Nâziât Suresi 23. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Nâziât Suresi 23. ayeti ne anlatıyor? Nâziât Suresi 23. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Nâziât Suresi 23. Ayetinin Arapçası:

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ

Nâziât Suresi 23. Ayetinin Meali (Anlamı):

Derhal adamlarını ve ordusunu toplayıp bağırdı:

Nâziât Suresi 23. Ayetinin Tefsiri:

Din söz konusu olunca en önemli unsur, peygamberdir. Zira Allah Teâlâ, dinini onun vasıtasıyla beşeriyete ulaştırmaktadır. Dolayısıyla peygambere inanan Allah’a inanıp O’nun dinini kabul etmekte, Peygamber’e inanmayan ise hepsini reddetmiş olmaktadır. Bu sebeple Yüce Rabbimiz, burada âhiret hayatıyla alakalı delilleri serdetmeden önce, Hz. Mûsâ ve Firavun kıssasından sinyâl bir kesit anlatarak, inkârcıları, Resûlullah (s.a.s.)’e karşı çıkmanın ve ona başkaldırmanın ayrıca dünyevî hem de uhrevî dokunaklı neticelerinden sakındırmaktadır. Anlatılan kısmıyla kıssada şu hususlara uyarı çekilmektedir:

    Firavun gibi azılı bir kâfire ve düşmana karşısında bile Mûsâ (a.s.)’dan nasıl bir yumuşak ve nezaketli üslup kullanmasının istendiği.

Burada bir mânada: “Firavun’a gidin; çünkü o, gerçekten çok azgınlaştı. Ona yumuşak ve gönül herif sözler söyleyin. Şayet o, bu nedenle aklını başına alır ya da hiç değilse birazcık korkar” (Tâhâ 20/43-44) âyetlerinde emredilen “kavl-i leyin”in izahı vardır. Buna göre davetçi, insanları yumuşak, tesirli ve hikmetli sözlerle hidâyete çağırmalıdır. Kalplere ve ruhlara etki edecek bir dil bulmalıdır.

    Firavun’un gösteri edildiği husus, اَلتَّزَكّ۪ي (tezekkî) kelimesiyle açıklama edilir.

Tezekkî, temizlenmek demektir. Bir taraftan kirliliklerden pak, hâlis ve pam pâk almak, bir taraftan da artıp, feyizlenip nemâlanmak anlamına gelir. Burada akide, ahlâk ve amellerin temizlenmesi kastedilir. Daha açık bir ifadeyle müslüman olup, İslâm’ı kabullenmek demektir. Mûsâ (a.s.)’ın “gönlün var mı?” diye sormasında, iman ya da inkâr gibi tercihe tabi olan hususlarda kulun iradesinin, yatkınlık ve niyetinin şart olduğuna işaret vardır. Meyil ve kasıt olmadan netice hâsıl edilemez. Keza Allah’tan korkup O’nun râzı olmadığı şeylerden sakınmak için Rabbi tanımak şarttır. Nitekim âyet-i kerîmede: “Reel şu oysa, kulları içinde ancak âlimler, Allah’tan gerektiği gibi korkarlar” (Fâtır 36/28) buyrulur. Çünkü bilmeyenin korkusu ve saygısı olmaz. Korkusu ve saygısı olmayan da günahlardan sakınmaz, her fenalığa atılır.

    Mûsâ (a.s.)’ın bu dek yumuşak, tesirli ve hikmetli davetine, diğer taraftan ölülerin tekrar diriltilmesine de bir örnek olacak şekilde asanın canlanıp ejderha haline gelivermesi gibi peygamberliğini ispatlayacak büyük bir mûcize göstermesine mukâbil, Firavun’un sergilediği konuşma dikkate şâyandır:

Peygamberi reddetmek, Allah’a ve emrine başkaldırmak, Allah’a yönelecek yerde O’na sırtını dönmek, bununla da yetinmeyip hak davasını iptal edebilmek için var gücüyle kastetmek, bununla da yetinmeyip taraftarlarını toplayarak “en büyük rab olduğunu” bahis edecek derecede küfür ve azgınlık, hiddet ve taşkınlık, akılsızlık ve ahmaklık gayyasının dibine yuvarlanmak… Sahiden Firavun’un “sizin en büyük rabbiniz benim” şeklindeki iddiası, insandaki makam ve mevki hırsı, ego dâvasının nerelere kadar varabileceğini bildiren ibretlik bir vesikadır.

    Allah Teâlâ, peygamberini yalanlayan ve emirlerine karşısında böyle küstahça baş kaldıran o zalimi cezasız bırakmadı. Onu hem Kızıl denizin azgın dalgaları aralarında boğmak sûretiyle dünya azabıyla, hem de imansız ölüp ölümsüz cehennemi boylaması sûretiyle âhiret azabıyla cezalandırdı.

اَلنَّكَالُ (nekâl), kelimesi اَلتَّنْك۪يلُ (tenkil) mânasındadır. “Tenkîl” ise görenlere ve işitenlere ibret olacak ve onları sözde şeyleri yapmaktan men edecek biçimde cezalandırmaktır. İşte Firavun’un helakinde, kalplerinde ilâhî korku taşıyan insanları Allah ve Peygamber’e isyandan vazgeçirecek dehşetli bir ibret bulunmaktadır. Selim bir akılla bunu düşünen insan, peygambere karşısında gelen, soylu davranış taslayan, insanları zulümle ezen, kendisini tanrılaştıran insanların sonunda nasıl Allah’ın dünya ve âhiret cezasına çarptırılıp mahv ü perişan olacaklarını anlar. Firavun gibi kibirlenmeyip Allah’ın peygamberine inanır ve onun getirdiği dine itaat eder.

Hemen:

Nâziât Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Nâziât Suresi 23. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/naziat-suresi-23-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.