Bürûc Suresi 15. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Bürûc Suresi 15. ayeti ne anlatıyor? Bürûc Suresi 15. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Bürûc Suresi 15. Ayetinin Arapçası:

ذُو الْعَرْشِ الْمَج۪يدُۙ

Bürûc Suresi 15. Ayetinin Meali (Anlamı):

Arşın gerçek sahibi, şanı pek yüce olan,

Bürûc Suresi 15. Ayetinin Tefsiri:

12. âyetteki اَلْبَطْشُ (batş) kelimesi, acınacak şey etmeden, en minik bir acıma duygusal duymadan kıskıvrak, güçlü olarak ve sert bir şekilde tutmak anlamındadır. Böyle iken dahası “kuvvet” vasfıyla nitelenmesi, o yakalamanın dehşetini ayrıntılarıyla artırmaktadır. Bundan amaç, Allah Teâlâ’nın azgın zalimleri yakalayıp hesaba çekmeye ve hadlerini bildirmeye ne ölçüde kudret sahibi olduğunu vurgulamaktır. Burada bu lafzın seçilmesi, kâfirlerin hiçbir merhamet şehvetli duymadan mü’minleri kıskıvrak yakalayıp ateşlerde yakmalarıyla uyarlama arzetmektedir. Allah da onlara kıyamet günü benzer şekilde muamele edecek ve cehennemde yakacaktır. Ceza, amelin cinsinden olacaktır. Çünkü sonsuz kuvet ve hikmet sahibi Allah, varlıkları yoktan yaratan, bunların varlıklarını yeniden eden ve canlıları ölümden sonra diriltecek olandır. O, insanları yoktan var eder, sonra onları değil eder, sonradan kıyamet gününde amellerinin karşılığını devretmek üzere yeniden diriltir. Kâfir ve zâlimlere mühlet tanıması da bundan ötürüdür. Yoksa ihmalinden değildir. “Allah, imhal eder lakin dikkatsizlik etmez” nüktesi bunu belirtir.

Allah’ın amansız yakalayışı, onuncu ayette açıklama edilen kâfirlerin işledikleri cürümlere münasip olduğu gibi, “Ğafûr” ve “Vedûd” vasıfları da onbirinci ayette zikredilen mü’minlerin halleriyle uyuşmaktadır. Allah Ğafûrdur; mü’min kullarının günahlarını bağışlayandır, örtendir. O Vedûddur; fazla seven ve fazla sevilendir. Dünya hayatında seven, sevgilisinin her istediğini yaptığı ve ona türlü türlü hediyeler verdiği gibi, Allah da dostlarına şanına yaraşır şekilde daha güzeliyle ikram eder.

Allah’ın kuluna muhabbeti, dünyayı, onun hayatını idame ettirecek imkânlarla donatması, her türlü varlığı hizmetine amade kılması ve kedisine de bu imkânlardan istifade edebilecek us, algılama ve kabiliyet vermesidir. Keza, sünnetullahın gereği olarak dünya hayatında bir kısım bela, musibet ve sıkıntılarla karşılaşmasına rağmen, kalbine yerleştirdiği ülvî ve mânevî duyguları coşturarak ve Rabbiyle beraber olma şuuruna erdirerek gizemli zevklerle batmış derin bir yaşam yaşatmasıdır. Nitekim farz ve nafile ibâdetlere devamla kulun Allah’ın yakınlığını ve muhabbetini kazanacağını, Allah bir kulunu sevdiğinde ise onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olacağını açıklayan hadis-i kudside (Buhârî, Rikâk 38), Allah ile kulu arasındaki muhabbetin izlerini bulmak mümkündür. Kulun Allah’a muhabbeti ise tüm benliği ile O’na yönelmesi, O’na kavuşmayı istemesi, sahip olduğu hürmet duygularıyla emirlerine titizlikle riayet etmesi ve peygamberinin yolunda gitmesidir. Kulların Allah’a en sevimlisi, karşılık beklemeden kulluk edendir. Zira reel muhabbet, karşılık beklenmeden duyulan hâlis bir muhabbet ve katıksız bir aşktır.

Bağışlayıcı, seven ve sevilen ulu Allah, her şeyin sahibi olduğu gibi arşın da sahibi ve malikidir. Büyük minik tüm yaratıklar üstünde etkili bir saltanat sahibidir. Cenâb-ı Yargı Mecîd’dir; uludur, zâtı şerefli, fiilleri güzel, ihsanı boldur. O, kemal ifade eden bütün ad ve sıfatları kendinde toplamıştır. O, dilediğini yapar, iradesi hiç muhakkak. Bu sebeple keza tehdit ayrıca de müjdesini yerine getireceğinde asla belirsizlik yoktur.

Rivayet olunduğuna göre Hz. Ebubekir (r.a.), ölüm hastalığına tutulduğu sırada bir grup dostu onu ziyarete kazanç ve:

“– Hastalığınız hayli ciddi, müsaade ederseniz bir hekim çağıralım” derler. Ebubekr:

“– Doktor geldi, beni fark etti” der. Ziyaretçiler:

“– Peki ne tavsiye etti, sana ne söyledi?” dediklerinde O:

“– Hekim bana اِنِّى فَعَّالٌ لِمَا اُرِيدُ «Ben dilediğimi yaparım» dedi” diyerek gülümseme eder. Böylece ecelinin yaklaştığını anlarlar. Zira o, doktorla Allah’ı kastetmiştir. Ondan sonra pozitif vakit geçmeden ölüm eder.

İnsanlık tarihi her tarafında zulüm ve zulüm yapanların âkibetini görebilmen için:

Bürûc Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Bürûc Suresi 15. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/buruc-suresi-15-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.