Temiz Kaplardan Su İçmek ile İlgili Hadisler
banner121

Gümüş ve altın kaplardan yemek yenip su içilir mi, abdest alınır mı? Pak kaplardan su içmek ile ilgili hadis-i şerifler.

Altın ve gümüş olmayan bütün pak kaplardan ve bardak ya da elini kullanmadan nehirden ağzıyla su içmenin câiz; altın ve gümüş kaplardan yemek yemenin, onları temizleme ve diğer işlerde kullanmanın haram olduğu hakkında hadisler.

TEMİZ KAPLARDAN SU İÇMEK İLE İLGİLİ HADİSLER

“O Sudan Yetmiş, Seksen Değin Adam Abdest Aldı” Hadisi

Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

- Namaz vakti girince evi yakın olanlar evlerine gittiler. Bazıları da oldukları yerde kaldılar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e taştan yapılma bir kap getirdiler. İçine Resûl-i Ekrem’in eli sığmayacak kadar bakımlı olan bu kaptan orada bulunanların hepsi abdest aldı.

Bazıları Enes’e:

- Orada kaç birey vardınız, diye sorunca, Enes:

- Seksen kişiden fazlaydık, dedi. (Buhârî, Vudû’ 32, 45, Menâkıb 25; Müslim, Fezâil 5)

Buhârî ve Müslim’in diğer bir rivayeti de şöyledir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir su kabı istedi. İçinde azıcık su bulunan, lakin derin olmayan geniş bir kap getirdiler. Resûl-i Ekrem elini suya soktu.

Enes şöyle dedi:

Resûl-i Ekrem’in parmaklarının arasından kaynayan suya bakmaya başladım. O sudan, yetmiş, seksen değin adam abdest aldı. (Buhârî, Vudû’ 46; Müslim, Fezâil 4. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 61; Tirmizî, Menâkıb 6)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Hadîs-i şerîfin konumuzla ilgili yanı, taştan yapılma pak kapları kullanmanın herhangi bir sakıncası olmadığı hususudur.

Hadisimizde Peygamber Efendimiz’in mûcizelerinden biri anlatılmaktadır. Sahîh-i Müslim’deki rivayetten anlaşıldığına kadar bu durum bir ikindi vakti meydana geldi. Namaz vakti girdiği halde abdest alacak dek su bulamayan Müslümanlar durumu Resûlullah Efendimiz’e arzettiler. O da bir kap içinde  biraz su getirmelerini söyledi. İçine el sığmayacak değin dar bir kap veya öyle derin olmayan geniş bir kap getirdiler. Mübarek eli suya temas edince, sözde su, parmaklarının arasından çıkıyormuş gibi kaynamaya başladı.

Enes’in haber verdiğine göre, bir defasında yeniden Medine’de böyle bir mûcize meydana geldi. O zaman da, Enes’in tahminine göre üç yüz kişi Peygamber aleyhisselâm’ın parmaklarının arasından kaynayan sudan abdest aldılar.

Resûl-i Ekrem Efendimiz’in parmaklarının arasından su çıkması mûcizesi daha diğer zamanlarda, meselâ savaşta suları tükenince de meydana geldi. Bu mûcizeleri görüp yaşayanlardan Abdullah İbni Mesûd, Câbir İbni Abdullah ve İmrân İbni Husayn gibi sahâbîler onları bize nakletmişlerdir.

Suyun Peygamber Efendimiz’in parmaklarından kaynaması ya da Allah Teâlâ suyu çoğalttığı halde, sahâbîlere onun parmaklarından kaynıyormuş gibi görünmesi arasında bir fark yoktur. Her ikisi de mûcizedir.

Peygamber Efendimiz’in ve ashâb-ı kirâmın öyle sade bir hayatları vardı. Onların bizim gibi dağıtılmış maddelerden üretilmiş eşyaları kullanım imkânı yoktu. İçmek için, temizlik için, hatta abdest olmak için su bulamadıkları, fazla uzaklardan su taşıdıkları olurdu. Buna karşın onlar hayatlarından şikâyet etmezlerdi. Dillerinden hamd ve şükrü düşürmezlerdi. Onların gayesi, Resûlullah’ın gösterip öğrettiği gibi bir yaşam yaşamak ve sonunda Allah’ın rızasını kazanmaktı. Yüce Rabbim bizlere, onların yolunca yürümeyi nasip etsin.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Temiz edinmek şartıyla taştan yapılma eşyalar ve su kapları kullanılabilir. Ashâb-ı kirâmın yiyecek ve içecek bulamadığı zamanlar, Allah Teâlâ’nın izniyle, Peygamber Efendimiz çoğu defa mûcizeler göstermiş, suları ve yemekleri bereketlenmiştir.

