Fecr Suresi 14. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Fecr Suresi 14. ayeti ne anlatıyor? Fecr Suresi 14. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Fecr Suresi 14. Ayetinin Arapçası:

اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ

Fecr Suresi 14. Ayetinin Meali (Anlamı):

Çünkü Rabbin, kullarını aralıksız sûrette gözetlemektedir.

Fecr Suresi 14. Ayetinin Tefsiri:

Azgınlıkları nedeniyle helak edilen üç kavme yer verilir. Bunlar Âd ve Semûd kavimleri ile Firavun’dur. Kur’ân-ı Kerîm bunların ibret verici kıssalarını daima anlatır. Fakat burada o kavimlerin dünya hayatındaki zenginlik, saltanat ve şa’şaalarına uyarı çekilir:

Âd kavmi, Hûd (a.s.)’ın peygamber olarak gönderildiği kavimdir. uzun boylu, iri cüsseli, enerjik kuvvetli kimseler idiler. Şan, şan ve şiddet itibariyle onlardan daha üstün kimse yoktu. Güçlerine güvenir, bununla iftihar ederlerdi. Nitekim onlar hakkında şöyle buyrulur:

“Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere soylu davranış tasladılar ve: «Bizden daha güçlü kim varmış?» dediler. Kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha zinde olduğunu görmüyorlar mıydı? Açık Konuşmak Gerekirse onlar, bizim âyetlerimizi bilerek inkâr ediyorlardı.” (Fussilet 41/15)

Bunlar bir şehir halkı yapmışlardı. İsmi “İrem”di. Bu büyük kasaba ذَات الْعِمَادِ  (zâtü’l-imâd), yâni “sütunlar, direkler sahibi” olarak vasfedilir. Bu vasıf, bu şehirde evlerin direkler üzerine kurulduğunu anlatır. Bu şehir evleri, bağları, bahçeleri, sularıyla güzellik numunesi olarak dillere destan olmuştur. “İrem bağları” diye edebiyata girmiştir. Âyet-i kerîme, bu şehrin dünyada sanki görülmemiş bir alımlılık ve ihtişama sahip olduğunu haber vermektedir.

Semûd, Sâlih (a.s.)’ın peygamber olarak gönderildiği kavimdir. Onlar da enerjik, zengin, nimetler içine gark olmuş bir toplumdu. Burada uyarı çekilen, yaptıkları evlerdir. Onlar vâdi kenarındaki dağları, kayaları yontarak evler yaparlardı. Nitekim bunlar hakkında: “Şımarık kimseler olarak dağlardan büyük bir ustalıkla görkemli evler yontuyorsunuz” (Şuarâ 26/149) buyrulur.

Firavun ise ذُو الْاَوْتَادِ (zü’l-evtâd) yani “direkler sahibi” olarak vasfedilir. Bu ifade onun askerlerinin ve bu askerlerin çadırlarının çokluğunu gösterir. Keza bununla Firavun’un yaptırmış olduğu saraylara, derin temeller üstüne oturtulmuş sağlam binalara ve meşhur piramitlere sinyâl edilir. (bk. Sād 38/12) Buna tarafından Firavun, askerî gücüyle, bina ve saraylarıyla büyük bir saltanat sahibiydi. Zaten kendisi de: “Ey kavmim! Darı’ın mülkü ve hâkimiyeti, daha sonra ayaklarımın altından akıcı şu ırmaklar bana ait değil mi?” der, bilhassa Hz. Mûsâ ve İsrâiloğullarına aleyhinde böbürlenirdi. (bk. Zuhruf 43/51)

Bunlar, kendilerine bahşedilen nimetlerle şımardılar. Gururlanıp kibirlendiler. Azgınlaşıp taşkınlık yaptılar. Bulundukları ülkeleri fesada boğup oradaki düzeni alt üst ettiler. Cefa ve haksızlık yaptılar. Bu yüzden ilâhî cezaya çarptırılıp cefa kamçılarıyla helak edildiler:

“Biz bu topluluk ve kişilerden her birini günahları yüzünden kıskıvrak yakalayıverdik: Kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik. Kimini o korkunç çığlık yakaladı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah, böyle yapmakla kesinlikle onlara zulmetmedi; lâkin onlar kendi kendilerine zulmettiler.” (Ankebût 29/40)

Çünkü Allah, bir gözcülük yapma yerinden pür dikkat gözcülük yapma yapan bir gözetleyici gibi, her lahza ve her durumda onların yaptıklarını gözetlemektedir. Olan biteni görmekte ve şâhit olmaktadır. O hiçbir şeyi kaçırmamaktadır. her birine bakmaktadır. Ameline tarafından de ayrıca dünya hem âhirette yerinde bir karşılık verecektir.

O halde bir toplumda idareciler ve sorumluluk sahibi kimseler, her türlü inanç, amel, davranış ve uygulamalarında Allah’ın hükümlerini, O’nun peygamberinin ve kitabının davetini hiçe sayar, yalanlar, hak ve adâlet ölçülerinden sapar ve neticede ülkeyi fitne ve fesat ortamı hâline getirirlerse, gerekli bir şekilde helaki adalet etmiş olurlar. Bu tehdit, başlangıçta zenginlikleriyle şımarıp Peygamberimiz (s.a.s.)’in davetini reddeden, onun beraberindeki fakir müslümanları alaycı müşrik liderlere olsa da, kıyamete dek durumu bu şekilde olan herkes için geçerlidir. Çünkü zaman geçse de insan gerçeği, insan psikolojisi, onun nefsine ve ruhuna terettüp eden hadiseler değişmemekte, her devirde müspet ya da menfi ayniyle nüksetme etmektedir:

Fecr Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Fecr Suresi 14. ayetinin meal karşılaştırması ve öteki ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/fecr-suresi-14-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.