24/1456) buyurdular.

Mâlik bin Dînâr buyurdular:

“Geçmiş ümmetlerin hiçbirinde livâta işitilmedi. Ancak bu çirkin fiil Lût kavmi aralarında görüldü. Onlara da bu fiili şeytan öğretmişti. Ve halk müziği, yaratılış­larına zıd olan bu fiili işleyince, ilâhî gazab ve azâba sürüklendiler.

Allâh Teâlâ, insana şehveti neslin çoğalması için vermiştir. Onu, veriliş gâye ve hikmetinin dışında kullanarak gâfilâne hareket etmek, insanın cehâlet ve azgınlı­ğındandır. Bu da, insanlık itibar ve haysiyetini ayaklar altına alarak hayvanlardan da aşağıda bir seviyeye düşmektir.”

3. Livâta ile öldürmek.

Lût kavminin azgınları, bir kimseyi öldürmek istedikleri zaman, ona livâta yapılmasını emreder, bu şekilde eziyet ettikten sonra öldürürlerdi.

4. Sodomlular, iffetsizliklerini alenî işlerlerdi. İffetli kimseleri de ayıplarlardı. pek alçalmışlardı ama, yellenmelerini bile alenî bir davet vâsıtası yapar­lardı.

Lût kavmi de, fena işlerinde o kadar aşırı gitmişlerdi oysa, iffetli yaşa­yıp kendilerine nasîhatte bulunanları istemezlerdi. Lût -aleyhisselâm-’a:

“–Ey Lût! Bu sözlerden (bu nasîhatlerden) vazgeçmezsen, mutlaka (memleketimizden) kovulacaksın!” derlerdi.

5. Yol kesmek; çakıl taşlarını yoldan geçenlerin üzerine atmak.

Onlar, yol üstüne oturur, yanlarına çakıl taşları alırlardı. Tanıdık Olmayan birisi geçer­ken de onun üstüne taş atarlar ve onunla alay ederlerdi.

6. Koğuculuk (laf taşımak).

7. Cimrilik.

Hasan-ı Basrî’den gelen bir rivâyete göre Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Lût kavminin helâk sebeplerini saydıktan sonra hadîsin devamında şöyle buyurmuşlardır:

“üstelik ümmetim bu ahlâksızlıklara şunu da ilâve eder fakat, o da, bayan kadına münâsebette bulunulmasıdır (yâni eşcinsellik)…” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 51)

LUT KAVMİ’NİN HELAKI

Lût -aleyhisselâm- çok ağır koşullar aşağıda, bir nakle göre 40 sene uğraşma verdi. Fakat kavminin yaptığı işkence ve ahlâksızlıklar artık dayanılmaz bir noktaya ulaşmıştı. Sodom halkı azâb-ı ilâhîye dahî bîgâne kalıp, dahası dahası onu istemekle şiddetli bir azâba müstehak olmuşlardı. Lût -aleyhisselâm- bu biçare vaziyet karşısında Rabbine sığındı ve O’ndan yardım istedi. Allâh Teâlâ’ya yalvararak:

“Rabbim! Beni ve âilemi, onların yapageldiklerinden kurtar!” (eş-Şuarâ, 169)

“«Şu fesatçılar gürûhuna karşı bana destek eyle Rabbim!» dedi.” (el-Ankebût, 30)

Yıllarca kavminin saâdet ve hidâyeti için çalışmış ama kendisine iki kızıyla birlikte fazla eksik kimse îmân etmişti. Hanımı dahî, azgın kavmin tarafını tutmuştu. Dolayısıyla bu duâ, Lût -aleyhisselâm- için son çâre idi. Allâh -celle celâlühû- Lût kavmini helâk etmek için melekleri gönderdi. Genç erkekler sûretinde gelen bu melekler bile azgın kavmin eşcinsellikten doğan fena arzularını uyandırmıştı. Nitekim onlara sarkıntılığa yeltendiler. Bu hâdise Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde anlatılır:

“Elçilerimiz Lût’a gelince, (Lût), onlar(a sapık kavminin musallat olmasın)dan endişeye düştü, onlar adına içi daraldı ve: «Bu, çetin bir gündür.» dedi.” (Hûd, 77)

Meleklerin genç delikanlılar şeklinde geldiğini gören Lût -aleyhisselâm- onları insan sanmış ve kavminin onlara tecâvüz etmesinden korkmuştu. Çünkü A’râf Sûresi’nin 80 ve 81. âyetlerinde bildirildiğine tarafından Lût’un inkârcı kavminde cinsî sapıklık fazla yaygın idi.