Bakır Kaptan Abdest Edinmek ile İlgili Hadis

Abdullah İbni Zeyd radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bize geldi. Kendisine bakır bir kap içinde su getirdik, abdest aldı. (Buhârî, Vudû’ 45. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tahâret 47; İbni Mâce, Tahâret 61)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Peygamber aleyhisselâm zaman zaman Abdullah İbni Zeyd’in evine kazanç ve burada abdest alıp namaz kılardı. Yeniden bir defasında Allah’ın Resûlü evlerini şereflendirdiği vakit abdest edinmek için su istedi. Onlar da büyükçe bir bakır kapla su getirdiler. Abdullah’ın Sahîh-i Buhârî’deki daha geniş rivayetinden öğrendiğimize göre, Efendimiz bu su ile abdest aldı. Hadisin devamında anlatılmamakla beraber, şayet orada bulunanlara namaz da kıldırdı. Zira sahâbîler onun evlerine gelmesinden son derece mutlu oldukları gibi, orada namaz kılmasını ve kıldırmasını, bu suretle evlerinin bereketlenmesini de istek ederlerdi.

Nevevî bu hadisi, bakır su kaplarından abdest almanın câiz olduğunu kullanmak maksadıyla bu konuda zikretmiştir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Bakır kaplardaki su ile abdest almakta hiçbir sakınca yoktur. Peygamber Efendimiz bazı sahâbîlerini evlerinde ziyaret eder; hatta bazan orada abdest alıp namaz da kılardı.

Dereden Su İçmek ile İlgili Hadis

Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir sahâbîsi ile beraber ensârdan birinin yanına gitti ve şöyle buyurdu:

“Bu gece kırbada soğumuş suyun varsa getir; yahut eğilip dereden içeriz.” (Buhârî, Eşribe 14, 20. Hem bk. Ebû Dâvûd, Eşribe 18; İbni Mâce, Eşribe 25)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Sahîh-i Buhârî’de iki bambaşka yerde daha geniş bir şekilde nakledilen hadisimiz, buraya kısaltılarak alınmıştır. Buhârî’deki rivayetlerden öğrendiğimize kadar, Peygamber Efendimiz Hz. Ebûbekir ile birlikte, sıcak bir günde, bahçesini sulamakta olan Medineli sahâbîlerden, muhtemelen Ebü’l-Heysem İbni Teyyihân el-Ensârî’nin yanında uğradılar. Her ikisi de ona ayrı olarak selâm verdiler.

Sahâbî Peygamber aleyhisselâm’ın o sıcakta dışarıda bulunmasına üzülmüş olmalı ancak:

- Anam, babam sana fedâ olsun, yâ Resûlallah! Hava da fazla sıcak, dedi. Belliki Resûl-i Ekrem çok susamıştı. Soğuk suyu da öyle severdi. Bu sebeple sahâbîsine:

- “Bu gece eski kırbada soğumuş suyun varsa getir; yahut eğilip şu dereden içeriz” buyurdu. Sahâbî de:

- Kırbada soğutulmuş suyum var, buyurun, diyerek çardağa dürüst gitti. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile Hz. Ebû Bekir de gerisinde yürüdüler. Misafirlerini yalnızca su ile misafir etmek istemeyen sahâbî, onlar çardakta dinlenirken, bir bardağa soğuk su koyup üzerine bir koyundan süt sağdı; daha sonra da onu aziz misafirlerine ikram etti.

Hadîs-i şerîfin konumuzla ilgili yanı, bardak bulunmadığı vakit, bir kaynaktan veya çeşmeden eğilip içilebileceği hususudur. Esasen ağza zararlı şeylerin girebileceği düşüncesiyle eğilerek su içmek doğru bulunmamış, fakat burada olduğu gibi, mecburi kalındığı zaman eğilerek içilebileceği belirtilmiştir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

Kadeh bulunmadığı vakit bir kaynaktan eğilip su içilebilir. Peygamber Efendimiz soğuk suyu o kadar severdi. Bunu haberdar olan bir takım sahâbîleri ona soğuk su ikram etmekten hoşgörü duyarlardı.

Altın ve Gümüş Kaplardan Su İçmek ile İlgili Hadisler

Huzeyfe radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bize hâlis ipekli ve atlas kumaştan elbise giymeyi, altın ve gümüş kaplarla su içmeyi yasakladı ve şöyle buyurdu:

“Bunlar dünyada kâfirlerin, âhirette de sizin olacaktır.” (Buhârî, Eşribe 28, Libâs 27; Müslim, Libâs 3, 4. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Eşribe 17; Tirmizî, Eşribe 10; İbni Mâce, Eşribe 17)

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’dan söylenti edildiğine tarafından Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Gümüş kaplarla su içen kimse, karnına cehennem ateşi doldurmuş olur.” (Buhârî, Eşribe 28; Müslim, Libâs 1. Keza bk. İbni Mâce, Eşribe 17)

Müslim’in bir rivayetine kadar:

“Gümüş ve altın kaplardan yiyip içen kimse” buyurdu. (Libâs 1)

Yeniden Müslim’in bir rivayetine kadar:

“Altın veya gümüş kapla su içen kimse, karnına cehennem ateşi doldurmuş olur” buyurdu. (Eşribe 2)

Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?

