Yemeğe Kusur Bulmak İle İlgili Hadisler
banner121

Yemeğe tenkit etmek ile ilgili hadisler nelerdir? Bir Müslüman yemek yemek yerken nasıl davranmalıdır?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yemekte hiçbir süre kusur aramazdı. İştahı varsa yer, canı çekmiyorsa yemezdi." (Buhârî, Menâkıb 23; Et`ime 21; Müslim, Eşribe 187, 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 13; Tirmizî, Birr 84)

Bir sonraki hadisle birlikte açıklanacaktır.

Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gün Peygamber aleyhisselâm ev halkından ekmekle birlikte yiyeceği bir katık istedi. Onlar da:

- Evde sirkeden diğer bir şey değil, dediler.

Resûl-i Ekrem onu getirmelerini söyledi. Daha Sonra da:

- “Sirke ne güzel katık; sirke ne güzel katık!” diyerek yemeğini yemeye başladı. (Müslim, Eşribe 167-169. Keza bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 39; Tirmizî, Et`ime 35; İbni Mâce, Et`ime 33)

Hadisi Nasıl Anlamalıyız?

Sahîh-i Müslim’deki bir rivayetten öğrendiğimize tarafından (Eşribe 169), bir gün Efendimiz genç sahâbîsi Câbir İbni Abdullah’ın evine uğramıştı. Câbir, babası Abdullah İbni Amr İbni Harâm’ın Uhud Gazvesi’nde şehid düşmesinden sonra yedi veya dokuz kız kardeşini geçindirmek zorunda kaldığı, bu hususta hiçbir fedakârlıktan kaçınmadığı için Efendimiz onu çok severdi. Bu genç sahâbîsine bir ikramda bulunmak istedi. Onun elinden tutarak hanımlarından birinin evine uğradı ve yiyecek bir şeyler istedi. Hizmetçi önlerine hurma yaprağından üretilmiş bir sofra serdikten sonra üç parça ekmek getirdi. Efendimiz ekmeğin birini kendi önüne, diğerini Câbir’in önüne koydu. Üçüncü parçayı da arasında taksim ettikten sonra:

- “Ekmekle yiyeceğimiz bir katık yok mu?” diye sordu.

- Hayır; ama biraz sirke var, dediler. O zaman Efendimiz:

- “Getirin onu, sirke ne hoş katıktır” buyurdu.

Peygamber Efendimiz’in, onun konut halkının ve sahâbîlerinin son derece sade bir hayatları vardı. Allah’ın Resûlü, eline geçen bir nimeti yoksul müslümanlarla paylaştığı, bilhassa Mescid-i Nebevî’de yatıp kalkan ehl-i Suffe dediğimiz müslümanların geçimini sağladığı için birçok zaman elinde ve evinde artı bir şey bulunmazdı. Onlar kendilerinden çok başkalarını düşündükleri, din uğrunda fedakârlığı ön planda tuttukları için yemeye içmeye fazla tartma vermezlerdi. bununla birlikte hali vakti iyi, sofrası daha zengin müslümanlar da değil değildi.

Resûlullah Efendimiz lüzum içinde bulundukları şartların etkisiyle, gerekse dünyaya pozitif tartma vermemesi sebebiyle, yemekleri beğenmezlik etmezdi. Hiçbir vakit bu az pişmiş, bu fazla pişmiş demezdi. Bu tuz olmuş, buna tuzlu atılmamış diye hata aramazdı. Yemekte kusur aramanın onu yapanı üzüp gönlünü inciteceğini bilirdi. Birini kırıp canını yakmak ise Resûlullah Efendimiz’in maksimum sakındığı bir şeydi.

Hanımlar ve ahçılar yemeklerinin mükemmel olmasını ve onu yiyenlerin beğenmesini istek ederler. Lakin insanın her hali bir olmaz. Bir şeye üzülen ya da rahatsız olan kimseler, dikkatlerinin dağılması sebebiyle hata edebilirler; hatta yemeği yakabilir veya sözde kusurlara isteksizce meydan verebilirler. Bu gibi durumlarda Peygamber Efendimiz’i örnek alarak bağışlayıcı edinmek ve yemekteki kusuru bir şakayla geçiştirmek en güzel davranıştır.

Bir Takım kimselerin yemek seçmesi, bir kısım yemekleri yiyip bir kısmından hoşlanmaması esasen güzel bir şey değildir. Ne var ancak bu davranış, daha fazla bir huy ve tabiat meselesidir. Onların bu tavrını başkalaştırmak güç olduğu için alışkanlıklarını sıradan karşılamalıdır. Kuşkusuz onlar da beğenmedikleri bir yemek yemek karşısında kırıcı davranmamalı, kendi özel kusurlarını göz ardı etmemelidir.

Câbir İbni Abdullah’ın: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sirke ne güzel katıktır, buyurduğunu duyduğum günden beri sirkeyi severim” demesi; bu rivayeti Câbir’den öğrenen tâbiîn muhaddislerinden Talha İbni Nâfi`in de: “Ben bu hadisi Câbir’den işiteli beri sirkeyi severim” demesi (Müslim, Eşribe 167), Peygamber aleyhisselâm’ın sevdiğini sevme, onun huylarını benimseme konusunda bizim için ne güzel örnektir.

Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir?
Peygamber Efendimiz mütevâzi bir insan olduğu için yemekte hata aramazdı. Canı çekiyorsa yer, çekmiyorsa yemezdi. Yemeği beğenmemek kibirden, lükse ve israfa düşkünlükten kaynaklanan kötü bir huydur. Sofraya getirilen yemek ne kadar sade olursa olsun, Allah’ın bir ihsânı olduğunu düşünerek şükretmeli ve yemek hakkında iyi sözler söylemelidir.

Dışarıda veya Dıştan Yemek Yeme Âdabı Nasıl Olmalı?

Kaynak: www.islamveihsan.com URL: https://www.islamveihsan.com/yemege-kusur-bulmak-ile-ilgili-hadisler-nelerdir.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.