Nafile Namazlar (Şafii Fıkhı)
banner121

Şafii mezhebine tarafından beyhude namazlar ve vakitleri...

Şafi mezhebi; İmam Şafi’ye (r.a) nisbet edildiği için bu adla anılmıştır.  Şâfi mezhebinin kurucusu sayılan İmam Şafi (r.a) 767 (Hicri 150) yılında Gazze şehrinde (Filistin) doğdu. 

Şafi mezhebi önce Mısır’da sonra kısmen Suriye, Yemen, Irak ve Mâverâünnnehir’de yayıldı. Günümüzde Irak, Suriye ve Anadolu’nun güney ve doğu bölgelerinde Şafi mezhebi yaygındır.

NAFİLE NAMAZLAR (ŞAFİİ FIKHI)

İnsan, nafile ibadetlerle Allah’a yaklaşır. Bir hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Adalet şöyle buyurur: “..Kulum, bana nâfile ibâdetlerle yaklaşmaya devam eder, neticede muhabbetime nâil olur. Onu bir sevdim mi, artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma istek etti mi onu himâyeme alır, korurum...”[1]

Müstehap olarak kabul edilen beyhude namazların muhakkak başlıları şunlardır:

Tahıyyetü’l-Mescid:

Camiye giren kimsenin oturmadan önce iki rek’beygir namaz kılması sünnettir. Namaz kılma, ziyaret etme, itikafta yeralma, ilim öğrenme vb. amaçla camiye giren kimse oturmadan önce iki rek’at namaz kılar.

Bu namaz Allâh’ın mâbedine saygı açıklama eder. Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur: “İçinizden biri, bir mescide girince oturmadan önce iki rek’beygir namaz kılsın!”[2] Şâfi mezhebine kadar bu namazın kerahet vakti yoktur.

Duhâ (Kuşluk) Namazı:

Güneşin bir mızrak boyu yükselmesinden sonradan başlayıp istiva vaktine kadar olan vakit içinde iki ile sekiz rek’at arasında kılınan namaza duha namazı denir. Sekiz rek’at kı­lınması daha faziletlidir. Hazret-i Âişe -radıyallâhü anhâ- buyurur: “Ben Rasûlullâh’ın duhâ namazı kıldığını bir kere gördüm. yeniden yaşam boyu onu terk etmedim.”[3]

Evvâbin Namazı:

Akşam ile yatsı namazı aralarında kılınan 2 - 4 veya 6 rek’atli bir namazdır. Hadîs-i şerîfte buyurulur: “Kim ama akşam ile yatsı arasında namaz kılarsa, işte o evvâbîn (Allâh’a dönenlerin) namazıdır.”[4].

Teheccüd Namazı:

Yatsı namazından sonra bir zaman uyuduktan sonradan kalkılıp kılınan gece namazıdır. En azı iki rek’attır, çoğu için sınırlama yoktur. İki rek’atta bir selamlama verilerek kılınır. Gecenin son üçte bir vaktinde kılmak daha faziletlidir. Peygamber Efendimiz -sallâlâhü aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Her kim geceleyin uyanır, hanımını da uyandırır ve iki rek’beygir namaz kılarsa, Allâh’ı çok zikreden erkekler ile kadınlardan yazılırlar.”[5]

Küsüf ve Husûf Namazları:

Küsuf namazı: Güneş tutulduğu süre kılınan namazdır. Husûf namazı: Ay tutulduğu süre kılınan namazdır.

Bu namazlar iki rek’beygir olarak kılınır. Her rek’atte iki kıyam ve iki rükû’ yapılır. Kıyamlarda kıraat, rükû’larda tesbihatlar uzatılır, secdelerdeki tesbihatlar ise uzatılmaz. Ay tutulmasında kıraat sesli, Güneş tutulmasında ise gürültüsüz okunur. İmam namazdan daha sonra hutbe okur.

Korku Halinde Namaz:

Savaş esnasında cemaat ile birlikte nefret edilen şey namazı kılınır. İmam, cemaati iki gruba ayırır. Bir grup, düşmana karşısında durur ve imam öteki gruba bir rek'atı kıl­dırır. İkinci rek'at için kıyama kalktıklarında cemaat gaye ederek imamdan ay­rılır, namazı yalnız başına tamamlarlar ve düşmana aleyhinde nöbet tutmaya gi­derler. Nöbettekiler de gelip ikinci rek'atta imama tâbi olurlar. İmam teşehhü­de oturunca kendileri kalkar, ikinci rek'atı kendi başlarına kılarak teşehhüdde imama yetişir ve imamla birlikte selâm verirler. Sevgili Peygamberimiz Zâtürrika' mıntıkasında bu namazı bu şekilde kıldırmıştır.  Bu namazda silâh taşımak sünnettir.

