Şems Suresi 5. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Şems Suresi 5. ayeti ne anlatıyor? Şems Suresi 5. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Şems Suresi 5. Ayetinin Arapçası:

وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ

Şems Suresi 5. Ayetinin Meali (Anlamı):

Gökyüzüne ve onu binâ edene,

Şems Suresi 5. Ayetinin Tefsiri:

Cenâb-ı Adalet, bu âyet-i kerîmelerde üst üste tam on bir defa yemin etmektedir:

1. Güneşe,

2. Onun aydınlığına,

3. Güneşi izleyip edip, onun batmasından sonra geceleyin ortaya meydana çıkan aya,

4. Güneşi tüm berraklığı ile ortaya çıkaran gündüze,

5. Güneşi karanlığı ile örten ve onun görünmesini engelleyen geceye,

6. Göğe,

7. Onu o kadar yüksek bir kubbe hâlinde ve benzersiz bir nizam içinde binâ eden Allah’a,

8. Yeryüzüne,

9. Onu canlıların yaşaması için yayıp döşeyen Allah’a,

10. Nefse,

11. Onu en güzel şekilde biçimlendirip aranjör, ona fücûr ve takvâsını ilham eden Allah’a!

  Bu on bir yeminin ardından bundan başka mânayı daha fazla kuvvetlendirmesi için “kuşkusuz, mutlaka” mânasında قد (kad) edatını kullanmakta ve oysa bu dinç te’kîd ve te’yîdlerden daha sonra nefsini arındırıp temizleyen kimsenin, mutlaka kurtuluşa ereceğini; tersine onu günah ve mâsiyetlerle kirleten kimsenin ise belirlenmiş hüsrâna uğrayacağını beyân etmektedir. Câlib-i dikkattir ama, Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Adalet, nefs tezkiyesinden diğer hiçbir hususta, bu şekilde defalarca on bir defa yemin etmemektedir. Bu gerçek, insanın kurtuluşu için nefs tezkiyesinin ne kadar önemli ve zarûrî olduğunu ifadeye kâfîdir.

Cenâb-ı Hakk’ın yemin etmesi, üzerine ant edilen varlıkların değer ve şereflerini bildirmekle beraber, gerçekten o yeminden sonradan ifade edilen ilâhî beyânın, azamet ve ehemmiyetini kullanmak içindir. Bu âyetlerdeki yeminlerde de durum böyledir. Bu yeminlerle bir taraftan, bu varlıkları yaratan Allah’ın ölümsüz kudretine dikkat çekilirken, bir taraftan da yeminlerin cevabı olarak gelen insan gerçeğine, nefsin hakikatine ve ebedî kurtuluş için onu tezkiye etmenin ehemmiyetine nazar-ı dikkatler celbedilir.

Diğer taraftan üzerine ant edilen hususlar ile nefsin mâhiyeti aralarında da adaleli bir irtibat vardır. Şöyle ama:

Kur’ân-ı Kerîm, gerçekleri zihinlere adamakıllı yerleştirmek için konuları sıkça zıtlarıyla izah eder. Burada da daha çok zıtlar üzerinde durulur. Alamet ve neticelerinin aynı olmadığı, birbirinin hep diğerinin tersi olduğu belirtilir. Bu açıdan bakıldığında:

    Güneş ve ay birbirinin zıddı sayılabilir. Çünkü güneş fazla aydınlık, bununla birlikte sıcaktır. Buna rağmen ayın kendisi parlak değildir. Güneş varken, gerçekten o da gökte olmasına karşın ay görünmez. Fakat güneş battıktan sonra ortaya çıkar. Lakin, güneş gibi, geceyi gündüze çevirecek değin aydınlığı yoktur. Hem onun parlaklığında, güneşin ısısıyla meydana gelen şeyleri oluşturacak dek sıcaklık da yoktur. bununla birlikte ayın kendine has bazı özellikleri de güneşte yoktur.

    Gündüz ile gece de birbirinin zıddıdır. İkisinin etki ve sonuçları elbette aynı değildir.

    Gök ile yer de birbirinin zıddıdır. Rabbimiz göğü yükseğe asmış, yeryüzünü ise semâ tavanı aşağıda yatak gibi döşemiştir. İkisi de kâinatın nizamına hizmet etmektedir. Ama ikisinin etki ve neticeleri gök ile yer dek farklıdır.

İşte birbirine ters bu deliller serdedildikten daha sonra insanın nefsine dikkat çekici edilir. Cenâb-ı Hakk’ın, birbirine ters olan fücûr ve takvâyı, musibet ve iyiliği iki zıt temâyül olarak onun benliğine yerleştirdiği haber verilir. Bunlar güneş ve ay, gündüz ve gece, gök ve yer gibi biri diğerine zıt iki özelliktir. Çünkü birisi fücurdur ve kötü bir şeydir; öbürü ise takvâdır ve iyi bir şeydir. Güneş ve ay, gece ve gündüz, gök ve yeryüzü nasıl aynı şey değilse, onların tesir ve neticeleri nasıl birbirinden ayrı ise, fücur ve takvâ da birbirine zıttır. Etki ve sonuçları elbette bambaşka olacaktır. Fücur, Allah Teâlâ’nın fücur diye haber verdiği şeydir. Takvâ da O’nun kabul buyurduğu takvâdır. Allah’ın indinde bu iki şeyin neticesi de ayrıdır. Buna göre insan bu dünyada iyilikle kötülüğü benzer görmemelidir. Allah’ın iyi dediğini iyi tanıyıp onun peşinden gitmeli; kötü dediğini kötü tanıyıp ondan da uzaklaşmalıdır. Çünkü Allah iyiliğin peşinden gidenlere mükâfat verecek, kötülüğün peşinden gidenleri ise cezalandıracaktır. On bir yeminin ardındaki bu gerçeği söylemek üzere buyruluyor fakat:

Şems Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Şems Suresi 5. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/sems-suresi-5-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.