Tekâsür Suresi 4. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Tekâsür Suresi 4. ayeti ne anlatıyor? Tekâsür Suresi 4. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Tekâsür Suresi 4. Ayetinin Arapçası:

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ

Tekâsür Suresi 4. Ayetinin Meali (Anlamı):

Hayır! Hayır! Elbette yakında bileceksiniz.

Tekâsür Suresi 4. Ayetinin Tefsiri:

Birinci âyette bulunan اَلإلْهَاءُ (ilhâ’), oyalamak, gaflete devirmek, yararsız şeylerle uğraştırarak esas yapılması gereken işlerden alıkoymaktır.

اَلتَّكَاثُرُ (tekâsür)’ün ise üç mânası vardır:

  İnsanın çok şey almak için çalışmasıdır.

  İnsanların bolluk elde etmek için birbirleriyle yarışması ve birbirinin üstüne çıkmaya çaba göstermesidir.

  Çokluk ve bereket nedeniyle insanların birbirlerine kibirli davranmalarıdır.

Allah’ın rızâsına uygun olması şartıyla birinci mânada “tekâsür” yasaklanmamıştır. İkinci ve üçüncü mânada olanların yasaklandığı anlaşılmaktadır. Bunları değerlendirdiğimiz zaman âyette kötülenen “tekâsür”, sırf dünyevî düşüncelerle evlat, mülk, servet ve saire gibi çokluğu ile övünülebilen şeyleri aşırı bir tutkuyla aralıksız olarak çoğalma yarışına girmek; bunların dinî ve uhrevî mesuliyetini hiç hesaba katmadan, helâl haram ayırımı yapmadan kendini daha çok kazanma hırsına kaptırmak; bununla başkalarına karşısında böbürlenmektir.

“Nihâyet kabirleri ziyaret ettiniz” (Tekâsür 102/2) âyetine şu üç mâna verilebilir:

Birincisi; siz ölünceye kadar mülk ve evlat çoğaltmakla oyalandınız. Buna göre “kabirleri gezmek”, “ölüp kabre gömülmek” demektir. Nitekim Şakîk-i Belhî (k.s.), bir mezarlığın kenarından geçerken ibretle bakar ve yanındakilere:

“–Buradakilerin çoğu dünyada iken aldandıklarının farkına vardılar...” der.

“–Niçin?” diye sorduklarında ise:

“–Onlar hayattayken malım var, mülküm var, evim var, bineğim var, akrabam var, bağım-bahçem var zannetmezler miydi? Ama şu anda siz de görüyorsunuz ancak o kadar değilmiş!..” diye yanıt verir.

İknicisi; “Kabirleri ziyarete gitmek”, kabirlerdeki ölüleri kutlamak, onların çokluğu ile bile övünmektir. Yani çoklukla iftihar sizi böylece oyaladı ki, ölüleri sayıp onlarla övünecek derecede fazla gittiniz.

Üçüncüsü; “Kabirleri ziyaret ettiniz” seslenmek, “fiilen kabirlere gittiniz” demektir. Nitekim bazı kimseler kabirlere gider, erkek akrabalarının kabirlerini göstererek, “İşte şu şu mezar bizimdir” çağırmak suretiyle onlarla övünürlerdi.

Bu davranışlar Allah’ı tanımamanın ve âhirete inanmamanın bir neticesidir. İnsan yaptığının yanlış ve bunun âhirette hesabının güç olacağını “yakinî, belirli bir bilgiyle” bilse, aslâ böyle hatalara cür’et edemez. Bunları hemencecik terk eder.

عِلْمُ الْيَق۪ينِ  (ilmu’l-yakîn), “kuşkusuz dürüst olan aklî ve naklî delillerin açıklama ettiği bilgi; gerçeğe bütün uygun olan ve içinde en küçük bir şüphenin bulunmadığı data” demektir. Allah, âhiret, hesap, cennet ve cehennem hakkında böyle bir veri, insanı şüphesiz bütün yanlış hal ve hareketlerden uzaklaştıracak ve onu İslâm çerçevesinde güzel bir kulluk hayatına yönlendirecektir.

Gerçek şu ancak: 

Tekâsür Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Tekâsür Suresi 4. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/tekasur-suresi-4-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.