“Lût’un kavmi, koşarak onun yanına geldiler. Daha önce de o kötü işleri yapmaktaydılar. (Lût:) «Ey kavmim! İşte şunlar kızlarımdır (onlarla evlenin); sizin için onlar daha temizdir. Allâh’tan korkun ve misâfirlerimin önünde beni rezil et­meyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu?!» dedi.” (Hûd, 78)

Bâzı tefsircilere kadar Hazret-i Lût’un halkına evlenmelerini tavsiye ettiği kız­larından maksat, kendi öz kızları yok, kavminin kızlarıdır. Çünkü O’nun sadece iki kızı vardı. Her peygamber kendi kavminin büyüğü ve mânevî babası sayıldığın­dan Hazret-i Lût: «İşte bunlar kızlarımdır.» demiştir. Lakin gözü dönmüş olan Sodomlular:

“Dediler ancak: «Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi de şüphesiz bilirsin.» (Lût:) «Keşke benim size karşısında (koyacak) bir gücüm olsaydı ya da dinç bir kaleye sığınabilseydim!» dedi.” (Hûd, 79-80)

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hazret-i Lût’un kavmine karşı söylediği bu sözünden bahsettikten sonradan şöyle bir îzahta bulunmuştur:

“Allâh Lût’a rahmet etsin. O fazla sağlam bir yere (Rabbine) sığınıyordu… Allâh Lût’un bu duâsı bereketiyle O’ndan sonra gelen tüm peygamberlere, kendisine takviye verecek hısım ve akrabâlar ihsân etmiştir.” (İbn-i Hibbân, XIV, 86)

(Melekler) dediler ki: «Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana aslâ do­kunamazlar. Sen gecenin bir kısmında âilenle (yola çıkıp) yürü! Hanımından diğer, sizden hiçbiri geride kalmasın! Çünkü onlara gelecek olan (azâb) şüphesiz ona da isâbet edecektir. Onlara va’dolunan (helâk) zamanı, sabah vaktidir. Sabahleyin vakti de yakın değil mi?” (Hûd, 81)

Sapık güruh son bir kez Lût -aleyhisselâm-’ın kapısına yüklendilerse de bir anda hepsinin gözleri âmâ ediliverdi. Âyet-i kerîmede bu hakîkat şöyle haber verilmektedir:

“Celâlime ant olsun ancak (kavmi) Lût’tan, misâfirlerinden (murâd almak üzere) talepte bulundular; bunun üstüne Biz de onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azâbımı ve îkazlarımı (mühimsememenin cezâsını) tadın!» dedik.” (el-Kamer, 37)

Kadı Beydavî ve Fahreddîn-i Râzî’nin beyânlarına tarafından meleklerden birisi Cebrâîl -aleyhisselâm- idi. Kalabalık kapıyı kırıp içeri girdiklerinde, bir hareketle hepsinin gözünü âmâ etti. Panik içerisinde kapıyı dahî bulup kaçamadılar. Hattâ, Lût -aleyhisselâm- onları kollarından tutarak dışarı çıkarmıştı.

“Emrimiz gelince, oranın altını üzerine getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişiri­lip istif edilmiş taşlar yağdırdık. (O taşlar) Rabbin katında işâretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zâlimlerden uzaktan değildir.” (Hûd, 82-83)

Lût kavmine azâb-ı ilâhînin gelişi ve helâk oluşları Hicr Sûresi’nin 58-77. âyet-i kerîmelerinde de bambaşka bir üslupla anlatılmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de, bu topluluğun yaşadığı beldeden; altüst olan anlamında “el-mü’tefike” diye bahsedilmektedir.

