Sabah ve İkindi Namazlarının Fazileti ile İlgili Hadisler
banner121

Sabah ve ikindi namazlarını kılmanın fazileti ile ilgili hadisler.

Sabah ve ikindi vakitlerinde namaz kılmanın faziletini anlatan hadis-i şerifler.

SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZİLETİ

“İki Serinlik Namazını, Sabahleyin ve İkindiyi Kılan Kimse Cennete Girer” Hadisi

Ebû Mûsâ radıyallahu anh’den söylenti edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İki serinlik namazını, sabahtan ve ikindiyi kılan kimse cennete girer.” (Buhârî, Mevâkît 26; Müslim, Mesâcid 215)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

İki serinlik namazının sabahleyin ve ikindi namazları olduğunda âlimlerin öyle birçok ittifak içindedirler. Bunlara böyle ad verilmesinin sebebi de, günün serin zamanlarında kılındıkları içindir. Gündüzün en sıcak vaktinin gün ortası olduğu dikkate alındığında bu tevcih doğrudur. Ama bazıları bunlardan birinin akşam veya yatsı namazı olabileceğini söylemişlerse de, bu görünüm taraftar bulamamıştır. Cennete girmenin bu iki namaza bağlanması, onların son derece değerli ve kılındıkları vaktin de erdemli olmasındandır. Burada kişinin fedakârlığı ve feragatı da fazla önemlidir. Çünkü sabah namazı vakti uykunun en çok sevildiği zamandır, bundan vaz geçip ibadet olabilmek bir fazilettir. İkindi namazı da, gündüzün sonuna yakın bir zamanın namazı olup, bir insanın bu vakitte işini gücünü, alış verişini ve ticaretini bırakıp namaz kılması yeniden bir fazilettir. Bu vakitlerin önemini ve üstünlük sebebini gelecek hadislerde göreceğiz.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Sabahleyin ve ikindi namazlarını kılanlar Allah katında büyük bir mükâfatı adalet ederler. Sabahtan ve ikindi namazı vakitleri fedakârlık gerektiren vakitlerdir. Birincisi uykudan fedakârlığı, diğeri işten ve kazançtan fedakârlığı gerektirir.

“Güneş Doğmadan ve Batmadan Önce Namaz Kılan Bir Kimse Cehenneme Girmeyecektir” Hadisi

Ebû Züheyr Umâre İbni Ruveybe radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söyledi:

“Güneş doğmadan ve batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir.” Resûl-i Ekrem bu sözüyle sabahleyin ve ikindi namazlarını kastetmişti. (Müslim, Mesâcid 213-214. Hem bk. Ebû Dâvûd, Salât 9)

Riyâzü’s-sâlihîn’in çoğu matbu nüshasında bu hadisin sahâbî râvisi Züheyr İbni Umâre türünden yazılmışsa da açık konuşmak gerekirse bizim kaydettiğimiz gibi Ebû Züheyr Umâre İbni Ruveybe’dir.

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Güneş doğmadan önce kılınan namaz, sabahleyin namazıdır. Güneş batmadan önce kılınan ise ikindi namazıdır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, biri uykunun en derin saatinde diğeri günün yorgunluğunun ve çarşı pazarın en yoğun zamanında kalkıp camiye gitmek, öteki namaz vakitlerine tarafından daha zordur. Kuvvet olanı başarmanın daha erdemli olacağında tereddüd yoktur. Bu durum Kur’an’ın şu âyetleriyle daha iyi anlaşılabilir: “Geceleri böylece eksik uyurlar, seherlerde istiğfar ederlerdi” (Zâriyât sûresi, 17-18) “Kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekât vermekten ticaretin ve alışverişin alıkoymadığı insanlar” (Nûr sûresi, 37) Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz’in her sözü ya doğrudan ya da dolambaçlı olarak Kur’lahza’ın bir âyetine dayanmaktadır. Biz bunları bir takım kez bütünüyle keşfetme imkânı bulamayabiliriz. Lakin sahih olan bir rivayeti tereddütsüz kabul ederiz. Bu değişiklik rivâyetlerin diğer namazları böylece kayda değer saymadığı zannedilmemelidir. Bunlar, her namazın önemini ayrı ayrı anlatıp mü’minleri her birine teşvik edici rivayetler olarak kabul edilmelidir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Sabah ve ikindi namazlarına özellikle hassasiyet gösterilmelidir. Çünkü biri uykudan uyanma zorluğuna katlanmayı, diğeri gündüzün yoğun meşgalesini ibadet için terketmeyi gerektirir. İbadetler kişiyi cehennemden korumaya vesile teşkil eder. Namazların bazısı diğerlerinden daha faziletli olabilir. Rızık temini için hedeflemek kulluğa mani olmamalıdır.

