Sarıkamış Harekatı Neden Başarısız Oldu?
banner121

Bugün, Sarıkamış Harekatı’nın 106. sene dönümünde Allahüekber Dağları'nda şehit düşen Türk askerleri dualarla anlıyor. Sarıkamış Harekatı niçin ve ne süre yapıldı? Sarıkamış Harekatı’ndaki başarısızlığın temel nedenleri nelerdir? İşte Türk tarihinin en soğuk hadisesi: Sarıkamış Harekatı.

1914’te tarihimizin en kara günlerinden biri yaşandı. Aralık ayının son haftası, Kafkasya Cephesi’nde büyük bir düş kırıklığıyla sonuçlanan Sarıkamış Harekâtı’nın yıl dönümüdür.

1914’te tarihimizin en kara günlerinden biri yaşandı. Aralık ayının son haftası, Kafkasya Cephesi’nde büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanan Sarıkamış Harekâtı’nın yıl dönümüdür. Peki Osmanlı’yı Sarıkamış Hârekatı’na iten sebepler neydi? Sarıkamış’ta neler yaşandı?

Sarıkamış Harekâtı'na katılan birlikler

22 Aralık 1914’te başlayan Sarıkamış Harekâtı 18 gün sürdü. Binlerce kahraman Mehmetçiğin şehit düştüğü harekâtın üzerinden 102 sene geçti. Harekâtın ilk 2 gününde Osmanlı askerleri Rus birliklerine karşısında kahramanca çaba etti. Enver Paşa’nın emriyle başlayan harekâtın amacı ise Rusları kuşatmak ve Kars, Ardahan, Artvin gibi Anadolu’nun kuzeydoğusundaki illerini geri almaktı.

SARIKAMIŞ’TA NELER YAŞANDI?

Kars ve Ardahan’ın yanı sıra Sarıkamış da “93 Harbi” diye bilinen 1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Ruslar’ın eline geçmiş ve Sarıkamış'a adaleli bir Rus garnizonu yerleştirilmişti.

Birinci Dünya Savaşı’na girmemizden hemencecik sonra, devletin en enerjik adamı olan Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa, Anadolu’nun doğusunu Rus işgalinden kurtarıp Kafkaslar’a uzanabilmek için ilk önce Sarıkamış’ı amaç alan bir harekât hazırlığına girişti. Paşa’yı harekâta yönlendirenlerin başında, onun gibi “sarayın damadı” olan bir diğer asker, Albay Hafız Hakkı Bey vardı.

SARIKAMIŞ’TAKİ FELAKETİN SORUMLUSU KİM?

Enver Paşa’nın plânına göre, Üçüncü Ordu’nun bir kolordusu Allahuekber Dağları’nı geçecek ve Sarıkamış kuşatılacaktı.

Fakat bir takım komutanların “Sarıkamış’a ilk giren olma” hayaliyle kendi başlarına harekete kalkışmaları, Hafız Hakkı Bey'in kaçan Rus birliklerini peşine düşüp takip ederek kuşatma hattını gereksiz yere genişletmesi ve onbinlerce askeri kışlık elbiseleri olmadan daha uzun bir yoldan dağlara tırmandırması büyük felâketi getirdi. Neticenin kötü olacağını hisseden bazı komutanlar, zaten daha önce birbirini izleyen istifa etmişlerdi.


Sarıkamış Harekâtı'nda donarak şehit düşen askerler

Öncü birliklerimiz Sarıkamış’a girmeyi başardılar ama şehit oldular ve ana yıkım dağlarda yaşandı. Onbinlerce askerimiz soğuktan donarak ebedi bir uykuya daldı, binlercesi de tifüsten kırıldı. 25 ve 26 Aralık günlerinde vaziyetimiz çok daha kötüleşti ve 3 Ocak’ta artık her şeyin bittiğini anlayan Enver Paşa, Albay Hafız Hakkı Bey’i “Paşa” yapıp Üçüncü Ordu’nun başına geçirdikten sonradan Erzurum’a döndü. Hafız Hakkı Paşa da geri çekilme emri verdi ve Sarıkamış harekâtı büyük bir hüzünle noktalandı.

ENVER PAŞA’YI KARALAMAK İÇİN KULLANDILAR

Lakin, o günlerin Türkiye’si Sarıkamış’ta neler yaşandığından farkında olamadı. Gazetelere örneğine bugüne kadar bile rastlanmamış olan bir sansür uygulanmış ve Sarıkamış harekâtı ile ilgili tek bir satır haber yahut fotoğraf çıkmamıştı.


Rus askerleri, Sarıkamış şehitlerinin başında

Sarıkamış faciası fakat sekiz sene daha sonra, emekli Binbaşı Şerif Bey’in 1922 yılında yayınladığı bir kitap sayesinde öğrenildi lakin kitapta bazı hadiseler oldukça abartılmış, meselâ “donarak şehit olan 90 bin asker” iddiası ortaya atılmıştı.

Abartmaların gerisinde o günlerin Ankarası’nın İttihad Terakki dönemini, özellikle de Enver Paşa’yı karalama ihtiyacı vardı.


90 bin şehit iddiası doğru değil.

