Hadid Suresi 25. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Hadid Suresi 25. ayeti ne anlatıyor? Hadid Suresi 25. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Hadid Suresi 25. Ayetinin Arapçası:

لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟

Hadid Suresi 25. Ayetinin Meali (Anlamı):

Biz peygamberlerimizi açıkça delillerle gönderdik ve insanların adâleti ayakta tutmaları için beraberlerinde de kitabı ve adâlet terazisini indirdik. bir de kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok menfaat yer alan demiri indirdik. Allah, tüm bunları, görmedikleri halde kendisine ve peygamberlerine takviye edenleri ortaya dışlamak için size verdi. Şüphesiz Allah fazla kuvvetlidir, karşısında gelinemez bir kudrete sahiptir.

Hadid Suresi 25. Ayetinin Tefsiri:

Allah Teâlâ gönderdiği her peygambere, beyanname vazifesini yapabilmesi için şu üç şeyi vermiştir:

    اَلْبَيِّنَاتُ (beyyinât): Onların reel peygamber olduğunu belirten açık işaretler, deliller, mûcizeler. Bu Nedenle hakkın ve bâtılın ne olduğu delillerle ispat edilmiş; keza itikat, ibâdet, ahlâk ve muamelât konularında dürüst ve hatalı yolun özellikleri dobra dobra ve hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açıklanmıştır. Çünkü peygamberler en dürüst, en güvenilir rehberlerdir. Sıdk ve emânet onların ayrılmaz vasıflarıdır.

    اَلْكِتَابُ (kitap): Doğruyu yanlıştan ayıran tüm bilgiler, insanlığa dünya ve âhiret saadetini kazandıracak hüküm ve hikmetler bu kitaplarda yer almaktadır.

    الْم۪يزَانَ  (mîzan): Tartma yapıldığında hakla bâtılın, yetkisiz veya fazlanın arasındaki farkı bildiren ölçü demektir. Aynı şekilde itikat, ibâdet, ahlâk ve muâmelâtta ifrat ve tefrit arasındaki itidal noktalarını ortaya koyan ölçü de buna dâhildir. (bk. Rahmân 55/7-9)

İşte peygamberler bu ilâhî yardımlar bir uçtan bir uca ayrıca ferdi hayatta ayrıca de içtimâi hayatta adâlet ve nizamı tesis etmeye çalışmışlar, daima haklının yanına olup haksızın aleyhinde yer almışlar, bütün güçleriyle yargı ve adâletin gerçekleşmesi için mücâdele vermişlerdir. Yalnız çoğu zaman sadece kanıt, data ve hikmetle mücadele etmek, zulme mâni olup adalet ve adâleti gerçekleştirmede yeterli olmamaktadır. Halbuki peygamberler sadece “adâleti bildiri” ile görevlendirilmemişler; bunun yanı sıra “adâleti gerçekte yapmak”le de sorumlu tutulmuşlardır. Böyle olunca ara sıra silahlı uğraşma de zaruri ayla gelmektedir. İşte âyet-i kerîmede “demir”in bu açıdan faydasına uyarı çekilmektedir.

Demir kuvvetli bir madendir. Onda şiddetli bir vuruş gücü vardır. Dolayısıyla bunda zamanın bilim ve teknolojik imkânlarına tarafından silahlar üretilerek, hakkı kabul etmeyenler bu silahlarla yola getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.) vaktinde demirden kılıç, mızrak, zırh gibi silahlar yapılırdı. Acilen ise tank, füze, uçaksavar, makinalı tüfek gibi öyle fazla ağır silah yapılmaktadır. Yalnızca savaşta değil, insan hayatının her alanında demirden fazla istifade edilmektedir. Bundan Böyle günümüzde bıçak, testere, balta, kazma, kürek gibi konut aletleri yanına trenler, otomobiller, uçaklar, gemiler hep demirden yapılmakta; çağdaş apartmanlar, meslek yerleri, gök delenler demir sayesinde göklere yükseltilmektedir. Allah Teâlâ demire böyle bir kuvvet ve büyük faydalar vermiştir.

Âyetin üslubundan görünüşe göre şudur fakat, demirin diğer dünyevî faydaları bir tarafa, Allah Teâlâ mü’minlerden demirden yapılan silahlarla kendi yolunda cihad etmelerini, indirdiği adalet ve adâlet düzenini yeryüzüne yerleştirmelerini ve bu hususta Allah’ın dinine ve peygamberine takviye etmelerini istemektedir. Gerçekten ölümsüz kudret ve şiddet sahibi Allah, kimseden bir şey gönülsüzce yargı ve adâleti gerçekleştirmeye kuşkusuz kadirdir. Fakat O, kullarını bu yolda imtihan etmekte, hak yolunda fedakârlık yapanları belirleyip onlara âhirette büyük mükafatlar belirlemek istemektedir.  İnsanlığın birincil gününden beri devam eden ve kıyamete kadar da sürecek olan adalet ile bâtıl mücâdelesindeki sır ve hikmetin bu olduğu anlaşılmaktadır.

İşte size önceki peygamberlerin adalet-hukuk mücadelesinden bir iki kısa misal:

Hadid Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Hadid Suresi 25. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/hadid-suresi-25-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.