“Sabahleyin Namazını Kılan Kimse Allah’ın Himayesindedir” Hadisi

Cündüb İbni Süfyân radıyallahu anh’den söylenti edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Uyarı et, ey Insanoğlu! Allah, şahsen himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin.” (Müslim, Mesâcid 261-262. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbni Mâce, Fiten 6)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Hadisimizi daha önce azıcık bambaşka metinlerle 234 ve 390 nolu hadisler olarak da görmüştük. Burada her yerde edilişinin sebebi, sabahleyin namazıyla ilgili oluşundandır. Hadisin râvisi Cündüb İbni Abdullah, burada dedesine nisbetle Cündüb İbni Süfyan diye zikredilmiştir. Bir diğer rivayetten sabahtan namazını cemaatle kılan kimsenin kastedildiğini anlıyoruz. Şu kadar var ki insan daima cami veya mescid olan bir yerde bulunamayabilir. Veya bir mekânda tek başına olabilir. Bu sebeple hadis şârihlerinden bazıları “ihlasla kılan” diye açıklamışlardır. Sabahleyin namazı vaktinde kalkmak müslümanlar için çok büyük önemi haizdir. Çünkü günün en bereketli saati ve rızıkların taksim olunduğu vakit dilimi olarak adlandırılan seher vakti, duanın, ibadet ve tâatin en makbul olduğu, rızık talebi için tüm canlıların yeryüzüne yayıldığı bir an olmanın yanında, insan sağlığı için de büyük tartı taşımaktadır. Ayrıca kâfirlerin ve münafıkların uyku vakti olarak bilindiğinden nedeniyle onlara muhalefet etmek için de uyanıklık nasihat olunmuştur. İslâm ordularının hareketi, düşman üstüne yürümeleri ve zafere ulaşmalarının fazla defa sabahın erken saatlerinde oluşu tesadüfî değil, iradeli bir davranışın sonucudur.

Daha önceleri de açıklandığı gibi, Allah’ın zimmetinde elde etmek, dünyada ve ahirette O’nun koruması, himayesi, kefalet ve teminatı aşağıda elde etmek anlamlarına gelir. Bir insan Allah’a verdiği sözü yerine getirmez, yapmaya zor yetirebileceği işleri yapmaz, iyi ve hoş davranışlarda bulunmazsa bundan dolayı hesaba çekilir. Allah’ın kişiyi huzuruna istemesi, onu hesaba çekmesi anlamına kazanç. Kulluk şuuru dediğimiz şey, hesaba hazır olmamızı gerektirir. İşte Resûl-i Ekrem’in bize hatırlattığı bunlardır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Sabahleyin namazı vaktinde uyanmalı ve namazı cemaatle kılmaya itina göstermeliyiz. Allah ve Resûlü’nün emir ve tavsiyelerine adapte etmek, bizi keza bu dünyada hem âhiret hayatında huzura kavuşturur; Allah’ın koruması ve emniyeti altında olmamızı sağlar. Allah’ın huzurunda hesaba çekilmezden önce, hesabımızı iyi yapmamız gerekir.

“Melekler Sabah ve İkindi Namazlarında Sizin Aranızda Bulunurlar” Hadisi

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine kadar, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Birtakım melekler geceleyin, diğer birtakımı da gündüz vakti birbiri ardınca gelip sizin aranızda bulunurlar. Onlar sabahtan namazı ile ikindi namazında bir araya gelirler. Geceleyin aranızda kalmış olanlar Allah’ın huzuruna çıkarlar. Allah Teâlâ, kullarının halini bildiği halde, meleklere:

–Kullarımı ne halde bıraktınız? diye sorar. Melekler:

–Onları namaz kılarken bıraktık; yanlarına da namaz kılarken varmıştık, derler.” (Buhârî, Mevâkît 16, Tevhîd 23,33; Müslim, Mesâcid 210. Ayrıca bk. Nesâî, Salât 21)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Sabah ve ikindi vakitlerini ve bu vakitlerin namazını daha erdemli kılan sebeplerden biri, belki en önemlisi, bu namazlarda meleklerin de hazırlanmış bulunmaları ve Allah’ın mü’minlere bir lutfu olmak üzere, onların hoş hallerine meleklerin Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda şahitlik etmeleridir. Mü’minlerin birbiri hakkında şahitlik etmeleri, lehinde şahitlik edilen kimse için Allah katında rahmet vesilesi olduğuna kadar, meleklerin şahitliği ilk önce ve daha çok rahmete nâil olmanın vesilesidir. Âlimlerimizden bir kısmı bu meleklerin hafaza melekleri olduğunu, bir kısmı da kâtip melekler olduğunu söylemişlerdir. Bu gibi mahiyeti en ince ayrıntısına kadar açıklanmayan konularda kesin laf bildirmek olası olmadığına tarafından, bu anılanlardan herhangi biri veya daha başka melekler olabilir.