İstiklâl Savaşı'nın en güç günleri yaşanıyordu, Rusya'da bulunan sabık başkumandan Enver Paşa da Mustafa Kemal'in başarısız olması hâlinde memlekete dönüp onun yerini alabilmek için Batum'da bekliyordu. Ankara, işte bu yüzden Enver Paşa aleyhinde bir karalama kampanyasına girişmeye mecburi kalmıştı ve Sarıkamış bozgunuyla ilgili abartmalar bu kampanyanın parçasıydı.

90 BİN ASKER DONARAK ÖLDÜ YALANI

"90 bin asker" iddiasını Enver Paşa ve arkadaşlarının "Bolşevik oldukları", "Ruslar'dan para aldıkları", hattâ "erkeklerle kadınların birarada dolaşmasına müsade verdikleri" biçiminde daha diğer aleyhte propagandalar peşine düşüp takip edecekti...

Genelkurmay'ın çok daha sonraki senelerde yaptığı öbür yayınlarda Sarıkamış'ta şehid düşen asker sayısının 90 binin fazla altında bulunduğunu, muharebeye katılan Üçüncü Ordu'nun mevcudunun o sırada 118 bin, muharip asker sayısının da 75 bin olduğunu daima duyurmasına ve Ruslar'ın da "donarak can vermiş 23 bin Türk askerini defnettiklerini" açıklamalarına rağmen "90 bin şehid" iddiası bugüne değin devam etti... (Murat Bardakçı, Habertürk, 2012)

RUSLAR 30 BİN CİVARINDA TÜRK ASKERİNİ DEFNETTİ

Türk ordusunun Sarıkamış’ta 90.000 şehid verdiği az daha genel bir kabul halini aldıysa da bu içten değildir. Şehid sayısı konusunda en güvenilir tesbit Ruslar’a aittir. Zira şehid naaşları, karların erimeye başlaması üzerine Rus yetkililerinin nezareti altında müslüman köylülerden oluşturulan işçi grupları vasıtasıyla toplanıp imamlar gözetiminde icra edilen dinî merasimin arkasında toplu mezarlara defnedildi. Büyük bir ciddiyetle yürütüldüğü görünüşe göre defin işlemlerinin tamamlanmasından daha sonra her bir mezarın başına oraya kaç şehid defnedildiğini gösteren bir tabela asıldı. Bu Nedenle 18.000’i Sarıkamış civarında olmak üzere toplam 23.000 şehidin defnedildiği tesbit edildi (Maslofski, s. 152). Ama bunların dıştan naaşlarına ulaşılamayanlarla 11. Kolordu’nun Aras vadisinde verdiği şehidler de vardı. Bunlar da göz önüne alındığında toplam şehid sayısının Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı Felix Guse’nin de ifade ettiği gibi 30.000 civarında olduğu anlaşılabilir (Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi, s. 41).

General Yudeniç’in günlüğünde ifade edildiğine göre 200 kadarı subay almak üzere 20.000 civarında Türk askeri de tutsak edilmişti. Rus savaş raporlarına kadar yalnızca 9. Kolordu’dan tutsak alınan 200’den fazla subay ve 6000 asker vardı. 9. Kolordu Kumandanı Ali İhsan Latif Paşa da üç tümen kumandanı ve tüm karargâhıyla birlikte esirler arasındaydı (Nikolski, s. 92, 94, 97). Rus basını onun esaretini abartılı bir şekilde duyurdu. Hakkında onur kırıcı ifadelere yer vererek 30.000 kişiyle birlikte tutsak düştüğünü yazdı (İhsan Latif, s. 6-7). Osmanlı basını ise bu haberleri yalanlayarak gerçeği kamuoyundan saklama yoluna gitti. Götürüldükleri kamplarda yaralarına bakılmayan ve çok fena şartlarda tutulan esirlerin kayda değer bir bölümü hayatını kaybetti. Sağ kalanlar ise Bolşevik İhtilâli’nden sonra dönebildi. Şehidler ve esirlerden diğer etraftaki köylere dağılanlar, hastalar ve yaralılar da vardı. 8 Şubat 1915 tarihli kayıtlara kadar hastahanelerde 15.808 hasta ve yaralı bulunuyordu (Birinci Dünya Harbinde, II, 476). Özellikle tifüs çok can almıştı. Hâfız Hakkı Paşa da Erzurum’da bu hastalıktan ölenler arasındaydı (12 Şubat 1915).

Ruslar’ın kayıpları da çok fazlaydı. General Yudeniç’e tarafından Ruslar 26.000 asker kaybetmişti ve bunların bir kısmı donarak ölmüştü (Shaw, s. 834). General Maslofski’nin verdiği rakamlar azıcık daha ayrıntılıdır. Ona tarafından 20.000’den artı ölü, zarar görmüş ve hasta, 9000’den fazla donarak ölen vardı (Umumî Harpte Kafkas Cephesi, s. 149). Kumanda kademesinin deneyimli subayları da ölenler arasındaydı. Bu kayıplara esir düşen 2000’in üzerindeki Rus askeri de ilâve edildiğinde Rus ordusunun uğradığı toplam zayiatın 30.000 civarında olduğu ortaya çıkar. Sarıkamış macerası aslında abartıldığı ölçüde yüksek kayıp rakamları ile yok Osmanlı Devleti’nin askerî gücünün müttefiklerinin savaş hedefleri uğruna heba edilmesinin bir göstergesi olarak tarihteki yerini almalıdır. (Kaynak: Diyanet Ansiklopedisi)

 
Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/sarikamis-harekati-neden-basarisiz-oldu.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.