Mümtehine Suresi 2. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Mümtehine Suresi 2. ayeti ne anlatıyor? Mümtehine Suresi 2. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Mümtehine Suresi 2. Ayetinin Arapçası:

اِنْ يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ اَعْدَٓاءً وَيَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ وَاَلْسِنَتَهُمْ بِالسُّٓوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَۜ

Mümtehine Suresi 2. Ayetinin Meali (Anlamı):

Eğer onlar sizi ele geçirecek olsalar, size aleyhinde acımasız bir düşman kesilirler, ellerini ve dillerini size fenâlık yerine getirmek için uzatırlar ve sizin de kendileri gibi kâfir olmanızı cân ü gönülden isterler.

Mümtehine Suresi 2. Ayetinin Tefsiri:

Âyet-i kerîmelerin iniş sebebi olarak şu dikkat çekici hâdise nakledilir:

Resûlullah (s.a.s.), müşriklerin Hudeybiye anlaşmasının maddelerini bozmaları ve öteki tamamlayıcı şartların oluşmaya başlaması üstüne Mekke’yi fethetme hazırlıklarına başlamıştı. Lakin bunu son derece dar tutuyor, niyetini kimseye açmıyordu. Ashâb-ı kirâmdan birkaç birey haricinde bunu kimseye hissettirmemişti. Efendimiz (s.a.s.) ile beraber işin farkında ashâb-ı kirâm (r.a.), bu gizliliğe riâyet ederken, her nasılsa durumdan bilen Bedir gâzîlerinden Hâtıb b. Ebî Beltaa, Mekke’ye durumu bildiren bir mektup yazmış ve bunu bir kadınla da bayrak direği­mişti. Allah Teâlâ Peygamberimiz (s.a.s.)’e durumu bildirdi. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) Hz. Ali, Zübeyr ve Mikdâd (r.a.)’ı çağırdı. Kadının tam bulunduğu yeri haber vererek onu yakalayıp getirmelerini istedi. Kadın, Resûlullah (s.a.s.)’in göze çarpan buyurduğu yerde yaka­landı. Üzerindeki mektup alınıp Resûlullah’a getirildi. Mektupta şunlar yazılıydı:

“Ey Kureyş! Allah’ın Rasûlü, sizin üzerinize öyle heybetli bir güçlü olarak geliyor ama, gece karanlığı gibi korkunç olan bu ordu su baskını gibi akacaktır. Allah’a yemin ederim ama, Resûlullah üzerinize kimsesiz da gelse Allah, O’nu size gâlip kılacak, va’dini ye­rine getirecektir. Şimdiden başınızın çâresine bakın!” (İbn Kesîr, Bidâye, IV, 278)

Doğrusu bu ifadeler, ne gerçeğe aykırıydı ne de ihânetle doluydu. Ama sıcacık kalması îcâb eden bir hakîkat düşmana ifşâ ediliyordu. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.s.), bu işi yapan Hâtıb’ı derhâl yanına çağırtıp: “Ey Hâtıb! Bunu neden yaptın?” diye sordu. Bedir gâzîlerinden olan Hâtıb, büyük bir nedâmet içinde:

“–Yâ Resûlallah! Yanınızda bulunan muhâcirlerin Mekke’de âile ve mallarını koru­yacak kimseleri var. Benim ise kimsem yok. Ben de bu mektupla onlar aralarında minnet­tarlık kazanarak, âilemi, çoluk çocuğumu gözetmek istedim. Yahut vAllahi ben onların câ­susu değilim. Ben bu işi dînimden dönmek gibi bir fenâlıkla da işlemedim. müslüman ol­duktan sonra ben, aslâ küfre râzı olmam. Vallahi benim Allah ve Rasûlü’ne olan imanım sonsuzdur. Aslâ dînimi değiştirmiş değilim...” dedi. Bunun üzerine acıma ummânı Efendimiz (s.a.s.):

“–Hâtıb kendisini içten müdâfaa etti” buyurdu ve onu affetti.

Hâtıb’ın boynunu vurmak isteyen Hz. Ömer’e de Cenâb-ı Hakk’ın, Bedir savaşına katılanların yaptığı hatâları affetme buyurduğunu hatırlatarak şu mukâbelede bulundu:

“−Lakin o Bedir seferine katıldı. Ne biliyorsun, şayet de Allah Teâlâ Bedir ehlinin hâline muttalî oldu da: «Dilediğinizi yapın, sizleri bağışladım!» buyurdu.” (Buhârî, Meğâzî 9; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 161)

Lakin bahsedilen hâdise üstüne inen bu âyet-i kerîmeler, Allah’ın düşmanlarıyla arkadaşlık yapılmamasını ve müslümanların düşmanlarına karşısında çok titiz davranması gerektiğini haber verdi. Buna tarafından, İslâm ile küfrün birbiriyle savaş halinde oldukları bir dönemde, bir mü’min, sırf iman ettikleri için mü’minlere karşısında savaşan bir kâfirle, sebep ne olursa olsun, İslâm’a hasar verecek bir işe girişemez. Böyle bir davranış imanla çelişir. Dolayısıyla şahsî ihtiyaçlarını karşılamak ya da problemlerini çözmek için, niyeti kötü olmasa bile, bir mü’minin böyle davranması içten değildir. Böyle bir şeye cüret eden birey, üzerinde yürüdüğü dümdüz yoldan çıkmış olur.

Allah ve Peygamber düşmanlarına karşı sergilenmesi gereken tavrı anlayabilmek için sizden önceki müslümanların hayatından misal alın:

Mümtehine Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Mümtehine Suresi 2. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/mumtehine-suresi-2-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.