Yukarıdaki iki hadiste Resûl-i Ekrem Efendimiz’in iki şeyi yasakladığı görülmektedir. Biri, hâlis ipekli ve atlas kumaştan üretilmiş elbise giymek; diğeri de altın ve gümüş kaplarla su içmek.

İpek elbise erkeklere haram, kadınlara ise helâldir. Kadınların hem rûhî meyillerini dikkate alan keza de kocalarıyla mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmeleri için hoş giyinmelerini uygun gören dinimiz ipekli elbise giyme, altın ve gümüş takınma konusunda onlara bir imtiyaz tanımıştır. (bk. 809 numaralı hadis) Lakin altın ve gümüş kaplarla bir şey içme, yoksa altın ve gümüş tabaklarda yemek yemek yeme konusunda erkek ve kadın arasında bir ayırım yapmamıştır.

Peygamber Efendimiz’in altın ve gümüş kaplardan yiyip içmeyi, ipek kumaştan elbise giymeyi yasaklarken, bu güzellikleri dünyada kâfirlerin, ama âhirette Müslümanların kullanacağını belirtmesi, bir diğer hadiste bu gerçeği “onu dünyada giyen, âhirette giyemeyecektir” diye açıklama etmesi (bk. 805 numaralı hadis), ashâb-ı kirâmı bu konuda son derece hassas ve tedbirli olmaya sevk etmiştir. Nitekim birinci hadisimizin râvisi Huzeyfe İbni Yemân bu hadisi, benzer konuda canını sıkan bir olay üzerine nakletmiştir. İran fetihleri esnasında Huzeyfe Hazretleri Medâin şehrinde bulunuyordu. Su içmek isteyince, şehrin ileri gelenlerinden biri ona gümüş bir bardakla su getirdi. Huzeyfe onun bu davranışına kızarak bardağı fırlattı. Sonradan da oradakilere neden böyle yaptığını açıklayarak, bu adamı altın ve gümüş bardakla su içilmeyeceği hususunda daha önce uyardığını, ama onun bu yasağa uymaması üstüne böyle davrandığını belirtti. (bk. Buhârî, Eşribe 27; Ebû Dâvûd, Eşribe 17; Tirmizî, Eşribe 10)

Altın, gümüş, ipek gibi eşyaları veya daha başka şeyleri kullanmayı Allah veya Resûlü yasaklayınca, bu yasağa kâfir-Müslüman herkesin uyması gerekir. Zira kullanılması Müslümanlar için zararlı olan bir şey, kâfirler için de zararlıdır. Ama onlar hiçbir İslâmî kurala uymadıkları için bu konudaki yasağa da uymazlar. Bu onların bileceği iştir. Fakat Müslümanlar böylece değildir. Onlar Allah’ın ve Resûlullah’ın yasakladığı şeyleri, gerekçesini bilmeseler bile, üstünde tartışmaksızın, gönül huzuruyla kabul ederler ve o yasaklardan uzaktan durmaya çalışırlar. Altın veya gümüş kullanımı, israfı durdurmak ya da piyasada tedâvüldeki parayı azaltmaya engel olmak için yahut daha başka sebeplerle yasak olabilir. Bunların hiçbiri bir Müslüman için önemli değildir. Onun için önemli olan, altın veya gümüş kullanmayı Allah’ın ve Resûlü’nün yasaklamış olmasıdır.

Her konuda olduğu gibi, bilhassa sağlığı ilgilendiren bazı zaruretler nedeniyle bu yasaklanmış kalkabilir.

Hadislerden Öğrendiklerimiz

İpekli elbise giymek, altın ve gümüş takı takmak Müslüman erkeklere haram, fakat hanımlara helâldir. Altın ve gümüş kaplarla bir şey yemek, içmek, erkek ve kadın herkese haramdır. Kâfirler Allah’ı tanımadıkları ve O’nun buyruklarına aleyhinde geldikleri için âhirette bu nimetleri kullanamayacaklar; fakat Müslümanlar, Allah’ın yasaklarına saygılı oldukları için bu nimetlerden âhirette faydalanacaklardır.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/temiz-kaplardan-su-icmek-ile-ilgili-hadisler.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.