Vâkıa Suresi 10. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
banner121

Vâkıa Suresi 10. ayeti ne anlatıyor? Vâkıa Suresi 10. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Vâkıa Suresi 10. Ayetinin Arapçası:

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ

Vâkıa Suresi 10. Ayetinin Meali (Anlamı):

Üçüncü zümre “sâbikûn”; dünyada şanslı işlerde öne geçen­lerdir ancak, onlar âhirette mükâfatda da öne geçeceklerdir.

Vâkıa Suresi 10. Ayetinin Tefsiri:

Mahşer günü halk müziği şu üç zümreye ayrılacaklardır:

Birincisi; ashâb-ı meymene: اَلْمَيْمَنَةُ (meymene); sağ kol, sağ taraf yoksa meymenet, uğur ve bolluk mânalarına kazanç. Sağ taraf, meclislerde daha ziyâde hürmet ve hürmet mevkii olduğu için, “ashâb-ı meymene” derin saygı makamında bulunan yüksek haysiyet sahipleri demektir. Bu gibi kimseler şanslı ve faydalı kimseler olmaları sebebiyle “meymenetli” diye de nitelendirilir. Bu zümreden sûrenin 27, 38, 90, 91. âyetlerinde “ashâb-ı yemîn” olarak bahsedilir. Bunlar şanslı, bahtlı ve iyi kimseler olup, mahşer günü amel defterleri kendilerine sağ taraftan verilecektir.

İkincisi; ashâb-ı meş’eme: اَلْمَشْـَٔمَةُ (meş’eme); sol kol, sol taraf yahut meymenetin zıddı olarak şeâmet, şanssızlık, bereketsizlik demektir. Buna göre “ashâb-ı meş’eme” de sol tarafta, alçak yerde bulunan değersiz yoksa keza kendilerine hem de yakınlarına uğursuzluğu dokunan kimselerdir. Her iki mânaya da dikkat çekici edilmek üzere bu vasıfları iki kez yeniden edilmiştir. Bunlardan sûrenin 41. âyetinde “ashâb-ı şimâl”, 51 ve 92. âyetlerde “yoldan çıkmış yalancılar, inkârcılar” olarak bahsedilir. Bunlar uğursuz, bedbaht ve kötü kimseler olup, mahşer günü amel defterleri sol taraflarından verilecektir.

Üçüncüsü; اَلسَّابِقُونَ (sâbikûn): Yarışı kazanıp ileri geçenler, öncüler, önde olanlar demektir. Bunlar Allah Teâlâ’ya kullukta, iman ve itaatte, sâlih amellerde ve hayır yarışlarında en öne geçenlerdir. Peygamberler, Habib-i Neccâr, Hz. Mûsâ’ya iman eden sihirbazlar, Ashâb-ı Kehf, muhacir ve ensardan sâbikûn-ı evvelin bu zümreye örnek teşkil eder.

Şu âyet-i kerîmede bu üç zümre hülâsa edilir:

“Sonradan o kitaba kullarımızdan seçtiklerimizi varis yaptık. Onlardan kimi vardır, kendi kendine zulmeder. Kimi vardır, dengelidir, orta yolu tutar. Kimi de vardır, Allah’ın izniyle her türlü hayırlı işlerde önde koşar. İşte en büyük lutuf budur.” (Fâtır 35/32)

Günah işleyip nefsine zulmedenler “ashâb-ı meş’eme”, muktesit olarak vasıflandırılan orta yolu tutmuş itidal sahibi mü’minler “ashâb-ı meymene”, Allah’ın izniyle hayırlarda önde gidenler ise “sâbikûn” yani en yüksek mânevî sıfatlara ve ahlâkî meziyetlere erişmiş mü’minlerdir.

Şimdi bu üç zümrenin âhiretteki halleri ve yaptıklarına denk bir şekilde ebedî mükafat ya da cezadan nasipleri haber veriliyor. Ilk Olarak mukarrabûn grubunun gönülleri mest edecek, akıllara durgunluk verecek ebedi güzellikteki halleri ve nail olacakları nimetleri canlı tablolar halinde resmediliyor:

Vâkıa Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Vâkıa Suresi 10. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/vakia-suresi-10-ayet-meali-arapca-yazilisi-anlami-ve-tefsiri.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.