Lût kavmi, homoseksüellik gibi iğrenç bir günâhı işledikleri için Allâh Teâlâ, onlara önce dehşet bir ses duyurmuş, daha sonra memleketlerinin altını üstüne getir­miş, daha sonra da üzerlerine taş yağdırmıştır fakat, bir milletin değil olup târih sahne­sinden silinmesi için bundan daha şiddetli facia olamaz!

Cenâb-ı Yargı onları daha sonra gelecek halk için bir ibret kıldığını şöyle haber verir:

“İşte bunda ibret alanlar için işâretler vardır. Onlar hâlâ gözler önünde duran bir yol üzerindedirler. Hakîkaten bunda îmân edenler için bir ibret vardır.” (el-Hicr, 75-77)

Ankebût Sûresi’nin 35. âyet-i kerîmesinde de bu ahlâksız kavmin helâkiyle ilgili olarak, arkadan gelen ümmetlere ibret olması için birtakım alâmetler bırakıldığı bildirilir:

“And olsun ancak Biz, aklını kullanacak bir kavim için orada apaçık bir ibret ni­şânesi bırakmışızdır.”

Bu nişâne, helâk edilen kavmin başına gelenlerle ilgili hikâyeler, harâb olan yurtlarının kalıntıları, gökten yağdırılan taşlar ve kapkara akıcı nehirler biçiminde tefsîr edilmiştir.

Fahreddîn-i Râzî, Lût kavmini anlatan ayet-i kerîmelerin Mekke müşriklerine hitâben indirildiğini hatırlatarak ve “Onlar hâlâ gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.” ayet-i kerîmesinden yola çıkarak; “Mekkeliler ticâret için ekseriyetle Şam şehrine giderlerdi. Şam yolu, Lût Gölü’nün bütün güneyinden geçerdi. Bu sebeple Lût kavminin kalıntılarını burada seslenmek gerekir.” diye bir îzahta bulunmuştur.

HZ. LUT’UN (A.S.) EŞİ NIÇIN HELAK OLDU?

Lût -aleyhisselâm-, peygamber olarak vazîfelendirildiği süre, kendisine îmân eden Fevât isminde bir hanımı vardı. Bu bayan yirmi yıl sonradan vefât etti. Onun vefâtından sonradan Lût -aleyhisselâm-, Vâhile isminde Sodomlu bir bayan ile evlendi. Fakat Vâhile münâfık bir kadındı. Kavmin îmânsızlık ve ahlâksızlıklarına karşı sessiz kalıyordu. Hattâ kavmini, Lût -aleyhisselâm-’a karşı gizliden gizliye destekliyordu.

Bir akşam vakti, kavmini helâk etmekle vazîfeli melekler, güzel yüzlü insanlar sûretinde evlerine gelince Vâhile, bunu anında gidip kavmine haber verdi; Lût -aleyhisselâm-’a ihânet etti. Böylece o da kavmi ile beraber helâk oldu.

Lût -aleyhisselâm-’ın iki mü’mine kızı vardı. Lût kavminin helâk edilmesi es­nâsında babaları ve îmân edenler ile birlikte Sodom’dan çıkıp azâb-ı ilâhîden kurtul­muşlardı.

daha sonra bunlar, babaları ile birlikte İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın yanında gitti­ler. İbrâhîm -aleyhisselâm- da, bu iki kızı kendi kavminden iki mü’minle evlendirdi. Yüce Allâh, Lût’un neslini bereketlendirdi. Medyen halkı onlardan hâsıl oldu.

Allâh Teâlâ Lût kavminin helâkinden ibret alınmasını emretmekte ve helâk olan kavimlerin kalıntılarının insanlık târihine bir ibret olarak bırakıldığını bildirmektedir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nebiler Silsilesi 1, Erkam Yayınları

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/lut-kavmi-neden-helak-oldu.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.