Meleklerin inmeleri, ilgili hadislerden anladığımız kadarıyla şöyle olmaktadır: Bir grup melek ikindi namazında iner ve mü’minlerin aralarında kalırlar. İkinci grup sabahtan namazında iner ve bir araya gelirler. Daha Sonra geceyi mü’minlerin aralarında geçiren melekler gökyüzüne ve Allah’ın huzuruna çıkarlar, diğerleri ise ikindiye kadar yeryüzünde kalırlar. İkindi olunca diğer melekler iner, onlar da yeryüzündekilerle birlikte ertesi günün sabahına değin birlikte kalır, sonra sırası gelenler Allah’ın huzuruna çıkarlar. Böylece meleklerin inişi ikindi vaktinde, çıkışı ise sabahtan vaktinde olmuş olur. Hadisin çoğu tarikinde meleklerin sadece sabahleyin namazında toplandıklarının zikredilmesi, bu rivayete tutarsız düşmez. Çünkü bir hadiste sabahtan namazında toplanmalarının zikredilmiş olması, ikindide toplanmamalarını gerektirmez. 

Allah Teâlâ’nın ilmi her şeyi kuşattığı ve hiçbir şey O’nun bilgisi dışarıya olmadığı halde, yeryüzünden huzuruna çıkan meleklere “Kullarımı ne halde bıraktınız?” diye sormasının bazı hikmetleri üzerinde durulmuştur. Bunlardan biri, kendisine ibadet eden, hürmet bildiren, dikte ve yasaklarını dinleyen kullarının kıymetini, acınacak şey ve mağfirete lâyık olduklarını kullarına göstermesidir. Bir diğer hikmeti ise, şu âyetteki gerçeği meleklere göstermesidir. Cenâb-ı Adalet, Âdem aleyhisselâm’ı yarattığında melekler kendisine: “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Ancak biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” demişler, Allah Teâlâ da: “Şüphesiz ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurmuştu. (Bakara sûresi, 30) İşte Allah Teâlâ, yeryüzündeki mü’min kullarının da tıpatıp gökyüzündeki melekler gibi kendisinin emir ve yasaklarına itaat ve O’nu zikir ve tesbih etmelerine melekleri tanık kılarak, daha önceki zanlarında yanıldıklarını onlara göstermiş olmaktadır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

İnsanların bütün hal ve hareketlerini peşine düşüp takip edip, Cenâb-ı Hakk’a onlar hakkında rapor vermekle görevli melekler vardır. Sabahleyin ve ikindi namazı vakitleri, yeryüzünde kulların davranışlarını takip edip Allah’a bildirmekle görevli meleklerin buluştuğu ve mü’minlerle birlikte namaz kıldıkları faziletli zamanlardır. Melekler, sabahtan namazı zamanında gökyüzüne çıkar, ikindi namazı vaktinde de yeryüzüne inerler. Namaz ibadetlerin en büyüğüdür. İnsan her lahza Allah’ın gözetimi altındadır.

“Güneş Doğmadan ve Batmadan Önceki Namazları Kaçırmamak Elinizden Geliyorsa, Kuşkusuz Kaçırmayıp Kılınız” Hadisi

Cerîr İbni Abdullah el-Becelî radıyallahu anh şöyle dedi:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında idik. Dolunay halindeki avuç içi bakarak şöyle buyurdu:

“Siz şu ayı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de dobra dobra göreceksiniz. Güneş doğmadan ve batmadan önceki namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa, muhakkak kaçırmayıp kılınız.”

Buhârî’nin bir rivayetinde: “Resûl-i Ekrem, ayın on dördüncü gecesi avuç içi bakmıştı” denilmektedir. (Buhârî, Mevâkît 16, Tefsîru sûre (50) 2, Tevhîd 24; Müslim, Mesâcid 211. Hem bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 19; Tirmizî, Cennet 16; İbni Mâce, Mukaddime 13)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Bu hadîs-i şerîf, rü’yet hadislerindendir. Mü’minlerin kıyamet gününde, arada herhangi bir engel ve perde bulunmaksızın Cenâb-ı Hakk’ın cemâlini görmesiyle ilgili hadislere rü’yet hadisleri denilir. Mu’tezile ile Hâricîler dışındaki tüm mezhepler, rü’yetin gerçekleşeceğine inanırlar. Çünkü bu yöndeki hadisler mütevâtir derecesine ulaşmıştır. Mütevâtir haberler ise belirli data açıklama eder ve inkârı söz konusu olamaz. Sahâbe-i kirâmın önde gelenlerinden minimum yirmi kişi bu yönde rivayette bulunmuştur. Keza, “Yüzler var ki o gün parıl parıl parlar. Rablerine bakarlar” (Kıyâmet sûresi, 22-23) “Güzel davrananlara daha hoş karşılık, dahası fazlası vardır” (Yûnus sûresi, 26) “Hayır, açıkçası o gün onlar Rablerini (görmekten) mahrum kalmışlardır” (Mutaffifîn sûresi, 15) gibi âyetler de bu hususa kanıt getirilmiştir.