Savaş ya da nefret edilen şey şiddetlendiğinde kişi süvari olsun yaya olsun imkân bulduğu şekilde namaz kılar. Savaş sırasında rükû ve secde yapma imkânı bulamayan birey, bu rükünleri ima ile yerine getirir. Yangın, sel ve yırtıcı hayvandan korkan ya da malî can sıkıntısı sebebiyle alacaklısı tarafından hapsedilmekten korkup kaçan için de benzer hükümler geçerlidir. Zelzele, yıldırım çarpması, fırtına, fırtına, veba ve güya felâketlerden korkulması halinde yüce Allah'a yönelip sığınarak iki rek'at namaz kıl­mak menduptur.  

Abdest namazı:

Abdest veya gusül alındıktan sonra, abdest namazı niyetiyle iki rekât şeklinde kılınır.

Sefer namazı:

Yolculuğa çıkılacağı vakit, evden çıkmadan önce iki rekât ve yolculuktan dönüşte de iki rekât “sefer namazı” kılınır. Dönüşteki sünneti, eve varmadan önce, camiye uğrayıp orada kılmak daha sevapdır.

Tesbih Namazı:

Tesbih namazı, münferit olarak ömürde bir kere kılınması nasihat edilen dört rek’atli bir namazdır. İkişer rek’beygir kılınır.

Kıyamda kıraatten daha sonra 15, rüku’da, itidalde, secdelerde, celsede ve istirahat oturuşu ile son oturuşta 10 kez "Sübhânallâhi vel-hamdü lillêhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber” denir. Sonuncularda “Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym" eklemek efdaldir. Her rek’atte 75 kere toplamda 300 defa tesbihat getirilmiş olur.

Tevbe Namazı:

Bir müslümanın günah işleyince pişman olup işlediği günahtan tevbe etmek için dürüstçe abdest alıp iki rek’at namaz kılması menduptur. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Herhangi bir kul, bir günah işlediği süre uygun bir şekilde abdest alır, sonradan iki rek’beygir namaz kılar ve günahtan bağışlanmasını dilerse, günahı bağışlanır.”[6]

İstihâre Namazı:

Bir kimsenin, yapılması istenilen bir işin uğurlu olup olmayacağının kendisine Allâh göre bildirilmesi maksadıyla yatmadan önce kıldığı iki rek’at namazdır. İstihare; yapılması, doğru olup olmadığı meçhul şeylerde ya­pılır. İstihareden sonra ilk kere kalbe doğan şeyin şanslı olduğu kabul edilerek ona tarafından ha­reket edilir. Câbir bin Abdullâh diyor ki: “Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, bize Kur’ân’dan bir sûre öğretir gibi istihâreyi öğretirdi...”[7]

Yağmur Duâsı Namazı:

Yağmurun yağmadığı veya kaynakların kuruduğu kıtlık zamanlarda yasal’ kılınmıştır. İmam, iki rek’at namaz kıldırır, daha sonra da hutbe okur.

Hacet Namazı:

İki rek’atli bir namazdır. Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, kulun dünyevî ve uhrevî hacetlerine nâil olması bakımından Allâh’a namaz ile ilticâ eylemesini beyân sadedinde şöyle buyurur: “Her kimin Allâh’tan bir dileği olursa yahut insanlardan herhangi birinden bir dileği bulunursa, önce adilane abdest alsın ve iki rek’at namaz kılsın. Sonradan Allâh’a hamd ve senâda bulunsun. Sonradan Hazret-i Peygamber’e salât ü selâm eylesin. Daha Sonra da hacet duâsını okusun.”[8]  Hacet duasının Arapça okunuşu şöyledir: "Lâ ilâhe illallâhü’l-halîmü’l-kerîm. Sübhânellâhi Rabbi’l-arşi’l-azîm. El-Hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn. Es'elüke mûcibâti rahmetik. Ve azêime mağfiretik. Ve’l-ğanîmete min külli birrin ve’s-selâmete min külli ism. Lâ teda'lî zenben illâ ğaferteh. Ve lâ hemmen illâ ferracteh. Ve lâ hâceten hiye kir ridan illâ kadayteh. Yâ erhame’r-Râhimîn."

1 Buhârî, Rikâk, 38

2 Buhârî, Salât, 60

3 Buhârî, Müslim

4 İbn-i Mübârek, er-Rakâik

5 Ebû Davud, Salat 307

6 İbn Mace, Salat 193

7 Buhârî, Teheccüd, 28

8 Tirmizî, Salat 348

Kaynak: Hasan Serhat Yeter, FIKIH 1 (Şafii Mezhebi), 2017

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/nafile-namazlar-safii-fikhi.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.