Vâkıa Suresi 9. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Vâkıa Suresi 9. ayeti ne anlatıyor? Vâkıa Suresi 9. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Vâkıa Suresi 9. Ayetinin Arapçası:

وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ

Vâkıa Suresi 9. Ayetinin Meali (Anlamı):

O “ashâb-ı meş’eme” fakat, ne uğursuz ne bedbaht kimselerdir o “as­hâb-ı meş’eme!”

Vâkıa Suresi 9. Ayetinin Tefsiri:

Mahşer günü halk müziği şu üç zümreye ayrılacaklardır:

Birincisi; ashâb-ı meymene: اَلْمَيْمَنَةُ (meymene); sağ kol, sağ taraf yoksa meymenet, uğur ve bereket mânalarına gelir. Sağ taraf, meclislerde daha ziyâde saygı ve derin saygı mevkii olduğu için, “ashâb-ı meymene” hürmet makamında yer alan yüksek asalet sahipleri demektir. Bu gibi kimseler hayırlı ve faydalı kimseler olmaları nedeniyle “meymenetli” diye de nitelendirilir. Bu zümreden sûrenin 27, 38, 90, 91. âyetlerinde “ashâb-ı yemîn” olarak bahsedilir. Bunlar şanslı, bahtlı ve iyi kimseler olup, mahşer günü amel defterleri kendilerine sağ taraftan verilecektir.

İkincisi; ashâb-ı meş’eme: اَلْمَشْـَٔمَةُ (meş’eme); sol kol, sol taraf yoksa meymenetin zıddı olarak şeâmet, şanssızlık, bereketsizlik demektir. Buna kadar “ashâb-ı meş’eme” de sol tarafta, hain yerde yer alan önemsiz yoksa ayrıca kendilerine ayrıca de yakınlarına uğursuzluğu dokunan kimselerdir. Her iki mânaya da muhabere edilmek üzere bu vasıfları iki defa bitmiş edilmiştir. Bunlardan sûrenin 41. âyetinde “ashâb-ı şimâl”, 51 ve 92. âyetlerde “yoldan çıkmış yalancılar, inkârcılar” olarak bahsedilir. Bunlar melun, bedbaht ve kötü kimseler olup, mahşer günü amel defterleri sol taraflarından verilecektir.

Üçüncüsü; اَلسَّابِقُونَ (sâbikûn): Yarışı kazanıp ileri geçenler, öncüler, önde olanlar demektir. Bunlar Allah Teâlâ’ya kullukta, iman ve itaatte, sâlih amellerde ve hayır yarışlarında en öne geçenlerdir. Peygamberler, Habib-i Neccâr, Hz. Mûsâ’ya iman eden sihirbazlar, Ashâb-ı Kehf, muhacir ve ensardan sâbikûn-ı evvelin bu zümreye misal teşkil eder.

Şu âyet-i kerîmede bu üç zümre hülâsa edilir:

“Daha Sonra o kitaba kullarımızdan seçtiklerimizi mirasçı yaptık. Onlardan kimi vardır, kendi kendine zulmeder. Kimi vardır, dengelidir, orta yolu miktar. Kimi de vardır, Allah’ın izniyle her türlü şanslı işlerde önde koşar. İşte en büyük lutuf budur.” (Fâtır 35/32)

Günah işleyip nefsine zulmedenler “ashâb-ı meş’eme”, muktesit olarak vasıflandırılan orta yolu tutmuş itidal sahibi mü’minler “ashâb-ı meymene”, Allah’ın izniyle hayırlarda önde gidenler ise “sâbikûn” yani en yüksek mânevî sıfatlara ve ahlâkî meziyetlere erişmiş mü’minlerdir.

Şu Anda bu üç zümrenin âhiretteki halleri ve yaptıklarına denk bir şekilde ebedî mükafat veya cezadan nasipleri haber veriliyor. Başta mukarrabûn grubunun gönülleri mest edecek, akıllara durgunluk verecek ebedi güzellikteki halleri ve nail olacakları nimetleri canlı tablolar halinde resmediliyor:

Vâkıa Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Vâkıa Suresi 9. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/vakia-suresi-9-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.