Müddessir Suresi 5. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Müddessir Suresi 5. ayeti ne anlatıyor? Müddessir Suresi 5. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Müddessir Suresi 5. Ayetinin Arapçası:

وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْۙ

Müddessir Suresi 5. Ayetinin Meali (Anlamı):

Fiziksel-manevî her türlü pislik ve kötülükten uzaktan dur.

Müddessir Suresi 5. Ayetinin Tefsiri:

Allah Teâlâ, bir önceki Müzzemmil sûresinde olduğu gibi bu sûrede de Peygamberimiz (s.a.s.)’e bir vasfını öne çıkararak hitap eder. Bu, اَلْمُدَّثِّرُ (müddessir) vasfıdır.  Müddessir, “elbisesine örtünüp bürünen kimse” mânasındadır. Resûlullah (s.a.s.), Hira dağında Cebrâil (a.s.)’ı aslî sûretinde görmüş, çok korkmuş, eve dönüp, “Beni örtün, beni örtün!...” demişti. Bu sebeple Cenâb-ı Hak ona: “Ey örtüsüne bürünen Rasûlüm! Kalk ve insanları ilâhî cefa ile korkut!” diye hitap eder. Bu Nedenle, bundan böyle örtülere bürünmenin, uyumanın, rahat etmenin zamanının geçtiğini; uyanmanın, görünmenin, ilâhî hakîkatleri açıklamanın, zahmetler çekmenin, meşakkatlere katlanmanın, halkı irşat için azimle kalkıp harekete geçmenin zamanı geldiğini haber verir.

Sonradan İslâm’ı beyanname vazifesinde başarılı olabilmesi için lazım gelen imanî ve ahlâkî olgunluğu kazanmanın esasları hatırlatılır:

Birincisi; Allah’ın en büyük olduğunu, O’nun aleyhinde her şeyin minik, aciz, hakîr ve önemsiz bulunduğunu kalben idrak etmek, bu gerçeğe bütünüyle itimat etmek, bu imanın bir gereği olarak kalbi tüm minik şeylerin korku ve sevgisinden boşaltarak “En Büyük Olan”a bağlantı kurmak, bunu söz ve fiillerimizle dünyaya afişe etmek. Çünkü الله اكبر (Allahu Ekber) çağırmak İslâm’ın özüdür, ilk önce gelen emridir. Mühim bir zikirdir. Risâletin başlangıcında öğretilen bu zikir ezanlarda, namazlarda, hacda, kurbanda, hayatın her alanında devam etmektedir.

İkincisi; elbisenin tertemiz olması. Bu doğrusu fazla şumüllü bir ifadedir. Buna kadar; giyilen elbise her türlü pislik ve necasetten arındırılmalı, bu nedenle giyim kuşam pak ve derli toplu olmalıdır. Karoser her türlü pisliklerden temizlenip el, üçgenin taban olmayan kenarı, saç sakal düzgün olmalıdır. Çünkü Allah’a davet eden kişinin görünüşünün nezih ve pâk olması, insanların kendisine ısınması ve kalbî yakınlık duyması açısından büyük ehemmiyet taşır. Giyilen elbiseler ahlâkî ayıplardan da uzak tutulmalı; helâl kazançla elde edilmiş olmalı; kibirlenme, şaşaa, şan ve şan vesilesi olmamalıdır. Allah’a misafir etme eden birey, o kadar bir elbise giymelidir oysa, onu görebilen cümbür cemaat bu kişinin şerefli bir insan olduğunu ve onun kalbinde hiçbir kötülüğün olmadığını ayrım etmelidir. “Elbiseni temizle” ifadesi mecazi olarak da, insanın kalbini ve nefsini her türlü günahtan, zulümden, tebliğine mâni olacak kötü ahlâktan sakındırmasını; nasihatlerini kabule yardımcı olacak hoş ahlâk ile ahlâklanmasını öğütler.

Üçüncüsü; bedensel-manevî her türlü pislikten uzaktan durulması. Hülasa olarak akidedeki pislik, düşüncedeki pislik, ahlâkî pislik, amelî pislik, cisim ve elbisedeki pislik ve hayatın her alanındaki pislikten uzaktan durulmalıdır. Buna kadar Allah davetçisi, toplumda yaygın olan her türlü pislikten kendini temiz tutmalıdır. Öyle oysa, biri kalkıp da: “Bu, başkalarına bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ama kendisi bile bu pisliklerden arınmış yok” dememelidir. Bu açıklama, özellikle putlara karşı savaş açılmasını ve onların bertaraf edilmesini de istemektedir.

