Mü’minin Gönül Dünyasını Bulandıracak Ve Kalbini Öldürecek En Büyük Zehirlerden Biri
banner121

Bir mü’minin gönül dünyasını bulandıracak ve kalbini öldürecek en büyük zehirlerden biri nedir? Müslüman Allah'ı (c.c) razı etmek namına nelere dikkat etmelidir?

Bir mü’minin gönül dünyasını bulandıracak ve kalbini öldürecek en büyük zehirlerden biri, haram lokma ve belirsiz kazançlardır.

Âyet-i kerîmede buyurulur:

“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin!

Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hâkimlere (idarecilere veya mahkeme hâkimlerine) vermeyin!” (el-Bakara, 188)

Bir mü’min, kul hakkından güçlü olarak sakınmalıdır. Kul hakkı, cennete girme yasağıdır.

Muhammed bin Cahş -radıyallâhu anh- anlatıyor:

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanında oturuyorduk. Başını semâya kaldırdı, daha sonra elini alnına koyup;

“–Sübhânallah! Ne değin ağır bir hüküm indirildi!” buyurdu.

Biz fazla korktuk ve sükût ettik.

Ertesi gün;

“–Ey Allâh’ın Rasûlü! O indirilen ağır hüküm ne idi?” diye sordum.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“–Nefsim kudret elinde olan Allâh’a ant ederim ancak;

Bir kişi Allah yolunda öldürülse, sonradan diriltilip her tarafta öldürülse, daha sonra diriltilip bitmiş öldürülse, üzerinde bir borç varsa, borcu ödeninceye dek cennete giremez.” (Nesâî, Büyû, 98/4681)

O hâlde, borçlanmış ve ödeyemez hâle gelmiş bir mü’min ne yapmalıdır?

Böyle bir durumdaki bir mü’min; hayat şartlarını ve harcamalarını asgarî seviyede tutmalı ve artırdığı her türlü imkânıyla, borcunu ödeme gayretini sürdürmelidir.

Eğer bu samimiyeti gösterirse, Allah iki cihanda o kuluna yardım eder. Ya borçlarını ödemesini olası kılar yoksa alacaklılarının âhirette haklarını helâl etmesine yardım eder.

Bu sebeple;

Kul hakkına girmemek için âzamî çaba etmelidir. Eğer bir kul hakkına girmişsek ve o şahsı biliyor, tanıyorsak, derhâl onunla helâlleşmeliyiz, hakkı yargı sahibine hemencecik teslim etmeliyiz. Hak sahibi vefât etmişse, maddî bir adalet varsa, vârisine hakkı teslim etmeliyiz.

EY İNSANLAR! KİMİN ÜZERİNE GEÇMİŞ BİR YARGI VARSA ONU DERHAL ÖDESİN

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurur:

“Ey insanlar! Kimin üstüne geçmiş bir hak varsa onu derhal ödesin; «Dünyada rezil rüsvâ olurum.» diye düşünmesin! İyi biliniz oysa dünya rüsvâlığı âhirettekinin yanına pek hafiftir.” (İbn-i Esîr, el-Kâmil, II, 319)

Fahr-i Kâinât Efendimiz; ümmete şahsen örnek olmak için, bu tâlimâtı kendileri de vefatlarından önce ashâbına şöyle îlânda bulunarak başvuru etmişlerdir:

“Nihayet ben de sizin gibi bir insanım. Aranızda bazı kimselerin hakları geçmiş olabilir.

(Arkasındaki ridâyı atarak;)

«–Kimin sırtına vurmuşsam, işte sırtım; gelsin vursun!

Kimin malını sehven almışsam, işte malım; gelsin alsın!»” (Ahmed, III, 400)

Kul hakkı pek hassas bir meseledir ancak, nice kul hakkına girmişizdir de bundan haberdar bile olmamışızdır.

Şayet bir kardeşimize huysuz davranarak kul hakkına girdik, fakat farkına varmadık… Belki trafikte haksız bir sollama ve sözde bir davranışımızla hakka girdik… Bir komşumuza ya yemek kokusuyla, camdan silkelediğimiz bir örtünün kiriyle yahut gürültüyle ızdırap verdik… Belki gıybetini yaparak hakkına girdiğimiz kişi vefât etti ve ondan özür dileme imkânımız kalmadı…

Daha nice misaller verilebilir.

Bu cins bilinmeyen kul hakları aleyhinde yapılacak olan şudur:

Bu şahısları bulup helâlleşmek muhtemel olmadığı için, onlar adına bol bol sadaka vermeli, onlar hakkında bol bol hayır-duâ etmeli ve kendimiz için de bol bol istiğfâra devam etmeliyiz.

Kul hakkı yalnızca maddî meselelerde olmaz:

Allâh’ın kullarını istihfâf ve istihkâr etmek de büyük bir kul hakkıdır. Gıybet ve rivayet büyük bir kul hakkıdır.

Âyet-i kerîmede buyurulur:

“İnsanları arkadan çekiştirip kaş-göz işaretiyle eğlenmeyi âdet hâline getirenlerin vay hâline!” (el-Hümeze, 1)

Hattâ şaka diye yapılan bir takım kabalıklar da gönül kırıcı olabilmektedir. Şakanın da kırıcı olmaması lâzımdır. «Latîfe, latif gerek!» denilmiştir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; Hendek Harbi’nde, silâh ile yapılan şakalaşmayı men etmiştir.

Unutmamalıyız fakat;

Rabbimiz; Zâtına aleyhinde işlenen günahları daha kul dünyada iken, şehidlik ve yarı dağıtılmış vesilelerle affedebilir. Ama kul hakkı bunun dışındadır. Eğer bir yargı, dünyada iken çözülmemişse hesabı mutlaka âhirete kalacaktır.

Rabbimiz, ulu huzûruna; kul hakları husûsunda helâlleşmiş, kalb-i selîme nâil olmuş, musaffâ ve selîm kalpler ile ve tezkiye olmuş nefisler ile varabilmemizi nasip ve müyesser eylesin!.. Âmîn!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Sene: 2021 Ay: Eylül, Sayı: 199

Haram Kazançlar Nasıl Telafi Edillir?

Temiz ve Helal Rızık Ayeti

Gelir ve İnfak Üzerine Fazla İkazlar Var

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/muminin-gonul-dunyasini-bulandiracak-ve-kalbini-oldurecek-en-buyuk-zehirlerden-biri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.