Güneşin doğmasından ve batmasından önceki namazlar, sabahtan namazı ile ikindi namazıdır. Bu iki namazdan insanı alıkoyacak olan da sabahleyin uykusu ile alışveriş ve işle meşgul olma gibi engellerdir. İnsanın arkadaşça niyeti ve gayreti ile bunlar aşılabilir. Aslında daha önce de ifade ettiğimiz gibi beş vakit namazın tümü fazilet yönünden eşittir. Fakat herbirinin kendine has bir nitelik nedeniyle diğerlerinden farklı mütalaa edilmesinde bir sakınca yoktur. Nitekim bundan önceki hadisi açıklarken sabah ve ikindi namazlarının mümeyyiz vasıflarından yalnızca biri olan gece melekleri ile gündüz meleklerinin bu vakitlerde bir araya gelmelerine ve mü’minlerle birlikte namaz kılmalarına göze çarpan etmiştik.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Mü’minler, kıyamet gününde Allah Teâlâ’yı göreceklerdir. Kâfirler ise bundan mahrum kalacaktır. Sabah ve ikindi namazları erdemli namazlar olup, bunlara sürdürmek gerekir. Bu iki namaza devam edenlerin, diğerlerine de devamı umulur. Namaza engel teşkil eden uykuyu alt etmek, alışverişi, iş ve baskı gibi meşgaleleri ayrılmak bizim elimizdedir. Buna çaba etmek gerekir.

“İkindi Namazını Terk Eden Kimsenin İşlediği Amelleri Boşuna Gider” Hadisi

Büreyde radıyallahu anh’den söylenti edildiğine tarafından, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İkindi namazını terk eden kimsenin işlediği amelleri nafile gider.” (Buhârî, Mevâkît 15. Keza bk. Nesâî, Salât 15; İbni Mâce, Salât 9)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

İkindi namazının önemini ve faziletini, alışveriş, iş şiddet ve ticaret gibi birtakım meşguliyetler sebep gösterilerek terkedilmemesi gerektiğini buraya kadarki rivayetlerden öğrendik. İkindi namazını terk eden kimsenin, işlediği amellerinin boşa gitmesi çağırmak, bu namazı terk edenin işlediği işlerin sevabının heder olması ya da azalması ya da önceki hadislerde geçen, meleklerin Allah’ın huzurunda o birey lehine olan şahitliğinden mahrum kalması demektir. Bunu, ikindi namazını terkettiği gün işlediği amellerin sevabı azalır tarzında anlayanlar da olmuştur. İbni Melek, bununla kastedilen anlamın ikindi namazını kılmayan kimsenin geçmişteki tüm amellerinin nafile gitmesi demek olmadığını bilhassa belirtmiş ve buna kanıt olarak da “Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyada da ahirette de nafile çıkmıştır ve onlar ateş halkıdır, orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara sûresi, 217) âyetini zikretmiş, tüm amelleri boşuna gideren şeyin sadece dinden dönmek ve kâfir olarak vefat etmek olduğunu ifade etmiştir. Yoksa Hâricîler’in bahis ettiği gibi, böyle hadisler, büyük günah işleyenin kâfir sayılmasının veya Mu’tezile’nin bahis ettiği gibi büyük günahların sâlih amelleri boşuna çıkaracağının ya da ibtal edeceğinin delili değildir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Namazları terk etmek, haram olan büyük günahlardandır. Özellikle ikindi namazını terketmenin daha büyük bir haram olduğu sahih rivayetlerle sabittir. Namazı inkâr ederek terk eden kâfir olur; inkâr etmediği halde dikkatsizlik ederek kılmayan büyük günah işlemiş olur. Ehl-i sünnet mezheplerinin itikadına göre, büyük günah derin etki bırakmak insanı dinden çıkarıp kâfir kılmadığı gibi, büyük günahlar bütün sâlih amellerin sevabını da ortadan kaldırmaz. Bir günün ikindi namazını terk eden kimsenin o günkü ameli eksik olduğu için, jurnal sevabı da noksan olur.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/sabah-ve-ikindi-namazlarinin-fazileti-ile-ilgili-hadisler.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.