Dördüncüsü; din namına yapılan iyilik ve hizmetin şüphesiz başa kakılmaması. Burada da tekrar çok muhtevâlı bir ifade kullanılmıştır. Buna göre başta Peygamberimiz (s.a.s.)’e ve onun şahsında Allah’a ziyafet edecek her müslümana şu tâlimatlar verilmektedir:

Beşincisi; peygamberlik sana Allah’ın büyük bir lutfudur. Senin aracılığınla insanlara hidâyet ulaşmaktadır. Bu yüzden “diğer insanlara ihsanda bulunuyoruz” diyerek bir gösterişe kapılma ve bundan şahsî bir çıkar ardından olma. Fiilen yaptığın hizmet, çok büyük bir hizmettir. Fakat sen “ben büyük bir meslek yapıyorum” gibi hatalı bir düşünceye kapılma. Bu peygamberlik vazifesini yapmak için canını ortaya koyarak Allah’a bir iyilikte bulunmakta olduğunu zannetme. Çünkü bu yolda gösterdiğin gayretler ve yaptığın iyilikler, iyice kendi menfaatinedir.

Altıncısı; ihsanda bulun, bağış yap, cömert ol, iyi muamelede bulun. Bunların hepsini yalnızca ve sadece Allah rızâsı için yap. Bunları yaparken hiçbir dünyevî avantaj umma. Yani Allah için ihsan et, kendi menfaatini karşılamak için ihsanda katılmak.

Yedincisi; yalnızca  Allah’ın mükâfat ve rızâsına ermek için sabredilmesi. Çünkü Allah’ın dinin beyanat, onu yaşama, yaşatma ve yayma yolunda pek çok kötülük, ızdırap ve sıkıntılarla karşılaşmak mukadderdir. Bunlara göğüs gerip hedefe erişebilmede sabır en mühim şarttır. Sabrın da Allah rızâsı için olması zaruridir. Çünkü diğer maksatlarla yapılan dayanıklılık, yeterli derecede etkili olmayacaktır. Fakat Allah için gösterilen sabır, kişiye bu sabır kuvvetini verecektir.

İşte bahsedilen bu mühim esaslar, Allah’ın dinini bildiri edecek, insanları Allah’a çağıracak her müslümanın sahip olması gereken esaslardır. Bu yolun azığı ve teçhizatı bunlardır. Bu yönden eksiği bulunan insanların, ağırlama yolunda galibiyet ihtimalleri, eksikleri nispetinde düşük olacaktır. Allah Resûlü (s.a.s.)’de bu esaslar en mânada yerleştiği için, Allah’ın izniyle fazla kısa sürede dünyada misli görünmeyen büyük bir inkılap gerçekleştirmiştir. Bu esaslar aynı zamanda peygamberliğin, ne değin sağlam temeller üzerine oturduğunu ve peygamberin gösteri ettiği yolun ne değin güzel bir yol olduğunu tüm dünyaya bildiri etmektedir. Hiçbir fikir ve insaf sahibi insan bu esaslarda zerre değin bir yanlışlığın ve eksikliğin olduğunu iddia edemez. Edenler de oysa, küfür ve nankörlüklerinden ederler oysa, onları da sûra üfürmekle başlayacak olan gerçekte fazla şiddet bir gün beklemektedir.

Kıyâmet gününe dair âyetlerin haber verdiği güçlükler, burada da belirtildiği gibi kâfirler içindir. Resûlullah (s.a.s.), mü’minlerin durumu hakkında şu müjdeyi vermektedir:

“Canımı kudret aşağı tutan Allah’a yemin ederim ancak, kıyâmet gününün zahmet ve meşakkatleri mü’min için öyle hafifletilir ki, nihâyet, dünyada iken kıldığı bir farz namazdan daha hafif hale kazanç.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 75)

Şimdi Peygamber’i yalanlayıp Kur’lahza’ı reddederek o dehşetli günün zorluklarına maruz kalacak bir kâfirin, keza dünyadaki perişân hâli, ayrıca de cehennemde çekeceği cefa fazla ibretli bir tablo, çok canlı bir filim şeridi halinde arz olunmaktadır:

Müddessir Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Müddessir Suresi 5. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/muddessir-suresi-5-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.